Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/26890
Karar No: 2020/100
Karar Tarihi: 14.01.2020

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/26890 Esas 2020/100 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2016/26890 E.  ,  2020/100 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


    Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    KARAR
    Davacı, 12/09/2008 tarihinde motosikletin ayağına düşmesi sonucu yaralandığını, kaza sonrası hemen davalı hastaneye gittiğini, burada muayene edildiğini ve kendisine tibia üst uç kırığı teşhisi konulduğunu, ortopedi ve travmotoloji doktoru davalı doktor tarafından alçı uygulandığını, bu alçıdan bir ay sonraki 02/10/2008 tarihli ... Kurulu Raporu"nda teşhisin Opera Cruris kırığı olduğunu, 06/11/2008 tarihinde genel kontrolünden sonra işe başlayabileceğinin belirtildiğini, ancak davalı doktor tarafından yapılan alçı işleminin hatalı yapılmasından dolayı sağ bacağında incelme, sağ ayakta duyu kaybı ve topukta defekt yara oluştuğunu, davalı doktorun alçıyı topuk bölgesini de sararak yapması nedeniyle ayağındaki sinirlerin ölmesine ve duyu kaybına yol açtığını, topukta ortaya çıkan yaraya dair 19/03/2009 tarihli iş göremezlik belgesi aldığını, davalı doktorun yapmış olduğu yanlış tıbbi uygulamanın sonucunda ayağında his kaybı oluştuğunu, topukta yaraların oluşmasının işinden gücünden alı koyduğunu, ailevi ve sosyal hayatını da olumsuz etkilediğini, psikolojisinin bozulduğunu, psikolojik tedavi gördüğünü ileri sürerek işgücü kaybı, maddi giderlerin ve destekten yoksun kalma zararının tazmini için şimdilik 50.000,00 TL ile, yaşadığı elem ve ızdırabın giderilmesi için 100.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
    Dava, davalı hastane ve davalı doktorun özen yükümlülüğüne aykırı davranması iddiası nedeniyle istenilen maddi-manevi tazminata ilişkindir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)(TBK 502.506) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md)(TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1(TBK 510) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı ... kuruluşları için de geçerlidir. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas kurulundan alınan raporun sonuç kısmında “Motosiklet kazası nedeniyle başvuran hastanın yapılan muayene ile tetkiklerinde medial plato tibia kırığı ve fibula başı kırığı tespit edilerek iki adet spongiöz vida ve pulla tesbit ameliyatı yapılmış olduğu, medial plato tibia ve fibula başı kırıkları için yapılan cerrahi girişimler arasında söz konusu ameliyat şeklinin uygulanan yöntemlerden biri olduğu, bu tür ameliyatlardan sonra klinik şikayetlere neden olan bulgularda tam düzelme olamayabileceği, bunun yanı sıra ameliyat sonrasında ortaya çıkan nöropati ve alçı bölgesindeki dekübitis yaralarının bu tür ameliyatlardan sonra ortaya çıkabilen herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmale izafe edilemeyen komplikasyon olarak nitelendirildiği, söz konusu komplikasyonları gidermeye yönelik hiperbarik oksijen tedavisi, greftleme operasyonu, fizik tedavi ve periferik sinir eksplorasyonu vs yapılabileceği, takip yönetiminin uygun olduğu, dolayısıyla Dr...."ye atfı-kabil kusur tespit edilmediği “ şeklinde görüş bildirilmiş olup, rapora karşı davacı tarafça itiraz edilmiştir. Mahkemece, davacının rapora itirazları karşılanmadan, adlı tıp kurumu raporu hükme esas alınmak suretiyle karar verilmiştir. O halde mahkemece, üniversiteden, konusunda uzman, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, davacının itirazlarını karşılayan, davalıların gerekli özen ve dikkate gösterip göstermediği, yapılan işlemlerin tıp bilimi açısından yeterliliği tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığı hususlarını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/01/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi