18. Ceza Dairesi 2018/3208 E. , 2019/14423 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- CMK"nın 170. maddesinin 3, 4 ve 6. fıkraları uyarınca, iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanunun 225. maddesine göre de, hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21/02/2012 gün 4/570-51 sayılı Kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, CMK"nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açacaktır. Bu sebeple, bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesinin o olay hakkında dava açıldığını göstermeyecek, dava konusu yapılacak eylemin iddianamede bağımsız olarak anlatılması ve sevk maddesinin belirtilmesi gerekecektir.
Bu açıklamalar ışığında, iddianame içeriğine göre sanık hakkında mağdur ...’a karşı tehdit suçundan dava açıldığı, katılan ...’a karşı tehdit suçundan açılmış bir kamu davası bulunmaması ve sanık hakkında mağdur ...’a karşı söylediği iddia olunan ""sen komiser"misin sana ne,senin ağzını yüzünü dağıtırım" sözleri nedeniyle hakaret suçundan dava açılmasına karşın, sanık hakkında mağdur ...’a karşı "ben o kadar para veriyorum s... s... işlerimi yapacaksınız şeklinde sözler söylediği kabul edilip sanık hakkında katılan ve mağdura karşı hakaret suçundan hüküm kurulması karşısında, iddianamedeki eylem ile bağlılık kuralı dikkate alınmayıp, tehdit ve hakaret suçlarından zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı hususu da gözönünde bulundurulmadan, sanık hakkında TCK"nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle, 5271 sayılı CMK"nın 225. maddesine aykırı davranılması,
2- Sanık hakkında seçimlik ceza öngören hakaret suçundan kurulan hükümde adli para cezası tercih edilmesine rağmen, tehdit suçundan kurulan hükümde hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilmemek suretiyle hükümde gerekçesiz bir şekilde çelişki oluşturulması,
3- Sanığın Aile Sağlığı Merkezine daha önce evde sağlık hizmetlerinde yararlanmak için gittiğini, eve geleceklerini söylediklerini ancak gelmediklerini, olay günü yine kızının tedavisi için gittiğini eve gelmediklerini söylemesi üzerine kendisini kovduklarını ve evde bakım hizmetinden yararlanamadığını iddia ettiği ve bu iddianın doğruluğunun araştırılarak sonucuna göre, hakaret suçunda TCK"nın 129, tehdit suçunda ise, aynı Kanunun 29. maddelerinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılmaması,
4- Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde: “Bu Yönetmelik kapsamında yapılacak hukuki yardıma bağlı olarak Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca lehe hükmedilecek vekâlet ücretleri hakkında 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesi uygulanır.” hükmü, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesinde ise: “(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler karşısında, doktor olarak görev yapan katılanın, Sağlık Bakanlığının görevlendirdiği vekille temsil edilmesi ve Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesi ile 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesi uyarınca idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5- Hakaret suçundan kurulan hükümde uygulama maddesinin 125/3-a yerine 125/1 olarak yanlış gösterilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ...’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.