
Esas No: 2022/1611
Karar No: 2022/14637
Karar Tarihi: 25.10.2022
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/1611 Esas 2022/14637 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Mahkeme, Aydıncık (Mersin) İlçesi'ndeki bir taşınmaz hakkında, emsal yöntemi kullanarak bir değer biçilmesi yapılmasına rağmen, bilirkişi raporunda hatalar olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verdi. Ayrıca, Kamulaştırma Kanunu'nun kıymet takdir esaslarına dair maddelere atıfta bulunularak, hükümdeki hataların düzeltilmesi gerektiği vurgulandı. Kararda, Anayasa Mahkemesi'nin 27/11/2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli karar da ele alındı. Kamulaştırma Kanunu'nun 10/8 inci fıkrasının dördüncü ve yedinci cümleleri Anayasa'ya aykırı olarak kabul edildiği için, bedelin tespiti ve ödemesi konusunda belirli hükümler uygulanması gerektiği kaydedildi. Kanuna dair maddeler şöyle: Kamulaştırma Kanunu 10/8 inci fıkrası.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen asıl ve birleştirilen davaların yapılan yargılaması sonucunda; kamulaştırmasız el atmaya dayanan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmiş, davacılar vekili de temyiz dilekçesinde duruşma isteminde bulunmuş olmakla, duruşma için belirlenen 25.10.2022 günü usulüne göre çağrı kağıdı gönderilmesine rağmen gelmediklerinden temyiz eden taraf vekillerinin yokluklarında incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verilerek, dosyadaki kağıtlar okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Asıl dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli ile ecrimisilin tahsili, birleştirilen dava ise, 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tescili ve yol olarak terkinin istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı gereğince inceleme ve işlem yaparak kamulaştırmasız el atmaya dayanan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya içindeki bilgi, belgelere ve kararın dayandığı gerekçeye göre, arsa niteliğindeki Aydıncık (Mersin) İlçesi, Aydıncık Mahallesi, 3418 parsel sayılı taşınmazın zeminine değerlendirme tarihi olan 19.01.2018 tarihi itibarıyla emsal incelemesi yapılarak zemine değer biçilmesi yöntem itibari ile doğru olduğu gibi, bina ve muhtesatlara resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülmek suretiyle değer biçilmesinde ve asıl davada kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisilin kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan rapor, hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
1)Kamulaştırma Kanunu'nun kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması ve dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması ve değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması gerekir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Aydıncık İlçesinde benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihine yakın zamanlarda emsal satışların bulunması doğaldır. Bu nedenle farklı bir ilçeden emsal incelenmesi doğru olmadığı gibi değerlendirme tarihi olan 2018 yılında dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas m² değerinin 35 TL emsal alınan taşınmazın asgari emlak degerinin ise 75 TL olduğu gözetildiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz emsalden daha değersiz olduğu halde, ters orantı kurulmak suretiyle ve emsalin emlak vergisine esas değerlerinde 2006 yılından 2010 yılına kadar orantısız artış olduğu gerekçe gösterilerek 2006 yılındaki emlak vergisine esas değerleri esas alınarak dava konusu taşınmazın daha değerli olduğu kabulü ile metrekare fiyatı belirleyen bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu itibarla; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre,
Doğru olmadığı gibi;
2)Anayasa Mahkemesinin 27/11/2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 16/07/2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanun'la Değişik Kamulaştırma Kanunu’nun 10/8 inci fıkrasının dördüncü cümlesinin; “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahibine verilmek üzere” bölümü ile yedinci cümlesinde yer alan “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedelden fazla olması halinde fazla olan tutarın bloke edildiğine” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edildiği nazara alınarak hüküm kurulması gerektiği,
3)Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 25.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.