13. Hukuk Dairesi 2016/11690 E. , 2017/9215 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Asil ... ve vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ..."ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu, davalı ile aralarında yazılı ücret sözleşmesi bulunduğu, davalı adına açtığı davalar için yargılama giderleri, ön alım bedelleri ve konaklama masraflarının da kendisi tarafından yapıldığını, görevini layıkıyla yerine getirmesine rağmen davalı yanca haksız azledildiğini ileri sürerek belirsiz alacak davası açtığını, yaptığı masraflar ile akdi ve karşı yan ücretleri için şimdilik 10.000 TL"nin azil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.ahkemece, davanın kısmen kabulü ile yapılan masrafların iadesine yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, haksız azilden kaynaklanan akdi ve karşı yan vekalet ücret alacağı ile yapılan masraflara ilişkindir. Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” Hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil Avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir. Yine aynı kanunun 164. maddesinde Avukatlık ücretinin, Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesinin avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabileceği, 163. maddesinde ise, Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerli olacağı hükmü öngörülmüştür.Somut olaya bakıldığında; davaya konu 4 adet önalım davasının azil tarihi olan 23.10.2008 tarihinden önce davalı lehine kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalı avukatın azledilmeden önce akdi ve karşı yan ücret alacağına konu dava dosyalarını davalı lehine sonuçlandırdığı mahkemenin de kabulünde olduğuna göre, azlin haklı ya da haksız olduğuna bakılmaksızın davacı avukatın akdi ve karşı yan ücretlerine hak kazandığının kabulü gerekir. Bu hususlar mahkemeninde kabulünde olup ihtilafsızdır. Somut olayda ihtilaf, taraflar arasındaki sözleşmenin 10 maddesinde yer alan ‘İş bu sözleşmeye konu olan işten dolayı avukata, önalım hakkına konu taşınmaz hissesi değerinin % 30"u avukatlık ücreti olarak ödenecektir’’ hükmünden kaynaklanmaktadır. Mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınarak 2012 yılında yapılan taşınmazın hisse değeri esas alınarak tavan oran olan %25 üzerinden akdi vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; davacı avukat davaları açarken müddeabihleri belirlemiş olup, ön alım davasına bakan mahkemelerce de bu müddeabihler esas alınarak hüküm kurulmuştur. İlgili dosyalarda davacı avukatınca ıslah ile değer artırılmadığı gibi, taşınmazın hisse değerine isabet eden ön alım bedellerine bir itirazı olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, Avukatlık Kanununun 174,164 ve 163 maddeleri ve Dairemizin kökleşmiş ictihatlarıda birlikte değerlendirilerek; ön alım davalarına konu 4 adet dosyanın harçlandırılmış müddeabihleri üzerinden tavan oran olan %25 esas alınarak akdi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, dava konusu dosyalarla ilgisi olmayan ve azil tarihinden sonra yapılan icra dosyasındaki kıymet takdir raporunda belirlenen hisse değerleri esas alınarak hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacının temyiz itirazları yönünden yapılan inceleme; davacı avukat eldeki davayı açmadan önce vekalet ücretinin tahsiline yönelik Küçükçekmece 3. İcra müdürlüğünün 20145437 E.sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yapmış olup, vekalet ücreti icra takip tarihi itibariyle muaccel hale gelmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, icra takip tarihi esas alınarak faize hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava tarihi esas alınarak faize hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, 3. bent gereğince temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.