13. Hukuk Dairesi 2017/5887 E. , 2017/7918 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı Banka, davalıya kredi kullandırıldığını, davalının ödemelerini tam ve zamanında yapmadığını, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine de davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne; 7.980,99-TL asıl alacak miktarı üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle ... 28. İcra Müdürlüğü"nün 2014/13206 esas sayılı dosyasındaki takibin kısmen kabul edilen miktar üzerinden devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalı aleyhine yaptığı icra takibi ile 7.980,47-TL asıl alacak, 1.991,93-TL işlemiş faiz, 99,59-TL BSMV tutarı olmak üzere toplam 10.071,99-TL"nin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek % 14.66 temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile 7.980,99-TL asıl alacak miktarı üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle itirazın iptaline karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile %14.66 temerrüt faizi oranın makul oran olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz oranı uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün 1. fıkrasındaki "yasal faiz" kısmının çıkartılarak yerine "takip talebinde belirtilen faiz oranı" sözlerinin yazılmasına, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm kısmında yer alan "İcra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına," cümlesinin çıkartılarak yerine "Davacı lehine hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.