12. Ceza Dairesi 2019/2822 E. , 2020/7453 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : TCK"nın 134/1, 134/1-2, 43/1, 62/1, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya kapsamına göre, sanık ...’in, Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/324 esasına kayıtlı olup, kendisi ile birlikte dokuz kişinin şikayetçi sıfatını taşıdığı, ... ve... isimli şahıslarla birlikte yedi kişinin de hileli iflas ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından sanık sıfatıyla yargılandıkları dava dosyasına ibraz ettiği hâkimin reddi istemli 05.03.2015 tarihli dilekçe ekinde, hâkim olan mağdur ...’in henüz anılan mahkemede başkan olarak göreve başlamadığı dönemde, mağdurla sözü geçen davanın sanıkları olan kişi ya da kişilerin sokak üzerinde ve birlikte bulundukları esnada gizlice çekilen 21.01.2014 ile 28.01.2014 tarihli fotoğraflarını, sosyal medyadan temin edilen diğer fotoğraflarla beraber sunması ve mağdurun 21.01.2014 ile 28.01.2014 tarihli fotoğraflardan dolayı şikayetçi olması üzerine başlatılan adli soruşturma sonunda, mağdurun “Salı Grubu” olarak adlandırılan grup tarafından gerçekleştirilen kahvaltılı toplantıya giderken bilgisi ve rızası dışında fotoğraflarını çeken sanık ...’in zincirleme şekilde görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
İddianameye konu edilen 21.01.2014 ile 28.01.2014 tarihli fotoğraflarda görüntülenen kişilerle park halindeki araçlar dikkate alındığında, her iki fotoğraf farklı zamanlarda çekildiği gibi, 28.01.2014 tarihli fotoğrafta biri kısmen de olsa yan yana yürüyen iki kişinin görüntülendiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki; “...sanığın mahkemeye sunduğu fotoğrafların üzerinde dijital olarak 28/01/2014 ve 21/01/2014 tarihlerinin yer aldığı, fotoğrafların çekildiği cihaz ya da cihazların ve bu cihazlara ilişkin herhangi bir teknik inceleme raporunun dosyada bulunmaması, cihaz ya da cihazların tarih ayarlarının teyit edilmemiş olması karşısında, aynı mekanda çekildiği anlaşılan fotoğrafların farklı tarihlerde çekildiğine dair kesin bir delilin bulunmadığı; ayrıca, üzerinde 28/01/2014 ibaresi bulunan fotoğrafta katılanın görüntüsünün de mevcut olmadığı hususları gözetilmeden, sanığın suç teşkil eden eyleminin zincirleme olarak işlendiğinin kabulüyle tayin edilen cezasının TCK"nın 43/1. maddesi uyarınca artırılmasına karar verilmesi...” nedenine dayalı olarak hükmün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Gerek tek oturum süren 12.04.2016 tarihli duruşmanın sona ermesinden sonra tutanağa yazılan “...Dosya incelendi, duruşmaya son verildi. Bu sırada karar yazımı için tarafların duruşma salonu dışına çıkarıldığı, sanık vekilinin duruşma salonuna tekrar girerek, ‘yazılı savunma için talebimiz vardı, söylemeyi unuttuk, birleştirme talebimiz vardı’ şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. Sanık vekiline duruşmaya son verildiği hatırlatıldı.” biçimindeki ibareler gerek sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde yer alan “...Yerel mahkemenin mahkumiyet kararına konu olan bu iki fotoğrafta yer alan diğer kişiler de ayrıca bu suçtan dolayı şikayetçi olmuşlar ve bu kişilerin müştekisi, müvekkilimin ise sanığı bulunduğu Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/104 E. sayılı dosyası ile hukuka aykırı olarak ayrı bir dava açılmıştır. Her iki dava da aynı Mahkemede açılmış olmasına ve diğer dosyada birleştirme talep edilmiş olmasına ve bu dosyanın duruşmasında birleştirme isteğinde bulunmamıza karşın dosyaların birleştirilerek yargılama yapılması gerekirken, mahkumiyet kararı verilecek olması durumunda zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanması gerekecekken dosyalar birleştirilmeden daha ilk duruşmada mahkumiyet kararı verilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır...” şeklindeki açıklamalar karşısında, zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi ve mükerrer cezalandırılmaya sebebiyet verilmemesi bakımından, aynı mahkemede aynı fotoğraflar ve aynı sanık ile ilgili açılan dava dosyalarının birleştirilmesi, aksi takdirde 2016/104 esas sayılı dosyanın aslının ya da onaylı örneğinin bu dosya içine alınmasından sonra, mağdurla Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/324 esasına kayıtlı davanın sanıkları olan kişi ya da kişilerin iddia olunan suç tarihleri ve öncesinde “Salı Grubu” olarak adlandırılan grubun toplantılarına düzenli olarak katılıp katılmadıkları araştırılıp, toplanan delillere göre, iddiaya konu fotoğrafların mağdurun sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş özel yaşam alanına ilişkin görüntü niteliğinde olup olmadığı tartışılarak, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Cezanın belirlenmesinde esas alınacak ölçütlerin TCK"nın 61/1. madde ve fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e), (f) ve (g) bentlerinde; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile güttüğü amaç ve saiki olarak tahdidi olarak sayılmasından dolayı temel cezanın tayini esnasında anılan yedi bent arasında yer almayan ve cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınabilecek olan “sanığın eski de olsa tekerrüre esas olmasa da dolandırıcılık suçundan para cezasına dair suç kaydı” şeklindeki gerekçeye dayanılamayacağının gözetilmemesi ve sokakta olan mağdurun iki adet fotoğrafını çektiği kabul edilen sanık hakkında temel ceza tayin edilirken, “müştekinin ilgili mahkemeye atanmadan 1 yıl önce kamuya açık olmayan alanda takip edilerek, fotoğraflarının çekilmiş olması” biçimindeki kabulle çelişki oluşturan ibarelere dayanılması,
b) TCK"nın 134/1-1, 134/1-2. madde, fıkra ve cümleleri gereğince belirlenen 2 yıl 6 ay hapis cezasının, aynı Kanun"un 43/1. madde ve fıkrası gereğince 1/4 oranında artırılması sonucunda, 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası hükmetmek yerine, TCK"nın 61. maddesine aykırılık oluşturacak şekilde, ayların yıla dönüştürülüp, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.