10. Hukuk Dairesi 2018/1602 E. , 2019/700 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Asıl dava; yersiz ödenen aylıkların istirdadı istemine, karşı dava ise; 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma işleminin geçerli olduğunun ve ödenmeyen yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmadan sonra görülen davada, ilamında belirtilen gerekçelerle, asıl dava yönünden davanın kabulüne, karşı dava yönünden davanın reddine dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı/karşı davada davalı Kurum ve davalı/karşı davada davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda, davalı/davacının, 29.12.2008 tarihindeki talebi ve daha sonra ibraz ettiği 10.01.2010 tarihli ... Büyükelçiliğinin davalının/davacının ibraz ettiği belgelere göre, 20.06.1973 – 02.08.1987 tarihleri arasında ...’da çalıştığını belirten yazı ile borçlanma talebinde bulunduğu; Kurum tarafından, davalı/davacının ... ülkesindeki yurtdışı hizmeti olarak 20.03.1973 ila 21.06.1983 tarihleri arasından 3.602 günlük süre için 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma miktarını hesapladığı, borçlanma miktarının tamamının 22.01.2009 tarihinde ödendiği, 18.01.2010 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden; 01.02.2010 tarihinden itibaren 3.602 gün 3201 sayılı Yasa kapsamında yurtdışı borçlanması gün sayısı ve 52 gün 506 sayılı Kanuna (5510 sayılı Kanunun 4/1-a) maddesi kapsamındaki prim ödeme gün sayısı gözetilerek yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurum tarafından davalı/davacının ...’dan almış olduğu hizmet belgelerinin, sahte olduğu tespit edildiğinden bahisle, yaşlılık aylığının kesilmesi üzerine, eldeki asıl davada Kurum, davalı/davacıdan, 25.02.2010 – 25.10.2012 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının yersiz olduğundan bahisle istirdadını talep etmiş, karşı davada ise, karşı davanın davacısı-asıl davanın davalısı, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma işleminin geçerli olduğunun ve ödenmeyen yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir. Mahkemece davacı tarafından sahtelik yapılmadığı gerekçesi ile, asıl dava yönünden davanın reddine, karşı dava yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce mezkur karar, ... Büyükelçiliğince hizmetlerin bildirildiği yazının sahte olmadığının belirtilmesine rağmen, soruşturma esnasında anılan yurtdışı hizmet belgesindeki imzanın ateşe ...’in mukayese imzalarının karşılaştırılmasında sahte olduğuna dair Grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişiden alınan rapor nedeniyle yazı ile rapor arasındaki çelişkinin giderilmemesi, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/3915 soruşturma numaralı dosyası incelenip değerlendirilmesi gerekliliği, davacının ...’daki çalışmasının neye dayalı olduğu üzerinde de durularak, emniyet vs. kayıtları ile ...’a giriş-çıkışının bulunup-bulunmadığının araştırılması ve Türk Büyükelçiliği tarafından onaylanan çalışma belgesine dayanak bilgilerin davacı tarafından sunulduğu gözetilerek, davacının ...’daki çalışması mümkün ise ...’daki resmi kurumlardan vs. sorularak belirlenmesi gerekleri nedeni ile bozulmuştu.
Bozma sonrası dosya içerisine alınan ... Büyükelçiliği yazısında belge aslının arşivde olduğu ve yazıya ait imzanın ateşelerine ait olduğunun belirtilmesi, Dışişleri Bakanlığına ait müsteşar ve büyükelçi imzalı yazılarında, söz konusu belgenin kendi makamlarına ait olduğunun bildirilmesi, ihtilaf konusu 1973-1987 tarihleri arasındaki yurda giriş-çıkış kayıtlarının tarihi itibariyle bilgisayar kayıtları tutulmadığı ancak Öncüpınar sınır kapısından 23.03.1975 tarihinde ülkeye giriş yapıldığının bildirilmesi, pasaport fotokopilerinde 1973 ve 1987 yıllarına ait vizelerin olması, ... Cumhuriyeti Çalışma Bakanlığının 02.05.2009 tarihli arapça metne uygun yeminli tercüman çevirisinde davalı/davacının ...’da 20.06.1973-02.08.1987 tarihleri arasında tavuk çiftliğinde çalıştığının, dayanak çalışma tezkeresi de belirtilerek bildirilmiş olması, davacının aynı sürelerde Türkiye’de çalışmalarının bulunmaması Türkiye’de ilk işe giriş tarihinin 1990/Ekim itibariyle olması nedeniyle Mahkemece çalışmanın yeterli mahiyette ıspat edilmediğinden bahisle asıl davanın kabulü karşı davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulüne kararı verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı/karşı davada davacı ve davacı/karşı davada davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı/karşı davada davacı ..."a iadesine, 05.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.