23. Hukuk Dairesi 2018/1539 E. , 2020/406 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı bankanın yönetim kurulunu teşkil eden Başkan ve üyelerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; Tasarruf Mevduat Sigorta Fonunun ( TMSF/Fon), 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu İle belirlenmiş görev ve yetkilerini ifa ve İcra ile mükellef bir kamu kurumu olduğunu, 15.07.2016 tarihinde yapılan ihale neticesinde teklif gelmemesi nedeniyle Fon Kurulunun almış olduğu 18.07.2016 tarihli ve 2016/142 sayılı karar ile ... Katılım Bankası A.Ş hisselerinin satış ihale sürecinin kapatılmasına ve nihai çözümleme stratejisinin belirlenmesine kadar geçecek süre zarfında bankanın bankacılık faaliyetlerinin 5411 Sayılı Kanun"un 107. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında geçici olarak durdurulmasına karar verildiğini, bu nedenle Fon Kurulunun 22.12.2016 tarihli ve 2016/397 sayılı kararı ile 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu"nun 106. maddesinin 3.cü fıkrasının emredici hükmü kapsamında bankanın doğrudan iflasının talep edilmesine karar verildiğini, BDDK yeminli murakıplarınca hazırlanan 28.05.2015 tarihli “31.12.2014 ve Sonraki Dönem Gelişmeler” konulu mali durum tespit raporunda, bankanın mali durumunun bozulmuş olduğu, bozulmanın artarak devam ettiğinin tespit edildiğini ileri sürerek Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22.07.2016 tarihli ve 6947 sayılı kararı ile faaliyet izni kaldırılan ... Katılım Bankası A.Ş ‘nin 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu"nun 106. maddesi uyarınca depo kararı verilmeksizin doğrudan iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili; müvekkili banka kaynaklarının gerek TMSF‘nin sigorta kapsamındaki katılım fonu ödemesine ilişkin alacağını gerekse de diğer mali yükümlülükleri karşılayabilecek yeterlikte olduğunu dolayısı ile müvekkili bankanın doğrudan iflasına karar verilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia savunma ve dosya kapsamında; davalı bankanın 2016 yılı bilançosunda gelirlerinin düşmesi yanında zararın büyüdüğü, bankanın ödenmiş sermayesinin 900.000.000,00 TL olduğu, öz kaynaklarının ise 94.812,00 TL lik düzeyde kaldığı, bu haliyle esasen öz kaynaklarının tamamının yitirildiği, BDDK"nın 5411 Sayılı Yasa"da düzenlenen, düzenleyici, iyileştirici ve kısıtlayıcı önlemlere ilişkin tedbirler alınmasına ilişkin talimata aykırı davranılarak bankanın likitide yeterliliğinin sağlanamadığı, 5411 Sayılı Yasa"nın 71.maddesinde tanımlandığı şekilde bankanın mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan bulunmadığı, bankanın faaliyetinin devamının mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arzettiği ve ödenmiş sermayesinin neredeyse tamamını yitirmiş olduğu olgusunun tespiti ve 5411 Sayılı Yasa"nın 106. maddesinde bankanın iflası için gerekli olan, bankanın faaliyet izninin kaldırılması ve sigorta kapsamında katılım fonu ve mevduat sahiplerine ödeme yapılmasına ilişkin koşulların gerçekleştiği, bankanın faaliyet izninin kaldırılmasına neden olan durumunda tüm gerekçeleriyle ortaya konulduğu ve faaliyetine devam etmesinin mali sistemin güven istikrarı bakımından tehlike arzettiği öz kaynaklarını yitirmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne... Katılım Bankası A.Ş nin 5411 Sayılı Yasa"nın 106. maddesi uyarınca iflasına, iflasın 16.11.2017 saat 15;28 itibarı İle açılmasına, İflas tasfiyesinin TMSF tarafından yapılmasına, iflasın derhal TMSF’ye bildirilmesine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı bankanın yönetim kurulunu teşkil eden Başkan ve üyeleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince; bilirkişi raporundaki tespit ve dosya kapsamına göre verilen İflas kararının yerinde olduğu, davalı bankanın gerek Bankacılık Kanunu"nun ilgili hükümlerine gerekse de ana sözleşmesine aykırı tutum ve davranışlarının bulunduğu, bu nedenle davalı bankanın istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ancak aynı yasanın 140/9.fıkrasında, fon bankaları, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankaların İflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsilini teminen yapacakları, her türlü işlemin dava ve İcra takipleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu, bu düzenleme kapsamında, davalı bankanın Bankacılık Kanunu"nun 140.maddesi gereğince harçtan muaf olduğunun düşünülmemesi ve yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, ne varki bu hatanın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı gerekçesiyle davalı bankanın istinaf başvurusunun yalnızca harç ile ilgili kısım yönünden kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı bankanın yönetim kurulunu teşkil eden Başkan ve üyeleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı bankanın yönetim kurulunu teşkil eden başkan ve üyelerinin tüm temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davalı bankanın yönetim kurulunu teşkil eden başkan ve üyelerinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 19.12.2005 günlü ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu"nun 140. md. gereğince davalıdan harç alınmamasına,
dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğininde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine 27.01.2020 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.