13. Hukuk Dairesi 2017/6142 E. , 2017/8267 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı ile davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan ...’e ait akaryakıt istasyonundan 08/06/2013 tarihinde araç için yakıt aldığını, ancak araca dizel yakıt konulması gerekirken benzin konulduğu için aracında hasar meydana geldiğini ve 7.899,59 TL tamir masrafı ödemek zorunda kaldığını, ayrıca aracın tamir gördüğü süre zarfında araçsız kaldığını, sürekli taksi tuttuğunu ve ...’a gitmek zorunda kaldığını, bu nedenle de maddi zararının oluştuğunu ileri sürerek 7.899,59 TL onarım ücreti ile diğer zararlarında katılması ile toplamda 10.000,00 TL maddi tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı ...’e ait akaryakıt istasyonu çalışanları tarafından aracına yanlış yakıt konulması suretiyle uğradığı zararların tazminine ilişkin eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, diğer davalı ... yönünden, zararın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve kusursuz sorumluluğu da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, somut olayda, davalılardan ...’in işlettiği akaryakıt istasyonunun diğer davalı...’nin bayisi olduğu (... Ofisi), bayinin çalışanı tarafından davacıya ait araca yanlış yakıt konulması suretiyle aracın arızalandığı hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, bayi tarafından verilen hizmet nedeniyle sağlayıcının müteselsil sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
4077 sayılı Kanunun 4/A maddesinin üçüncü fıkrasında;“Sağlayıcı, bayi, acente ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre ... veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.”düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesine göre;
“Bu Kanunun uygulanmasında,
d)Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti,
g)Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder.” hükmü bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacıya ayıplı mal verilmesi söz konusu değildir, ancak; anılan Kanunun 4/A maddesinin ilk fıkrası uyarınca;“...Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir.”
Buna göre; davacının aracına Davalı ...’in çalışanı tarafından motorin yerine benzin konulması şeklinde gerçekleşen olayda, ...’in diğer davalı ...’nin bayisi olarak satış yaptığı ve hizmet verdiği hususunda bir uyuşmazlık da bulunmaması karşısında, sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilanlarda tespit edilen yararlanma amacı bakımından tüketicinin beklediği faydaları ortadan kaldıran maddi eksiklikler içeren hizmet sözkonusu olduğundan, anılan Kanunun 4/A maddesinin ilk fıkrası uyarınca ayıplı hizmet bulunmaktadır.
Sağlayıcı ve bayi 4/A maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Kaldı ki, sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz (H.G.K.’nun 19.09.2012 tarih 2012/13-153 E., 2012/598 K. sayılı ilamı). Mahkemece açıklanan bu husus gözardı edilerek, davalı ...’nin, zararın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve kusursuz sorumluluğu da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-09.06.2015 tarihli mahkeme ilamı, temyiz eden davalı ...’e 20.10.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi 05.11.2015 tarihinde havale ettirilmiştir. HUMK.’nun 433/2. maddesi uyarınca temyiz süresi 15 gündür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve 1989/3 Esas 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan 135,00 TL harcın istek halinde davalıya, 134,91 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.