11. Hukuk Dairesi 2019/1317 E. , 2019/8061 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/09/2018 tarih ve 2018/344 E.- 2018/571 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi"nce verilen 24/01/2019 tarih ve 2019/94 E.- 2019/88 K. sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin iki ortaklı olduğunu, müdür ortak tarafından ortaklar kurulu çağrısının sadece ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, taahhütlü mektup ile çağrının yapılmadığını, müvekkilinin usulüne uygun davet edilmediği toplantıya müdür olan ortağın katıldığını, müdür ortağın tek başına kararlar aldığını, toplantıda alınan kararlardan 3 numaralı madde ile bilançoların onaylandığını, 4 numaralı madde ile müdürün ibrasına karar verildiğini, 6 numaralı madde ile sermayenin artırılmasına karar verildiğini, müdürün 3 ve 4 numaralı maddelerde oy hakkı bulunmadığını, 6. maddenin de yeterli çoğunlukla alınmadığını, bu nedenle 03/05/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların batıl olduğunun tespitine, bu talebin kabul görmemesi halinde 23/05/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, toplantıda sermaye arttırımına ilişkin bir karar alınmadığını, müvekkilinin ortakları arasındaki derdest davalar nedeniyle toplantının davet aşamasında kaldığını, fiilen gerçekleşemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafça usulüne uygun şekilde davacının toplantıya çağrıldığının ispat edilemediği, 23/05/2016 tarihli genel kurul toplantısının 3. maddesinde bilanço ve karar zarar hesaplarının tasdiki ve 4. maddesi ile şirket müdürünün ibrasına ilişkin kararların şirket müdürü olan Mine Sıdıka Kermalli"ye vekaleten kullanılan oy ile alınmış olduğu, oysa bu kararlar için müdür dışındaki ortaklarca oy kullanılabileceği, bu nedenle bu kararın yok hükmünde olduğu, 5. gündem maddesi ile geçmiş yıllar karlarının dağıtılmaması ve sermayeye ilave edilmemesine karar verilmiş ise de, kâr payının neden dağıtılmadığına ilişkin gündem maddesinde bir açıklama bulunmadığı gibi yargılama safahatında davalı tarafça kâr payı dağıtılmamasının gerekçeleri de dilekçelerinde izah edilmediği, ortaklar kurulunun bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmakta keyfi bir şekilde sarfı nazar edemeyeceği, TTK hükümlerine aykırı olan kararların iptal ettirilebileceği gibi şirketçe kâr dağıtmama konusunda haklı bir nedene dayanmayan direnme halinde ortaklar kazancın kanun hükümleri gereğince tespit ve dağıtılmasını da talep ve dava edebilecekleri, TTK"nın 608. maddesi ve davalı şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesi birlikte değerlendirildiğinde geçmiş yıllar karlarının dağıtılmaması ve sermayeye ilave edilmemesine ilişkin alınan kararın hukuka ve iyiniyet kuralına aykırı olduğu, TTK"nın 456/3 maddesi uyarınca anonim şirketlerde sermaye arttırımı genel kurul veya yönetim kurulu karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde tescil edilmediği takdirde genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmış ise izin geçersiz hale geleceği, sermaye arttırılmasına ilişkin ana sözleşme tadiline dair genel kurul kararı genel kurul tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içerisinde tescil ve ilan edilmediğinden dava açıldıktan sonra geçersiz hale geldiğinden bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile ortaklar kurulunda alınan 3. ve 4. maddelerin batıl olduğunun tespitine, 5. maddenin iptaline, 6. madde bakımından davanın konusuz kaldığından bu talep bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK"nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, 23/05/2016 tarihli genel kurul toplantısının bilanço ve kar zarar hesaplarının tasdikine dair 3. maddesi bakımından müdür olan ortağın oy kullanamayacağı, müdür ortağın oyu hariç tutulduğunda karar nisabının oluşmadığı gerekçesi ile 3. maddenin batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın limited şirketlerde oydan yoksunluğu düzenleyen 619. maddesinde bilançoların onaylanmasına ilişkin kararlarda şirket müdürlerinin oy hakkından yoksun olacağı belirtilmemiştir. Dolayısıyla müdürlerin de bilançoların onaylanmasına ilişkin kararlarda oy hakkı bulunduğundan anılan madde bakımından karar nisabının oluştuğu kabul edilerek, 3. maddenin iptali isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK"nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.