
Esas No: 2022/5442
Karar No: 2022/12369
Karar Tarihi: 21.09.2022
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/5442 Esas 2022/12369 Karar Sayılı İlamı
5. Hukuk Dairesi 2022/5442 E. , 2022/12369 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda; ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi üzerine bölge adliye mahkemesinin yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmünün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekilince istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, sahte nüfus cüzdanına dayalı düzenlenen sahte vekaletname ile tapuda yapılan satış nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK'nın 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın Hazine yönünden reddine diğer davalılar yönünden kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, bir takım davalılar ve davacı vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince kabulü ile tapu harç gideri yönünden ve davalı Hazine'nin sorumluluğu yönünden ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş; bu karar, bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, 10486 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 8/192 arsa paylı 7 nolu mesken vasıflı bağımsız bölüm tapuda ... adına kayıtlı iken İstanbul 33. Noterliğince düzenlenen 8817 yevmiye nolu 07/09/2001 tarihli vekaletname kullanılarak davacıya devredildiği, durumdan haberdar olan asıl malikin açtığı dava sonunda, Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/405 E., 2014/72 sayılı kararı ile tapu kaydının iptaline ve ilk malik adına tapuya tesciline karar verildiği, kararın 08.09.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen davacının zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
Dava konusu taşınmaz arsa niteliğindedir. TMK'nın 1007 nci maddesi uyarınca açılan tazminat davalarında, değer biçmeye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanan Kamulaştırma Kanunu'nun kıymet takdir esaslarını belirleyen 11. maddesinin 1. fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların re'sen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Ayrıca, dava konusu taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti kurulu olup Dairenin yerleşmiş uygulamalarına göre ana gayrimenkulün arsası ile birlikte tapusunun iptal edilmesi halinde her bağımsız bölümün kamulaştırma bedeli bağlantılı bulunduğu arsa payı ile eklentileri de göz önünde tutularak ayrı ayrı takdir olunacağından, ana yapının arsasına değerlendirme gününden önce yapılan ve özel amacı olmayan emsal satışlara göre, üzerindeki yapılara ise değerlendirme tarihindeki resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesapları gösterilip yıpranma payı düşülmek suretiyle ve ayrıca bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüler de dikkate alınarak değer biçilmesi gerekir. Buna göre, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda arsa değeri ve tüm yapının (ortak yerleri içerir biçimde) değeri hesaplandıktan sonra arsa payına düşen miktara göre bağımsız bölümün karşılığı tespit edilmeli, şayet o bağımsız bölüm yapısında değeri etkileyecek özellik ve nitelikte ekstra ilaveler varsa bunların da dikkate alınması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan esaslara göre dava konusu taşınmaza değer biçilmesi ve taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması gerekirken, bu usule uyulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Bir kısım davalılar vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/1277 Esas, 2021/3186 Karar sayılı hükmünün HMK'nın 371.maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz eden davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 21/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.