10. Hukuk Dairesi 2016/13580 E. , 2019/1293 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 10.01.2009 tarihinde, meydana gelen trafik-iş kazası sonucu yaralanan sigortalıya, sürekli iş görmezlik nedeniyle bağlanan gelirler ile yapılan tedavi masraflarının 5510 sayılı Kanunun 21. ve 23. maddeleri uyarınca, davalılardan rücuan tahsilini talep etmiştir.
5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesi 1. fıkrası ile “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Aynı kanunun 23. maddesinde ise "Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, Kurumca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, 21 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir." hükmü öngörülmüş olup, maddenin açık hükmü karşısında; gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.
Anılan maddeye göre davalı işverenin sorumluluğu kusursuzluk ilkesine dayanmakta olup, zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe giriş bildirgesi yasal süre içerisinde Kuruma verilmemişse ve zararlandırıcı sigorta olayı bu yasal süreden sonra meydana gelmişse Kurumca yapılan sigorta yardımlarından 23. maddeye göre sorumlu tutulması, bu durumda tarafların kusur oranı gözetilmeksizin belirlenen ilk peşin sermaye değerinden, Borçlar Kanunu’nun 43-44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50"sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak kurum zararının belirlenmesi gerekecektir.
Hükme esas alınan kusur raporunda; zararlandırıcı sigorta olayında sigortalının %25, kimliği ve plakası saptanamayan aracın kimliği belirlenemeyen sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, davalı işveren ... yönünden ise kusuru bulunmadığı kanaati belirtilmiş olup, Mahkemece davalı işveren tarafından sigortalıya ait işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmemiş olmasından dolayı, 5510 sayılı Kanunun 23. maddesi gereği, sigortalının kusurunun yarısı oranında işverenin sorumluluğuna hükmedilmek suretiyle, %12,5 kusur karşılığı davacı Kurumun alacağına hükmedildiği, davalı ... yönünden ise, poliçe limiti dahilinde sigortalı işçiye yapılan ödeme nedeniyle sorumluluğu kalmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu somut olayda; 5510 sayılı Yasa 23. madde koşullarının oluştuğunun anlaşılması karşısında; işveren şirketin 23. maddeye göre; tarafların kusur oranı gözetilmeksizin belirlenen ilk peşin sermaye değerinden, Borçlar Kanunu’nun 43-44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50"sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak kurum zararından, talep gibi%50’sinden sorumlu olduğu gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde eksik rücu alacağına karar verilmiş olması isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun Geçici 3. maddesindeki atıf gözetilerek, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
S O N U Ç: 1-Hükmün 1. fıkrasında bulunan “18.685,93 TL” ibaresinin silinerek yerine “74.743,75 TL” ibaresinin yazılmasına,
2-Hükmün 2. fıkrasında bulunan “101,59 TL” ibaresinin silinerek yerine “406,37 TL” ibaresinin yazılmasına,
3- Hükmün 3. fırkasında bulunan “2.254,50 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin silinerek yerine “8.616,51 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına,
4- Hükmün 4. fıkrasında bulunan “1.283,00 TL” ibaresinin silinerek yerine “ 5.133,50 TL” ibaresinin yazılmasına, ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan ..."dan alınmasına, 18.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.