
Esas No: 2017/55
Karar No: 2017/59
Karar Tarihi: 24.01.2017
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2017/55 Esas 2017/59 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mağdur ..."e yönelik yağma suçundan sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK"nın 149/1-c-d, 168/3-2, 62, 53, 58. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yoksunluğa; mağdur ..."a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK"nın 109/2, 109/3-b, 62, 53, 58. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yoksunluğa ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.05.2014 gün, 2014/56 Esas ve 2014/170 Karar sayılı hükmü sanık ... ve sanıklar ... ve ... savunmanları tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6.Ceza Dairesi 22.01.2015 gün 2014/12496- 2015/701 sayı ile;
“Diğer Temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak
1-Sanıkların işyerine geldiklerinde yakınandan 10.-TL para istedikleri, önce olumsuz yaklaşan yakınanın baskı sonucu parayı vermeyi kabul ettiği, ancak sanıkların bu kez isteklerini sigara olarak değiştirdikleri ve yakınanın bunu da kabul edip karşı tarafta bulunan marketten bir paket sigara satın alarak sanıklara teslim ettiği ve bunun üzerine sanıkların işyerinden ayrıldıkları olayda, sanıkların suç kastını ve iradesini sadece değer olarak az olan miktarda paraya özgüleyerek eylemlerine başladıkları ve yerine istedikleri sigaranın da değerinin benzer olduğu, buna göre istedikleri ile elde ettikleri arasında oransızlık olmadığı ve alınan sigaranında değer olarak az olduğunun anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 150/2. maddesi ile cezalarından indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
2-Sanıkların yakınana herhangi bir fiziki müdahalede bulunmadan tehdit ile baskı yaparak yakınanın araca binmesini sağladıktan sonra araç içerisinden inmesine izin vermeyip başka bir sokağa götürdükleri, burada ise istedikleri zaman para vereceğinden bahisle tehditlerine devam ettikleri ve bir üst sokakta bıraktıkları ancak süreç boyunca yakınanın şahsına zarar verici bir harekette bulunmadıklarının anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında 5237 sayılı Yasanın 110.maddesinin uygulanması yerine yakınana verilen şahsi zarar açıklanıp gösterilmeden “Sanıkların yakınanı bırakırken bile tehditte bulundukları” şeklindeki yasal ve yeterli olamayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,” şeklinde bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.03.2015 gün 2015/44- 2015/55 sayılı kararı ile;
“Dosya kapsamı ve belirtilen hususlar birlikte nazara alındığında; olayın ne şekilde gerçekleştiği hususunda Yargıtay dairesiyle mahkememiz arasında görüş farklılığı bulunmadığı; fakat 5237 sayılı TCK"nun 150/1 ve 110. maddelerinin tatbik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda uyuşmazlık bulunduğu, Yargıtay bozmasının anılan kanun ahkamının sanıklar lehine tatbik edilmemesine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle 5237 sayılı TCK"nun 150.maddesinin tatbik şartlarının somut olayda sanıklar lehine gerçekleşmediği aşikardır. Gerçekten de mahkememizin önceki kararında da belirtildiği üzere iddianame konusu iş bu olaylarda, her ne kadar mağdur ..."a yönelik eylem teşebbüs aşamasında kalmış, mağdur ..."den ise sadece 10.-TL para yağmalanmış ise de; sanık ..."nın olaydan öncede belli bir süre sürekli mağdur ..."un işyerine gelip para isteyerek alıp gitmiş olması, bu şekilde her iki sanığın mahallede mafyavari bir yapılanma görüntüsü içerisinde, mağdurun işyerine gelerek eylemde de geçtiği üzere ne zaman gelirlerse kendilerine para vermesi gerektiğine yönelik hareket tarzları, mağdurlardan haraç istemeleri, üstelik maddi zaruret içerisinde olup da çok büyük bir ihtiyaclarının giderilmesi için değil de aldıkları parayı keyfi bir şekilde bira ve sigara parası olarak talep etmeleri, her iki sanığın da adli sabıkalarına yansıdığı üzere ve bizzat huzurda gözlemlemede anlaşıldığı üzere olumsuz sosyal kişilik arz etmeleri, tüm dosya kapsamı, olayların genel cereyan şekli değerlendirildiğinde, Yargıtay yerleşik içtihatlarında belirlenen, yağma suçlarında sanıkların daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar olanı almaları daha azı ile yetinmeleri kriterinin somut olaylarda tezahür etmediği kanısına varıldığından iş bu bozma kararına aşağıdaki şekilde direnmek gerekmiştir.
Bunun gibi her ne kadar özel daire tarafından mahkememiz hükmü anılan kanunun etkin pişmanlığı düzenleyen 110.maddesinin dahi sanıklar lehine tatbik edilmemiş olması sebebiyle bozulmuş ise de; yine önceki kararımızda da belirtildiği şekilde, olayın kabul ediliş biçiminde de belirlendiği ve yukarıda yapılan değerlendirme ile ortaya konulduğu üzere, sanıkların her üç olayda da bir arada bulunarak, birbirlerine destek olarak, doğrudan olaya katılarak fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, mağdur ..."u birlikte işyerinden alıp araçları ile götürerek, hakimiyet alanlarına alıp araç içerisinde mağdura yönelik tehdit kullanmak suretiyle haraç şeklinde sürekli para vermeye yönelik baskı uyguladıkları, bu olayın hemen ardından ertesi gün de aynı şekilde her iki sanığın mağdur ..."u katmerci dükkanından birlikte dışarıya çıkararak aynı maksatla darp ettikleri, mağdurun olay yerinden kaçarak sanıkların ellerinden kurtulduğu, sanık ..."in gerek olaylara doğrudan katılarak, gerekse olayların işlendiği sırada orada bulunarak diğer sanığın eylemlerinin icrasını kolaylaştırdığı, bu durum itibarıyla sanıklar ... ve ..."in, mağdur ..."a yönelik her iki eylemi bir bütün halinde tek hedefe yönelik tek yağma suçunu oluşturduğu ve her iki sanığın da mağdur ..."a yönelik atılı yağma suçunun asli failleri oldukları, eylemlerine konu tehdit ve cebrin yağma konusu parayı vermeyi/teslim etmek zorunda bırakmayı sağlayacak derecede ağır ve ciddi olup iş bu mezkur sonucun, ortaya çıkarmaya elverişli nitelikte bulunduğu, ayrıca mağdur ..."a yönelik eylem sırasında, her iki sanığın mağduru araca bindirerek götürüp, tehdit de kullanarak mağdurun istediği gibi hareket etme serbestisini gayri meşru surette ortadan kaldırdıkları, ancak bu olayda her iki sanığın mağdur ..."un hürriyetini tahdit etmeleri sürecinde mağduru, kabulde geçtiği şekilde yoğun bir şekilde tehdit ve tahkir etmeleri, mağdurdan haraç istemeleri ve devam eden günlerde geldiklerinde de mağduru mahallede barındırmayacaklarını, bir dahaki sefer 2-3 gün dışarı çıkarmayarak dövüp geberteceklerini söyleyerek şartlı bir şekilde serbest bırakmaları karşısında, 5237 sayılı TCK"nun 110.maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşullarının gerçekleşmediği, dolayısıyla anılan 110.maddenin tatbik kriterinin dahi somut olaylarda tezahür etmediği kanısına varıldığından, iş bu bozma kararına da aşağıdaki şekilde direnmek gerekmiştir.” gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar verilmiştir.
Bu hükmün sanıklar savunmanları ve o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "bozma" istekli 02.07.2015 gün ve 2015/230714 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilen dosya;
5271 sayılı CMK"nın 307/3. madde ve fıkrasının 2. cümlesini değiştiren ve geçici 10.maddesini düzenleyen, 02/12/2016 gün, 29906 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 36. maddesi uyarınca; "Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu"na gelen ve henüz karara bağlanmamış olan dosyaların, öncelikle kararına direnilen Daire tarafından incelenmesinin zorunlu kılınması karşısında;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığının 07/12/2016 gün, 2015/650 Esas ve 2016/1076 sayılı kararı ile Dairemize gönderilen dosya, yeniden incelenerek değerlendirilmiş ve karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY KARARI
Oluş ve dosya kapsamına göre, sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ..."e yönelik yağma suçundan kurulan hükümde 5237 TCK" nın 150/2. maddesinin ve mağdur ..."a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümde 5237 TCK"nın 110. maddesinin uygulanması gerektiğinden, mahkemenin kararlarının gerekçe ve sonuçları itibariyle yerinde görülmediğinden bozulmasına dair;
Dairemizin 22/01/2015 tarih ve 2014/12496 Esas, 2015/701 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/03/2015 gün 2015/44 Esas ve 2015/55 Karar sayılı ilamındaki direnme kararı yerinde görülmediğinden,
CMK"nın 307/3.maddesi gereğince, mahkemenin direnme kararı konusunda karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 24.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.