
Esas No: 2018/1727
Karar No: 2020/7472
Karar Tarihi: 23.12.2020
Taksirle öldürme - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2018/1727 Esas 2020/7472 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hükümler : Sanıklar ... ve ... hakkında: TCK’nın 85/1, 62, 50/4, 50/1-a, 52-4, 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Sanık ... hakkında: TCK’nın 85/1, 62, 50/4, 50/1-a, 52/2-4, 5275 sayılı Kanunun 106/3, TCK’nın 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler katılanlar vekili, katılan sanık müdafii, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında yapılan yargılama sonunda Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli 2014/4 Esas 2015/29 karar sayılı ilamı ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, itiraz üzerine Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2015 tarihli kararı ile sanıklar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının kaldırılmasına karar verildiği, sanıklar ..., ... ve ...’ün beraatine karar verilerek dosyanın temyizen incelenmek üzere Dairemize gönderildiği, Dairemizin 2017/1097 Esas 2020/1776 karar sayılı ilamı ile sanık ... hakkında verilen beraat kararının onanmasına, sanıklar... ve...hakkında verilen beraat kararlarının eksik inceleme nedeniyle bozulmasına karar verildiği, sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasından sonra Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2015 tarihli 2015/69 Esas, 2015/138 Karar sayılı ilamı ile sanıklar ..., ... ve ...’in mahkumiyetlerine karar verilerek kararın temyizen incelenmek üzere Dairemize gönderildiği belirlenerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanıklar hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK"nın 52/4. maddesi ile birlikte 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.
Meskun mahalde, saat 19:35 sıralarında, yağmurlu, alacakaranlık havada, aydınlatmanın bozuk olduğu yolda, kamyon sürücüsü ...’in idaresindeki kamyon ile yol çalışması nedeniyle trafik akışının bölünmüş yolun tek kısmında iki yönlü olarak sağlandığı çevre yolunda seyir halindeyken, gidiş istikametine göre sol tarafında bulunan sanayi sitesinden çıkış yapıp dönel kavşağa geçiş yapmak isteyen sanık ...’ın idaresindeki otomobilin sağ arka kapı kısmına çarpması sonucu bir kişinin öldüğü, sanık ... ve araçtaki iki yolcunun yaralandığı ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda sanık ...’ın idaresindeki otomobilin kavşağa giriş yaptığı noktada bölünmüş yolun bir platformunda trafik akışının iki yönlü olarak sağlandığına dair uyarı ve işaretlemenin eksik olması nedeniyle işaretlemeden sorumlu kişi ve kuruluş ile sanık ...’ın kusurlu olduğunun belirlendiği olay ile ilgili olarak,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,
Karayolları Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğünün 25.06.2013 tarihli yazısı ile yol yapım çalışması “Salihli Ayr-Alaşehir-Buldan Yolu Toprak seviye Sanat Yapıları ve Üst yapı” işinin Beğen İnşaat şirketinin taahhüdü altında yapıldığı, yüklenici firmanın şantiye şefinin ... olduğunun belirtildiği, 12.06.2013 tarihli yazısı ile yolun sağ tarafının trafiğe kapatıldığını, sol tarafın gidiş-geliş olarak trafiğe açılması için kurumlarına herhangi bir başvurunun yapılmadığını, müteahhit çalışmalarının kontrol mühendisi tarafından yönlendirildiğini, yolun trafiğe kapatılması ve gerekli işaretlemeler yapıldıktan sonra Şube Şefliğine bildirilerek gerekli tutanaklar tutulup müteahhit kontrol mühendisi, şube şefliği bakım ve trafik teknik görevlisi, polis ve jandarma tarafından tutanak altına alınıp gerekli fotoğraflar çekilip imza altına alınmasından sonra, trafiğe kapatılıp diğer şeritten gidiş- geliş olarak trafiğe açılması gerektiğinin belirtildiği, İlçe Emniyet Müdürlüğünün 24.05.2013 tarihli yazısında, yol yapım ve bakım çalışmalarını yapan taşeron firma yetkililerinin kaza gününe kadar herhangi bir bildirimde bulunmadığı, kaza gününden 1 gün sonra 15.05.2013 tarihinde işaretlemeler yapılarak Trafik İşaretleme Tutanağının düzenlenerek gönderildiğinin belirtildiği görülmekle,
Sanık ...’in Karayolları Genel Müdürlüğünün 25.06.2013 tarihli yazısı ile yüklenici firmanın şantiye şefi olduğu belirtilmiş, ancak sanığın 19.07.2013 tarihli kolluk ifadesinde kazanın olduğu tarihte senelik izinde bulunduğunu belirttiği, talimat ile alınan beyanında Beğen İnşaat firması ile sözlü olarak anlaştığını, yazılı sözleşme yapmadıklarını, ailevi sebeplerinden dolayı Manisa’ya hiç gitmediğini, yol inşaatında çalışmadığını belirttiği, Dairemizin 19.02.2020 tarihli kararı ile hakkında verilen beraat kararının bozulmasına karar verilen şirket yetkilisi...’in 08.07.2013 tarihli ifadesinde ...’in şirkette şantiye şefi olduğunu, yol işaretlemeleri ve levhalardan sorumlu olduğunu, denetleme yetkisine sahip olduğunu, ancak 2 aydır ailevi sebeplerden Adana’da olduğunu, kaza yerinde Manisa Valiliği bünyesinde Salihli ayrım Alaşehir ayrım Buldan yolu projesi dahilinde alt yapısı ve Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü projesi olan Salihli Ayrım Alaşehir Yeşilyurt ayrım yolu projesi dahilinde ise üst yapısı yapıldığını, alt yapı işinin şantiye şefinin ..., üst yapı işinin şantiye şefi ... olduğunu, kazanın olduğu gün ...’in izinli olmasından dolayı ...’ın şantiye şefi sorumlusu olduğunu belirttiği, 10.06.2013 tarihli kolluk ifadesinde ise tam aksine yol yapım nedeniyle işyerinde şantiye şefi ...’ın görevi olmadığını belirttiği, sanık ...’ın 28.05.2013 tarihli kolluk ifadesinde Beğen inşaat şirketinin Salihli ayrımı Denizli il sınırı yol yapım işini yaptığını, kendisinin bu işte sorumlu şantiye şefi olduğunu, olay günü işaretlemeleri yaparken kazanın meydana geldiğini, olay yerinin 500 metre doğu ve 500 metre batı istikametinde yolun tek istikametten çift yönlü çalıştığını, bu mesafede yolun hız ve çalışma olduğu işaretlerinin bulunduğunu, otomobilin kavşağa çıktığı yönde dur işaretinin bulunduğunu, kusuru olmadığını belirttiği ;savcılıkta alınan ifadesinde ise, firmanın Alaşehir ilçesinde bulunan asfalt işlerinden sorumlu şantiye şefi olduğunu, asfalt seriminin şantiye şefi olduğunu, trafik işaretlemelerini yapmakta sorumluluğu olmadığını belirttiği, temyiz aşamasında dosyaya sunduğu taahhütnameye göre Karayolları 2. Bölge Müdürlüğünce ihalesi yapılan Beğen inşaat uhdesinde bulunan Salihli Alaşehir Yeşilyurt Ayrım Yolu (Km:0+000-38+000) arası Toprak İşleri Sanat Yapıları ve Bitümlü Sıcak Karışım Kaplama Yapışması işinde inşaat mühendisi, şantiye şefi olduğunun belirtildiği, Dairemizin 19.02.2020 tarihli kararı ile hakkında verilen beraat kararının bozulmasına karar verilen hazırlıkta şirketin harita teknikeri olduğunu, mahkemede şirkette yol etüt şefi olduğunu beyan eden ...’ün kolluk ifadesinde işaretlemeleri yaptıktan sonra polise haber vermek için yolu son kez kontrol ettiği sırada kaza olduğunu beyan ettiği, mahkemede alınan savunmasında, anayola çıkan araçlar için trafik dur işaretinin yanına yolun gidiş geliş kullanıldığına ilişkin levhayı koyduğunu beyan ettiği, 17.02.2015 tarihili beyanında şantiye şeflerinin imza yetkisi olduğunu, şantiye şeflerinin işe başlamadan önce isim olarak belirtildiğini, görevlendirme yapıldığını, kendisinin görevlendirmesinin olmadığını beyan ettiği olayda,
Öncelikle dosyanın Dairemizin 19.02.2020 tarihli, 2017/1097 Esas, 2020/1776 sayılı kararı ile incelenmiş olan Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/4 Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek birlikte değerlendirilmesi; Beğen inşaat şirketinin olay tarihinde olay yerinde üstlendiği tüm yol yapım çalışmalarına ilişkin sözleşmelerin dosyaya dahil edilmesi, Karayolları Genel Müdürlüğünün 12.06.2013 tarihli yazısında belirtilen işlemler tamamlanmadan (müteahhit çalışmalarının kontrol mühendisi tarafından yönlendirilmekte olup, yolun trafiğe kapatılması ve gerekli işaretlemeler yapıldıktan sonra Şube Şefliğine bildirilerek gerekli tutanaklar tutulup müteahhit kontrol mühendisi, şube şefliği bakım ve trafik teknik görevlisi, polis ve jandarma tarafından tutanak altına alınıp gerekli fotoğraflar çekilip imza altına alınmasından sonra, trafiğe kapatılıp diğer şeritten gidiş- geliş olarak trafiğe açılması gerekmektedir.) bölünmüş yolun sol tarafının gidiş geliş olarak trafiğe açılmasına neden olan kişinin; sanıkların görev tanımlarını belirleyen organizasyon şemasının ve buna ilişkin kayıt ve belgelerin dosyaya getirilerek belirlenmesi, sanık ...’in şirketteki iş sözleşmesi, izinli olduğuna dair belgelerin varsa temin edilmesi, sanık ...’ın olay günü olay yerindeki sorumluluğunun belirlenmesi açısından diğer şantiye şefinin izinli olması nedeniyle görevlendirildiğine dair bilgi ve belgelerin varsa temin edilmesi, ..."in buna dair beyanlarındaki çelişkilerin giderilmesi, Dairemizin 19.02.2020 tarihli kararında belirtilen tüm eksiklikler ile birlikte tamamlanarak sorumluluklarının tespiti sonrasında kusur oranlarına ilişkin İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması, sanıkların hukuki durumlarının tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre ise;
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporu doğrultusunda kusurlu olarak meydana getirdikleri kaza sonucu bir kişinin ölmesine, üç kişinin yaralanmasına neden oldukları kabul edilen sanıklar ... ve ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar ... ve ... hakkında eksik cezaya hükmolunması;
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafileri, katılan sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 23.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.