16. Hukuk Dairesi 2016/16241 E. , 2019/5269 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 17.09.2019 gün ve saatte temyiz eden ... vekili Avukat ... ile aleyhine temyiz istenilen ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 150 ve 154 parsel sayılı 659.962,00 ve 167.138,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar eşit paylarda ... , ... ve ... adına hükmen tescil edilmiş, ... payı satış nedeniyle ... Ziraat Hayvancılık Sanayi ve Tic. A.Ş adına tescil edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve hibe senedinin geçersiz olduğu iddiasına dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların hükmen tesciline esas alınan Tarsus Kadastro Mahkemesi’nin 1955/462 Esas, 1997/146 Karar ile 1999/169 Esas, 1999/190 Karar sayılı ilamları gerekçe gösterilerek kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; verilen karar dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun düşmemektedir. 6100 sayılı HMK"nın 303/1. maddesi gereğince “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” Mahkemenin kesin hüküm saydığı Tarsus Kadastro Mahkemesi"nin 1955/462 Esas, 1997/146 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; çekişmeli 150 parsel sayılı taşınmaz hakkında davacı Hazine tarafından, taşınmazın tespit maliki Hasan Karamehmet (eldeki dosyanın taraflarının müşterek murisi) aleyhine kayıt miktar fazlasının Hazine adına tescili istemine dayalı olarak dava açıldığı, yargılama sonunda Hazinenin davasının reddine ve çekişmeli 150 parsel sayılı taşınmazın 1/3’er hisse ile eldeki dosya davalıları ..., ... ve ... adına tesciline karar verildiği ve verilen kararın, temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin onaması ile kesinleştiği; Tarsus Kadastro Mahkemesi’nin 1999/169-190 Esas-Karar sayılı dosyasında ise çekişmeli 154 parsel sayılı taşınmaz hakkında davacı ... tarafından tespit maliki Hazine aleyhine tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açıldığı, yargılama sonunda davanın kabulüne ve 154 parsel sayılı taşınmazın 1/3’er hisse ile eldeki dosya davalıları ..., ... ve ... adına tesciline dair verilen kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin onaması ile kesinleştiği anlaşılmaktadır. Açıklanan dosya kapsamı itibariyle her iki davada dava konusu edilen taşınmazlar aynı olmakla birlikte, eldeki dosyanın tarafları sözü edilen dava dosyalarında karşı karşıya gelmemişler, başka bir anlatımla aynı tarafta yer almışlardır. Bundan ayrı, eldeki dosyada davacılar Kadastro Mahkemesindeki 1955/462 ve 1999/169 Esas sayılı dava dosyalarında vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve müşterek muris Hasan Karamehmet’in davalılar lehine 1964 tarihinde düzenlediği hibe senedinin geçersiz olduğu iddiasına dayanarak tespitten sonraki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunduklarına göre dayanılan hukuki sebebin de farklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda kesin hükmün varlığından söz edilemez. Hal böyle olunca, mahkemece; tespitten sonraki nedene dayalı dava yönünden işin esasına girilip toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davanın niteliğine göre olayda 3402 sayılı Yasa"nın 12/3. maddesinin uygulama yeri de bulunmadığına göre davalılar vekilinin buna ilişkin temyiz itirazı yerinde değilse de, davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
17.09.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.