23. Hukuk Dairesi 2015/990 E. , 2016/204 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 01.10.2010 tarihli " canlı piliç yakalama-yükleme sözleşmesi" aktedildiğini, anılan sözleşmenin E başlıklı bendi altında davacının edimini yerine getirmesi halinde "alacağı hizmet bedeli ve hizmet bedelini alması için yapması gereken iş ve işlemlerin" belirtilmiş olduğunu, müvekkilinin 22.02.2011 tarihi itibariyle hak edişini almak için yaptığı başvuruların olumsuz sonuçlandığını, aynı zamanda 22.02.2011 tarihinden itibaren davalı tarafça müvekkiline "günlük kaç adet pilicin, hangi zaman aralığında teslim edilmesini öngören " -piliç yakalama ve yükleme programının- e-mail yoluyla gönderilmemeye başlandığını, bu nedenle de müvekkilinin sözleşme gereği üstlendiği edimini ifa etmemeye başladığını, bunun üzerine müvekkilinin "ifadan vazgeçtiğini ve müspet zararının" ödenmesini davalıya ihtar ettiğini, davalının ise akdin gereği gibi ifa edilmeyip, bakiye alacaklarının bulunduğu şeklinde ihtarı cevapta bulunduğunu, sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğinden kendiliğinden sona ereceği tarih olan 01.10.2011 tarihine kadar yürürlükte olacağı ileri sürerek, sözleşme konusu işin müvekkiline verilmemeye başlandığı tarihi olan 22.02.2011 tarihinden sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği 01.10.2011 tarihine kadar bakiye 221 günlük müvekkilinin uğrayacağı kazanç kaybından oluşan şimdilik 1.000,00 TL müspet zararının davalının temerrüdünden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve borca batık duruma gelmesi ile ticaret itibarının da zarar görmesinden kaynaklı şimdilik 1.000,00 TL manevi zararının dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme hükümlerine göre alacak miktarının tespitinin mümkün olması sebebiyle davacının HMK"nın 107. maddesi gereği belirsiz alacak davası açmakla hukuksal yararının bulunmadığını, taraflar aralarında BK"nın 393. maddesinde düzenlendiği şekilde hizmet sözleşmesi dolayısıyla da işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının kendisine verilen 21.02.2011 tarihli program dahilindeki işi eksik yaptığını dolayısıyla da borcunu ifa etmemesi sebebiyle sözleşmeyi ihlâl eden davacı şirkete tekrar yakalama ve yükleme programı verilmediğini, karşılıklı ve sürekli edimler içeren sözleşmelerden kanunen ifadan vazgeçme ile müspet zararın talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm doya kapsamına göre; sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olduğu, davacı vekilinin ön inceleme duruşmasında sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini ve müvekkiline sunulan program dahilinde 9260 adet pilici yakalayıp davacıya teslim ettiğini beyan ettiği, 21.02.2011 tarihli davalı tarafından davacıya gönderilen programında davacıdan 30.110 adet canlı yakalama ve yüklenme istendiği, oysa ki davacının ancak 9260 adet canlı yakalama-yükleme işi yapabildiği dolayısıyla da sözleşmeye aykırı davrandığı, davacının sözleşmeyi haklı yere feshedebilmesi için sözleşmenin C bendi uyarınca tüm edimlerini kusursuz olarak yerine getirmesi gerektiği ancak davalı tarafından gönderilen programa uymayarak sözleşmeye aykırı davrandığını, bu nedenle de davada maddi-manevi tazminat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.