(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2016/5442 E. , 2016/7062 K.
"İçtihat Metni"
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı sözleşmenin iptali-alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili ve davacı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira sözleşmesinin iptali ve alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların murisinin, kendisine ait 159, 1303, 1659, 965 ve 1301 parsel sayılı taşınmazları davalıya 16/01/2009 tarihli sözleşme ile kiraya verdiğini, davalının 1301 parsel sayılı taşınmazı sonradan okuma yazması olmayan murisin bilgisi dışında sözleşmeye eklediğini, 300 dönüme yakın taşınmazların 5 yıllık kira bedelinin 3.000 TL gibi göstermelik ve piyasa rayicine göre düşük bir rakam olarak belirlendiğini, kiraya verenin sözleşme tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığını, edimler arasında aşırı orantısızlık olduğunu, ayrıca davalının, murisin yaşı itibariyle tecrübesizliğinden, düşüncesizliğinden yararlanarak taşınmazları düşük bedelle kiralamasının da sözleşmeyi hükümsüz kıldığını, davalının murisi yaşı itibariyle aldatarak hile sonucu taşınmazı düşük bedelle kiraladığını, taşınmazların gerçek kira değeri oranında tazminat ödemesi gerektiğini belirterek sözleşmenin iptaline, 75.000 TL haksız kullanım tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacıların murisinin sözleşme anında temyiz kudretine haiz olduğunu beyanla davanın reddine savunmuştur.
Bilindiği üzere; ayırt etme gücü bulunmayan kimselerin kendi iradesi ile hak elde etme ve borç altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim, 4721 sayılı TMK.nun 9. maddesi, bir kimsenin hak elde edebilmesi ve borç altına girebilmesini fiil ehliyetinin varlığına bağlamıştır. Yasanın 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü (temyiz kudreti) ile ergin olmayı (reşit olmayı) kabul ederek ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyetine sahip olduğu belirtilmiştir. Ayırtım gücü bulunmayan kimsenin hukuken geçerli bir iradesi bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, kanunda gösterilen ayrık durumlar dışında, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamaz. Keza karşı tarafın iyi niyetli olması da o işlemi geçerli kılmaz. Bir kimsenin fiil ehliyetine sahip olup olmadığı şahıs ve mamelek hukuku bakımından önemli sonuçlar doğurduğundan konuya ilişkin tarafların göstereceği tüm delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, ehliyetsiz olduğu öne sürülen kişiye ait varsa tüm doktor raporları ve sözleşme tarihine yakın tarihlerdeki hastane evrak ve diğer tüm delillerin toplanarak konuya ilişkin
./..
rapor alınmasını zorunlu kılmaktadır. Mahkemece, belirtilen bu esaslar çerçevesinde araştırma yapılarak, tüm deliller toplandıktan sonra, davacıların miras bırakanının akit tarihi itibariyle fiil ehliyetine sahip olup olmadığının alınacak rapor ile tespit edilmesi gerekirken, tüm bunlar yapılmayarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi hatalı olmuştur.
Kabule göre de davacı yalnızca 75.000 TL tazminat talebi üzerinden harç yatırıldığı, kira sözleşmenin iptali yönünden harç yatırılmadığı, Mahkemece de eksik harcın ikmali için mehil verilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece eksik harcın tamamlattırılması, yatırılmadığı takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve süresi içinde harç ikmaliyle yenilenme yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeksizin uyuşmazlığın esası incelenerek hüküm kurulması da yerinde değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 Sayılı HMK"ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA,Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacılar yararına takdir olunan 1.350.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.