4. Hukuk Dairesi 2015/10411 E. , 2017/2819 K.
"İçtihat Metni"
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/07/2014 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/04/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının sahibi olduğu Yarımadanın sesi isimli gazetenin 27/08/2013 tarihli yayınında ""Gazetecilikte kalemini çıkar ilişkilerine göre oynatan ..."ın iktidar partisinden sonra şimdi de kendine CHP kanadından kaymaklı bir menfaat kapısı bulduğunu görmekteyiz"" şeklindeki ifadeleri ile 27/09/2013 tarihli yayınında ""..."ın çıkar ilişkilerine ters düşen kişileri tehdit etmek, sindirmek, ürkütmek için gazetecilik yaptığı da bir kez daha anlaşıldı"" şeklindeki sözleri nedeniyle kendisine hakaret ettiğinden bahisle yargılanıp ceza aldığını belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, yazıda geçen sözlerin başkaları tarafından bilindiğini, amacının bilinen gerçekleri kamuoyu ile paylaşmak olduğunu belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu yazıların bir bütün olarak değerlendirildiğinde gazetecilerin birbirleri arasındaki kişisel çekişmeden kaynaklandığını, toplumun ilgisini çeken bir konuda basının toplumu aydınlatma görevi kapsamında bulunmadığı ve davalının Datça sayılı dosyasında basın yolu ile hakaret eylemi nedeni ile hakkında mahkumiyet kararı verildiği belirtilerek istemin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Davalı, işbu dosyada belirtilen sözler nedeniyle basın yolu ile hakaret suçu ile esas sayılı dosyasında yargılanmış ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, verilen cezanın miktar itibari ile kesin olması nedeni ile kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
TBK"nın 74 (Borçlar Kanunu"nun 53) maddesi gereğince hukuk hâkimi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse de; ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararı ve belirlenecek maddi vakıalar hukuk hâkimi yönünden de bağlayıcıdır.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Kişide oluşan manevi zararın giderilmesi bakımından hakimin olayın özelliklerine, fail ve mağdurun durumlarına, kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin niteliğine göre manevi tazminat olarak bir miktar paranın ödenmesine veya TBK"nın 58/2 (Borçlar Kanunu 49/3.) maddesi gereğince tazminat yerine diğer bir tazmin yoluna başvurması mümkündür. Bahsedilen madde gereği diğer tazmin yöntemleri konusunda örnekseme yapılarak haksız saldırının kınanması ve kınama kararıyla birlikte bu kararın basın yoluyla ilan edilmesi yöntemlerine değinilmişse de bu yöntemler sınırlı olmayıp hakimin takdirine bırakılmıştır. Bu bağlamda, özür beyanı, isnadın geri alınması vb. bir tazmin şeklinin benimsenmesi de düşünülebilir.
Somut olayda, davaya konu sözlerle ilgili olarak hakaret suçu nedeniyle davalı hakkında verilmiş olan mahkumiyet kararı TBK"nun 74 (BK"nın 53.) maddesi gereğince hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte bir olgudur. Mahkemece, tazminat yaptırımı yerine TBK"nın 58/2 (BK.49/3.) maddesinde bahsedilen diğer yaptırımlardan olan tecavüzün kınanmasına dair kararla yetinilmesi gerekirken manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.