16. Hukuk Dairesi 2018/3292 E. , 2019/4576 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı, .../Merkez İncebağ Köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümleri hakkında, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle, 28.05.2012 tarihinde dava açmıştır. Yargılama sırasında Hazine vekili, teknik bilirkişi raporlarında (A), (B), (C) ve (D) ile gösterilen bölümlere yönelik olarak tescil talebinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişilerin 20.02.2014 havale tarihli bilirkişi raporunun ekindeki krokide (G) harfi ile gösterilen 39.976,43 metrekarelik kısmın yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline,aynı raporun ekindeki krokide (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen arazi parçaları açısından 4721 sayılı Yasa"nın 713. maddesinde yer alan şartlar davacı lehine oluşmadığından bu kısımlara yönelik açılan davanın reddine ve belirtilen bu kısımların talep doğrultusunda ham toprak vasfıyla davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından (G) ile gösterilen bölüme ve vekalet ücretine yönelik olarak; davacı ... vekili tarafından ise (A), (B), (C), (D) ile gösterilen bölümlere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Mahkemece teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen alanlarda imar-ihyanın bulunmadığı, krokide (G) harfi ile gösterilen kısmın ise davacı tarafından imar ve ihya edilerek, malik sıfatıyla, gerek bizzat gerekse ailesi tarafından, nizasız ve fasılasız uzun yıllardır kullanıldığı ve dolayısıyla krokide (G) harfi ile gösterilen kısımda dava tarihi itibariyle 3402 sayılı Yasa"nın 14 ve 17. maddelerinde düzenlenen imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle mülk edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacı, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenine dayanarak çekişmeli taşınmaz bölümlerinin adına tescili isteğinde bulunmuş olup, mahallinde yapılan keşiflerde beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişiler ve davacı tanıkları, dava konusu taşınmaz bölümlerinin davacıya babasından kaldığını, 1980"li yıllardan itibaren davacı ... babası tarafından taşlarının ve çalılarının temizlendiğini ifade etmişler, bir kısım tanık beyanlarında ise, taşınmaz bölümlerinin davacı ... ailesinin elinde olduğu belirtildiği ve bu husus mahkemece de kabul edildiği halde, davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin hangi sebebe dayalı olduğu, zilyetliğin babası ile birlikte mi yoksa kendi adına mı olduğu, kendi adına ise taşınmazın davacıya nasıl geçtiği ve zilyetliğini ne sebeple sürdürdüğü açıklanmamış ve davacının aktif dava ehliyeti olup olmadığı üzerinde durulmamış ve bu husus davacıya da açıklattırılmamıştır. Öte yandan, komşu parsel tutanakları ve varsa dayanağı olan kayıtlar (tapu kaydı, vergi kaydı vs.) getirtilerek çekişmeli taşınmaz yönünü ne okudukları belirlenmemiş, davacı ... babası adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı üzerinde de durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkeme öncelikle davacıdan, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin muris babasından kendisine ne şekilde intikal ettiği hususunda açıklama istenmeli, taksim, bağış, satın alma vs. gibi nedenlerden birine dayanması durumunda, bu hususu kanıtlaması için kendisine süre ve imkan verilmeli, bu şekilde davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu sonucuna varılması halinde, dava konusu taşınmaz bölümlerine komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtilip dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmaz bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, davacının açıklayacağı dava sebebi de dikkate alınarak taşınmaz bölümünün paylaşım, satın alma, bağış ya da başka yolla davacıya geçip geçmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu taşınmazların dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazın bölümünün yönünü ne okuduğu belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümü üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmaz bölümünün imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, muhtaç yerlerden ise imar ihyaya konu olmaya başladığı ve ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi ve taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; teknik bilirkişiye ise, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmaz bölümünü komşularıyla birlikte gösterir şekilde krokili rapor düzenlettirilmeli; bundan sonra zilyetlikle kazanma şartlarının davacı lehine oluşup oluşmadığına ilişkin olarak tüm deliller değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı vekilinin ve davalı ... temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.