Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/22966
Karar No: 2017/8369
Karar Tarihi: 20.09.2017

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/22966 Esas 2017/8369 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2016/22966 E.  ,  2017/8369 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ...vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ..."in gelmeleriyl duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
    K A R A R
    Davacı avukat, yanında çalışan diğer avukatlarla birlikte 2001 yılından itibaren davalı bankaya avukatlık hizmeti verdiğini, davalı tarafından 23.8.2010 tarihinde azledildiğini, banka tarafından yanında sigortalı çalışan dava dışı avukat ... aleyhine bankayı maddi zarara uğrattığı gerekçesiyle açılan tazminat davasında azle gerekçe yapılan icra dosyası ile ilgili avukatın kusuru bulunmayarak davanın reddine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini ileri sürerek; haksız azil nedeniyle davalıya vekaleten takip ettiği icra dosyalarına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 10.000,00TL vekalet ücretinin azil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, 30.03.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 240.030,38 TL"ye yükseltmiştir.
    Davalı, davacı ve dava dışı diğer avukat ile imzalanan sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, bankanın kredili müşterilerinin temerrüte düşmesi üzerine ipotekli gayrimenkulün satış işlemlerini yürütmesi için dosyanın davacı ile diğer avukata teslim edildiğini, davacı ile dava dışı diğer avukatın 3.8.2010 tarihindeki ihaleye katılmadıklarını ve gayrimenkulün ipotek bedeli altında satılmasına muvafakat ederek taşınmaz değerinin çok altında bir bedelle 3. şahsa satılmasına neden olarak bankayı zarara uğrattıklarını, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini ve avukatların azledildiğini, davacının ücret talep ettiği dosyalara ilişkin olarak da tahsil ile ilgili olarak çaba sarf etmediği, ihmali sebebiyle tahsilatın geciktiği veya yapılamadığı dosyalardan ücret isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davanın kabulüne, 240.030,38TL"nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    1- Davacı avukat, vekaletten haksız olarak azledildiğini ileri sürerek, vekalet ücreti alacağının tahsili için eldeki davayı açmış, davalı ise azlin haklı olduğunu savunmuştur. Bu durumda davada öncelikle çözümlenmesi gereken husus, azlin haklı olup olmadığına ilişkindir. Davalı, her ne kadar azil ihtarında ipotekli taşınmazın ipotek bedelinin altında satılması nedeniyle bankanın zarara uğratıldığı açıklamasıyla azil nedenine dayanmışsa da, gerek cevap dilekçesinde, gerekse yargılama sırasında, davacının ücret talep ettiği dosyaların takipsiz bırakılması veya tahsil amacı taşımayan talepler açılması, dosyaların sürüncemede bırakılması, zamanaşımını kesecek işlemlerin yapılmaması durumlarının da incelenmesi gerektiği, bu hususların da aralarındaki güven ilişkisini zedeleyeceğinden haklı azil sebebi olduğunu savunmuştur. Mahkemece her ne kadar azlin haklı olup olmadığı değerlendirilmiş ise de, bu değerlendirme sadece azil ihtarında belirtilen gerekçe yönünden yapılmıştır. Oysa ki, vekalet sözleşmesine ilişkin genel düzenlemeleri içeren Borçlar Kanunu’nun 502. ve sonraki maddelerinde, müvekkilin azil iradesini bildirirken azil sebeplerini de aynı anda ve bütünüyle bildirmekle yükümlü olduğu yönünde herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, “Özel Kanun” niteliği taşıyan Avukatlık Kanununda da, bu yönde herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Gerçekten de, Borçlar Kanununun 512/1. maddesinde, vekaletten azlin ve vekillikten istifanın her zaman caiz olduğu belirtilmiş, azil iradesinin bildirimi, gerek azil sebepleri ve gerekse zaman itibariyle hiçbir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Söz konusu maddenin 2. cümlesindeki, azil ve istifanın uygun olmayan bir zamanda gerçekleşmesi halinde, bundan dolayı karşı tarafın uğradığı zararın tazmin yükümlülüğüne ilişkin hüküm ise, azil ve istifayı herhangi bir yönden sınırlandırıp, kısıtlayan değil, tersine, bu hakkın kullanılmasına ilişkin serbestiyi teyit eden ve sadece uygun olmayan bir zamanda gerçekleştiği takdirde bunun olası sonuçlarını düzenleyen bir içeriktedir. Yine Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesi de, vekaletten azil veya istifaya, bunların haklı nedenlere dayalı olup olmamasına göre değişen farklı sonuçlar bağlamaktadır. Tüm bu nedenlerle somut olayda, davalı tarafın, azil iradesinin bildirimine ilişkin ihtarnamesinde açıkladığı azil sebebiyle bağlı bulunmadığı, görülmekte olan davada yeni ve başkaca azil sebeplerini bildirebileceği, azlin haklı olduğu yönündeki savunmasını da bu sebeplere dayandırabileceği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü, Anayasa’da düzenlenip güvence altına alınmış olan savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Hal böyle olunca davalının davacı avukatı haklı nedenle azlettiğine ilişkin ileri sürülen tüm savunmaların değerlendirilip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    2-Dava, vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacının, 1.11.2007 tarihli vekâletname ile davalı vekili iken davalı tarafından 23.8.2010 tarihinde vekillikten azledildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147.maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 126.maddesi) gereğince vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar, 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, bu sürenin geçmesi ile zamanaşımına uğrarlar. Davacı 30.03.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırmış olup, davalı süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Davalı süresinde zamanaşımı def"inde bulunduğundan, ıslah tarihi 30.03.2016 tarihi itibariyle ıslah edilen alacak yönünden davalının zamanaşımı def’i hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu konuda bir karar verilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    3-Bozma nedenlerine göre davalını sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının bu şamada incelenmesine yer olmadığına, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi