13. Hukuk Dairesi 2016/6837 E. , 2017/8429 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ..."ün gelemeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının vekillik görevini üstlendiğini, davalının talimatı uyarınca ... 1. İcra Müdürlüğü"nün 2012/6478 esas sayılı takip dosyasını işleme koyduğunu, takibin kesinleşmesine müteakip yine davalının talimatıyla takip borçlusunun gayrimenkulüne haciz şerhi işlendiğini, davalının talimatı ile itiraz edilen kısım için itirazın iptali davasının açılmadığını, davalının haklı sebep olmaksızın icra dosyasındaki vekillikten kendisini azlettiğini, buna istinaden noter aracılığıyla davalıya azil tarihindeki tarife uyarınca hesaplanan 30.850,00 TL vekalet ücretinin 5 gün içerisinde ödemesi için ihtarname çektiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen ödeme yapılmadığından ... 8. İcra Müdürlüğü"nün 2013/10731 esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının hiçbir gerekçe göstermeden itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek ... 8. İcra Müdürlüğü"nün 2013/10731 esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, davanın konusu dışında kalan dava dışı ... Ltd.Şti. arasında imzalanan 07.09.2010 tarihli Daire Satış Vaadi sözleşmesinin davacı avukatça tapuya şerh ettirilmediğini, anılan Protokolde belirtilen ve satışa konu (21) numaralı daire hakkında açılmış bulunan ... 3. Tüketici Mahkemesi’nde derdest bulunan davaya müdahil olmadığını, bu konuda herhangi bir dava da açmadığını, dava dışı ... Ltd.Şti.’nin ekonomik durumunun kötüye gitmesi nedeniyle dava dışı ... Ltd.Şti. aleyhinde bir icra takibi başlatıldığını, icra takip miktarı 500.000,00TL olduğu halde davacı avukatça karşı tarafla yapılan 31.05.2012 tarihli protokolle bu teminat alacağının 225.000,00TL’ye düşürüldüğünü, bu protokolde davalının imzasının bulunmasının bu işleme muvafakatı olduğu anlamına gelmeyeceğini, anılan protokolden sonra sadece satışa konu 21 numaralı daire üzerine haciz koymaktan öte başkaca bir işlem de yapmadığını belirterek haklı azil olduğundan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.Dava, vekalet sözleşmesinden doğan alacağın tahsili talebine ilişkindir. Davacı, davalının kendisini haksız olarak azlettiğini belirterek vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlattığı takibe itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Dava, hukuki niteliği bakımından Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekalet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince, vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Gerçekten de, vekalet ilişkisi aynı zamanda aşırı güvene dayalı bir sözleşme ilişkisi olup, müvekkil vekiline güven duymak zorundadır. Vekil; vekaleti sadakat ve özenle ifa etmelidir ve vekaletin ifası sırasında kendisine karşı duyulan güvene uygun olarak vekil edeninin yararların sözleşmeyle güdülen amaç çerçevesinde korumak yükümü altındadır"(BK.md.390/2). O nedenle vekil, sadakat borcu gereği olarak vekil edenin yararına ters düşecek ve ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak yükümü altındadır.
Açıklanan ilkeler doğrultusunda davacının, vekil olarak davalı müvekkilinin imzaladığı 07.09.2010 tarihli daire satış protokolü ve 31.05.2012 tarihli ek protokol gereğine uygun hareket ettiği açıktır. Bu anlamda davacı vekil olarak, müvekkili olan davalının verdiği talimatlara uygun olarak takip açmış, takibe 225.000 TL üzerinden devam ederek protokolde yer alan taşınmaz üzerinde haciz şerhi işlemini yaptırmıştır. Vekilin özen borcu gereğini yerine getirdiği sabittir. Kaldı ki davacı, 20.02.2013 tarihinde, söz konusu protokoller ve takip dosyasına ilişkin yapılan işlemlerden çok sonra azledilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davada yer alan olayların gelişimi, sözleşmeye bağlılık esası ve davacı vekilin talimatlara uygun davrandığı hususu dikkate alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda yer alan eksik değerlendirmelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.SONUÇ: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.