
Esas No: 2017/25354
Karar No: 2019/21390
Karar Tarihi: 25.11.2019
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/25354 Esas 2019/21390 Karar Sayılı İlamı
Özet:
İşçinin iş akdinin haksız nedenle feshedildiği ve fesihin kötü niyetle gerçekleştiği tespit edilerek takibin devamı ile icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasında kötü niyet tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda ihtilaf bulunmaktadır. İş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötü niyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Alacak likit değilse likit alacaktan söz edilemez. Kötü niyet tazminatı şartları ve miktarının hesaplanması açısından İş Kanunu'nun 17. maddesi gereklidir.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İTİRAZIN İPTALİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş akdinin haksız nedenle feshedildiğinden müvekkili adına Yusufeli icra müdürlüğünün 2014/277 esas sayılı icra dosyası ile davalılar hakkında 03/07/2014 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ile kötü niyet tazminatı ve ücretli izin hakkı alacakları ve bu alacaklara fesih tarihinden itibaren işelmiş faiz alacakları için ilamsız icra takibine geçildiğini, ancak borçlu tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve davalılar aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar ayrı ayrı verdikleri dilekçeler ile, takibin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı tarafın iş akdini haklı nedenlerle feshettiğine dair ispat yükü uyarınca dosyaya geçerli bir delil sunmadığı hususu ele alınarak davacının iş akdinin davalılarca haksız şekilde sonlandırıldığı ve feshin kötü niyetle gerçekleştiği tespit edilmiş olduğu gerekçesiyle takibin devamı ile icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmiştir
Temyiz Başvurusu:
Karar, yasal süresi içinde davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacının kötü niyet tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda ihtilaf bulunmaktadır.Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar süresi tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu"nun 2. maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyi niyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanunu"nun 17. maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötü niyet tazminatı denilmektedir.
Kötü niyet tazminatına hak kazanma şartları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Kanun"un 17. maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötü niyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir. Genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması gibi durumlara bağlı fesihlerin kötü niyete dayandığı kabul edilmelidir.
Somut olayda, dosya kapsamına göre davalı işverenin davacı işçiyi işten çıkartmasında kötü niyetli davrandığına ilişkin yukarıda yazılı esaslara uygun bir eylem ve bildirimde bulunmadığı bu sebeple feshin kötü niyetli yapılmadığı anlaşıldığından Mahkemece kötü niyet tazminatına hak kazanılmadığının tespiti ile hüküm kurulması gerekirken feshin kötü niyetle gerçekleştiğinin kabulü ile kötü niyet tazminatına yönelik takibin devamına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3- Taraflar arasında icra inkar tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı uyuşmazlık konusudur.İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez.Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Bu şartlar yoksa likit bir alacaktan söz edilemez.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı yararına % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ise de davacının iş akdinin feshi konusu taraflar arasında ihtilaflı olup, alacak likit değildir. Bu itibarla davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca kabule göre de takip ile istenen asıl alacağın toplam miktarı 15.388 TL olup bu miktarın % 20’si 3077,6 TL iken mahkemece 3223,68 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
4- Taraflar arasında işlemiş faiz miktarı ve konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı tarafça icra takibine konu edilen alacaklar, kıdem ve ihbar tazminatı ile kötü niyet tazminatı ve yıllık izin ücreti ve bu alacaklara fesih tarihinden itibaren işlemiş faiz tutarından ibarettir. Mahkemece, tüm taleplere fesih tarihinden takip tarihine kadar faiz uygulanmak ve işlemiş faiz alacağı da kabul edilmek sureti ile davalının itirazının iptaline karar verilmiştir. Kıdem tazminatı dışındaki taleplere fesih tarihinden itibaren faiz uygulanması yerinde değildir. Zira, somut olayda davacının icra takibi öncesinde davalıları temerrüde düşüren herhangi bir işlemi bulunmadığı halde, borçludan işlemiş faiz talep etmesi yerinde değildir. Takibe konu ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti ile kötü niyet tazminatı talepleri yönünden mahkemece temerrüt oluşmadığı halde, davacının işlemiş faiz talebi yönünden borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi ayrıca bozma sebebidir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25/11/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.