21. Hukuk Dairesi 2017/675 E. , 2017/4177 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ....Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ :....18. İş Mahkemesi
K A R A R
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
A)Davacı İstemi:
Dava, davacının sigortalılık başlangıcının 20.03.1986 tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.
B)Davalı Cevabı:
Açılan davayı kabul etmediklerini davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Mahkemenin, tanık anlatımları bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek davacının sigortalı olarak gözüken iş yerinde çalışmaya başladığı tespit edilmiş, işe giriş bildirgesinin verildiği tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçesine dayandığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 20.03.1986 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu;
Davalı vekili, işe giriş bildirgesi verilmesinin bir günlük çalışmanın karinesi olamayacağını, eylemli çalışmanın ispat edilmesi gerektiğini, Kurumun dava açılmasına neden olmadığıgerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu; ""davacının, 20.03.1986 tarihinde İlhan Yıldırım isimli işyerinde çalışmaya başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin 21.04.1986 tarihinde Kuruma verildiği, 312014 kayıt numarası ile Kurum kayıtlarına işlendiği, Kurum tarafından kayda alınarak davacının sicil dosyasında bulundurulan bildirgenin sahte olduğu yönünde herhangi bir iddianın ve kanıtın bulunmadığı, fiili çalışma olgusunun ilk derece mahkemesi tarafından dinlenen tanıklarca ispatlanmış olduğu, bildirgenin Kurum kayıtlarına işlenmiş olması nedeniyle beş yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, Kuruma bildirilen sigortalılığın priminin ödenmesinin denetlenmesi yükümlülüğünün Kurumda olduğu, kişilerin sosyal güvenlik hakkının gerçekleşmesini güvence altına almak için gerekli işlemleri yapmakla yükümlü olan ..."nun bu görevi yerine getirmemesi nedeniyle primlerin düzenli ödenmemesinin olumsuz sonuçlarının davacıya yüklenemeyeceği, davacının 20.03.1986 tarihinde İlhan Yıldırım isimli işyerinde işe başladığının aksini gösterir herhangi bir kanıt yok iken davacıyı sosyal güvenlik hakkından mahrum bırakacak uygulamaların Anayasa, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Ekonomik
Sosyal Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme"ye aykırı olduğu kanısına varılmış; bu nedenle, davalının istinaf sebeplerinin usul ve yasaya uygun olmadığı, davanın kabulüne karar veren mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı"" gerekçesiyle esastan reddine karar vermiştir
E)Temyiz:
Davalı Kurum vekili temyiz nedenleri:
Toplanan delillerin karar açısından yeterli olmadığını, yeterli inceleme yapılmadığını, davacının fiili çalışmasının ispatlanamadığını, dosya henüz tekemmül etmeden karar verildiği gerekçesiyle temyiz yoluna başvurmuştur
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 108.maddesinin 1. fıkrasında; " Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihdir." hükmü düzenlenmiştir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa"nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa"nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa"nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa"nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa"nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da kolluk yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 03.04.1967 doğumlu davacının, 506 sayılı Yasa kapsamında olan "...." nolu .... adli iş yerinde 20.03.1986 tarihinde işe girdiğini gösterir sigortalı işe giriş bildirgesinin usulüne uygun olarak Kuruma intikal ettirildiği, giriş bildirgesinin verildiği iş yerinden davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma bildirilmediği, işe giriş bildirgesinde bulunan fotoğrafın davacıya ait olduğu, işe giriş bildirgesinde bulunan imzanın davacıya ait olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yapıldığı, davacı tanıklarının dinlendiği, komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların araştırılması için zabıtaca araştırma yaptırılmadığı, Belediye, Kurum ve Vergi Dairesi"nden komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının sorulmadığı,davacının çalışma iddiasında bulunduğu dönemi kapsayan tarihte Kurum müfettiş incelemesinin bulunup bulunmadığının sorulmadığı, işyerinin 506 sayılı kanun kapsamında olup olmadığı ve 1986 yılına ait dönem bordrolarının araştırılmadığı, eylemli çalışma olgusu yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirlenmeden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; Kurumdan, Belediye"den ve Vergi Dairesinden sorulmak suretiyle ayrıca zabıta marifetiyle sağlıklı bir araştırma yaptırılarak komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tespit etmek, sonrasında bu işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının kayıtları SGK’dan getirtilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının sigorta sicil numarasının Kurumun hangi ünitesince verildiği ve hangi yılın ve ayın serilerinden olduğunu sormak, işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamında olup olmadığını ve 1986 yılına ait dönem bordrolarının verilip verilmediğini Kurum"dan sormak, verilmiş ise dinlenilen tanık ifadesini de denetlemeye yeter sayıda bordro tanıklarının beyanlarına başvurmak, tespiti istenen dönem içerisinde Kurum müfettişlerince yapılan bir inceleme olup olmadığını sormak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASI gerekmiştir.
G)Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK"nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.