10. Hukuk Dairesi 2018/7155 E. , 2019/264 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 01.11.1986 tarihinin sigortalılık başlangıcı tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Yargıtay bozma ilamından sonra davacı vekili davayı ıslah ederek sigorta başlangıç tespit talebi ile birlikte 05.05.2016 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespitini istemiştir.
Mahkemece gerekçede belirtildiği üzere sigorta başlangıç tespit yönünden davanın kabulüne ıslah talebi yönünden ise usulden reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davacı vekilinin ıslah talebi yönünden mahkece verilen karara karşı temyiz itirazlarının dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, reddi gerekir.
2-Sigorta başlangıç tespit talebi yönünden yapılan incelemede; Kurumdan gelen yazı cevaplarına göre davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin 01.02.1986 da kanun kapsamına alındığı ve 01.02.1986 da yine kanun kapsamında çıktığı, inşaata ilişkin yapı ruhsatının 20.12.1985 te alındığı, yapı tadilat ruhsatının ise 24.09.1986 alındığı, davacının işe başlama tarihinin 01.11.1986 olarak gösterilen işe giriş bildirgesinin ise kuruma 19.12.1986 da verilmesine göre davacının çalıştığını iddia ettiği tarihte inşaatın devam edip etmediği, işyerinin durumu varlığı ve kapsamı yeterince araştırılmamıştır.
506 sayılı Kanunun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79/10 maddesi kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır.
Sigortalılığın tespitinde, yöntemince düzenlenerek yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilen sigortalı işe giriş bildirgesi, ilgilinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde ise de sigortalılığın kabulü açısından tek başına yeterli kabul edilemez ve bu kapsamda işyerinin varlığının faal olup olmadığının ve çalışma olgusunun da inandırıcı ve yeterli delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmeyerek, kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmek suretiyle, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Bu amaçla işyerinin varlığının ve faaliyeti kolluk marifetiyle yöntemince belirlenmeli, resen kamu tanığı araştırılmalı ve bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle iddianın somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanıp kanıtlanmadığı değerlendirilmelidir. (HGK 29.06.2005 gün ve 2005/21-409- 413, 23.12.2009 gün ve 2009/10-581-619, 10.02.2010 gün ve 2010/10-72-72, 21.09.2011 gün ve 2011/10-527– 552)
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, yukarıda yapılan açıklamalar gözönünde bulundurularak, mahkemece, davacının eylemli çalışmasını ortaya koyacak şekilde işyerinde ne iş yaptığı, başka çalışan olup olmadığı, işyerinin varlığı faal olup olmadığı araştırılmalı ve gerekirse komşularının kimler olduğunun davacıya sorulup açıklattırılmalı, hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalı, davacının işyerinde çalıştığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,17.01.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.