22. Hukuk Dairesi 2016/22031 E. , 2019/20263 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı ... Genel Müdürlüğüne bağlı ... Metro ve ... temizlik işlerinde, değişen alt işverenlerin işçisi olarak kesintisiz çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından ihalenin kazanılamaması sebebiyle haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı savunmasında bulunarak, davacının dava dışı şirketlerin işçisi olduğunu, davanın anılan şirketlere ihbarı ile ayrıca husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dosya kapsamında bulunan 30/09/2009 tarihli matbu ibranamede davacının yıllık izinlerini kullandığı, bu sebeple ... Tem. Hiz. Tic. ve San. Ltd. Şti.’ni ibra ettiği, ayrıca kullanmadığı son 18 günlük izin ücretinin yatırılmasını talep ettiğine dair beyanı bulunmaktadır. Mahkemece ibranameye değer verilmeden, davacının 8 yıllık çalışma süresinde hiç izin kullanmadığı kabul edilerek (fesih anında ödenen 18 günlük izin ücretinin mahsubu sonrasında) hesaplanan izin ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu ibraname 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlük tarihinden önce düzenlenmiş olup, ibranamenin mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde uygulanan ilke ve esaslara göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı taraf, ibranameye karşı irade fesadı iddiasında bulunmamıştır. Ayrıca davacının 8 yılda hiç izin kullanmadığının kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Açıklanan sebeplerle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 31. maddesinde öngörülen hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde davacı asil çağrılarak, gerek ibraname ve ibraname içeriğindeki yıllık izne yönelik kısımlar, gerekse 8 yıllık çalışma süresi içinde hiç izin kullanmadığının kabulü noktasında beyanı alınmalı, oluşacak sonuca göre dosya kapsamındaki tüm deliller yeniden birlikte değerlendirilerek yıllık izin ücreti talebi konusunda bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile sonuca gidilmesi yerinde değildir.
Kabule göre de, brüt yıllık izin ücretinin nete çevrilmesi sırasında gelir vergisi ile damga vergisinin yanı sıra Sosyal Güvenlik primlerinin mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
3-Davalı taraf dosyaya davacı tarafından imzalanmış 30.09.2009 tarihli ibraname ile aynı tarihli fesih yazısı sunmuştur. Davacının 30/09/2009 tarihli tarihli yazıda “bana teklif etmiş olduğunuz çöp toplama işininin ... ili dışında olması sebebiyle kabul etmiyorum. Çalışmış olduğum Metro işyerindeki ihaleyi alan ...firmasıyla çalışacağımdan dolayı iş akdimi haklı feshediyorum. Kıdem tazminatının tarafıma ödenmesini talep ederim” şeklindeki beyanı ile fesih iradesini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır. Aynı tarihli branemede ise “tarafıma teklif etmiş olduğunuz işi kabul etmemem nedeniyle iş akdimi feshettim. Şirketinizde çalıştığım süreye bağlı olarak hak kazandığım kıdem tazminatıma karşılık ekte verilen 4 adet senedi teslim aldım” şeklinde ibra beyanı mevcuttur. Mahkemece somut olayda, davacının en son ihaleyi alan şirkette çalışacağı belirterek dilekçe vermiş ise de, son ihalede çalıştığını gösterir sigorta kaydı ve başka belge olmadığından davalının da bu yönde bir itirazı olmadığından iş sözleşmesinin işverence feshedildiği sonucuna varılmıştır. Gerek ibraname gerekse yazılı fesih beyanı noktasında davacı asilin beyanının alınmamış olması hatalı olup, kararın öncelikle bu sebeple bozulması gerekmiştir. Diğer taraftan, davalı işverence davacıya -kıdem tazminatına karşılık- 4 adet bono verilerek, kıdem tazminatı alacağının ödeneceği taahhüt edilmiştir. Gerek fesih yazısı ve ibraname, gerekse işverenin bu taahhüdü dikkate alındığında, taraf iradelerinin iş sözleşmesinin feshi noktasında birleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre somut olayda işyeri devri bulunmadığı, iş sözleşmesinin fesih ile sona erdiği açık ise de, sözleşmeyi fesheden tarafın tespiti önem arzetmektedir. İş sözleşmesini fesheden taraf, fesih haklı dahi olsa, ihbar tazminatına hak kazanamaz. Hal böyle olunca, mahkemece davacı lehine kıdem tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yok ise de, iş sözleşmesini fesheden taraf araştırılarak bu araştırmanın sonucuna göre davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.
4-Çalışma süresi yönünden, davacının 08.06.2001-28.09.2009 tarihleri arasında asıl işverene ait işyerinde değişen alt işverenler bünyesinde kesintisiz çalıştığı kabul edilmiştir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında 30.06.2006-04.08.2006 tarihleri arasında ve 26.10.2004-29.11.2004 tarihleri arasında sigortalı çalışmasının bulunmadığı tespit edilmektedir. Davacı dava dilekçesinde çalışmanın kesintisiz olduğunu ileri sürmüş ise de, davacı tanığının bu iddiayı ispata yönelik beyanı tespit edilememiştir. Çalışma olgusununu ve çalışmanın kesintisiz olduğunu ispat yükü işçiye aittir. Bu olgu her türlü delil ile ispat edilebilir. Mahkemece dosya kapsamındaki diğer tüm deliller yeniden birlikte değerlendirilmeli, davacının çalışma süresinin kesintisiz olduğuna yönelik iddiasını ispatlayamadığının anlaşılması halinde, çalışma süresi kesintili kabul edilmelidir. Belirtilen yönler nazara alınmadan karar verilmesi bozma sebebidir.
5-Davacı 01.06.2015 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah etmiş, ancak söz konusu dilekçe taraflara tebliğ edilmemiştir. Davacı tarafın, 30.11.2015 tarihli celsede ıslah dilekçesini tekrar ettiğini belirtmesi üzerine, davalı vekili sözlü olarak ıslaha karşı zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Mahkemece davalının ıslaha karşı zamanaşımı def’inin reddine karar verilmiş ise de, yıllık izin ücreti yönünden ıslah tarihi olan 01.06.2015 tarihinde, 28.09.2009 fesih tarihinden itibaren işlemeye başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yıllık izin ücreti talebi yönünden ıslaha karşı zamanaşımı savunmasına değer verilmeden sonuca gidilmesi yerinde değildir.
6-Davalı taraf, davanın alt işveren şirketlere ihbarını talep etmiş olup, mahkemece talep doğrultusunda bu şirketlere ihbar dilekçesi tebliğ edilmiştir. Ancak, ihbar olanan ... Tem. Hiz. Tic. Ve San. Ltd.Şti tarafından yatırılan harç olmamasına rağmen anılan şirketin fer’i müdahilliğine karar verilmesi bir başka hatalı yön olup kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.11.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.