23. Hukuk Dairesi 2015/2698 E. , 2016/87 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 25.03.2013 tarihli İş Güvenliği Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin davalı şirkete sözleşme kapsamında iş güvenliği uzmanı tahsis ederek iş güvenliği hizmeti verdiğini, bu hizmet karşılığı tanzim ettiği üç adet faturanın davalı tarafça ödenmediğini, bu nedenle.... İcra Müdürlüğü"nün 2013/10413 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibinin davalının itirazı neticesinde durduğunu ileri sürerek, itirazın 4.152,85 TL asıl alacak üzerinden iptali ile %20 icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirkete ait iş yerinin, 29.03.2013 tarihli ve 28602 sayılı ...... Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Tehlike Sınıfları Tebliği"nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile "Çok Tehlikeli" sınıfından "Tehlikeli" sınıfına düşürüldüğünü, ancak davalı şirketin 25.03.2013 tarihli sözleşme uyarınca müvekkiline "Çok Tehlikeli" sınıfı üzerinden hesaplama yaprak fatura düzenlediğini, sözleşmeden dört gün sonra yürürlüğe giren bu Tebliğ"den müvekkilinin haberdar edilmediği gibi Tebliğe rağmen daha yüksek bedelli "Çok Tehlikeli" sınıfından fatura düzenlendiğini, bu nedenle davalının kötüniyetli olduğunu, müekkilinin bu durumu yaklaşık alt ay sonra farkettiğini, davalı tarafın müvekkilinden fazla tahsilat yaptığını, bu sebeple müvekkilince, davacıya fazla yapılan ödemeler için 7.080,00 TL bedelli iade faturası gönderildiğini, davacı tarafın iade faturasını iade etmediğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine göre müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, aksine alacaklı durumda olduğunu savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kaynağının 25.03.2013 tarihli İş Güvenliği Hizmet Sözleşmesi olduğu, sözleşmeye göre davalı şirketin iş güvenliği hizmet sınıfının "çok tehlikeli" sınıfı olduğu, ancak söz konusu Tebliğ hükümlerine göre, davalı şirketin iş güvenliği sınıfının "tehlikeli" sınıfına indirildiği, bu sınıfa göre davacı tarafından verilen hizmetin altı aylık değerinin 5.239,20 TL olduğu, davalı şirketin ise, davacı şirkete 7.640,00 TL ödeme yaptığı, davacının alacaklı olmadığı, davalının 2.400,80 TL fazla ödeme yaptığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşme uyarınca kararlaştırılan ve davalı tarafça ödenmesi gereken fatura bedellerinin eksik ödenmesi üzerine davacı tarafça başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 25.03.2013 tarihinde imzalanan İş Güvenliği Hizmet Sözleşmesi"nin 4.1. maddesinde, davalı tarafın aylık ödemesi gereken tutarın 1.650,00 TL+KDV olarak belirlendiği, 4.2. maddesinde, davalı şirketin bulunduğu tehlike sınıfının "Çok Tehlikeli" olarak belirlendiği, 4.3. maddesinde ise, ücretlendirmenin davalı şirketin bulunduğu tehlike sınıfına ve işçi sayısına göre yapılacağının hüküm altına alındığı, sözleşmenin, sözleşme tarihindeki durum ve şartlara göre taraflarca imzalandığı ve daha sonra da sözleşme hükümlerine taraflarca herhangi bir itirazın ileri sürülmediği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra yürürlüğe girdiği anlaşılan ve davalı şirketin bulunduğu tehlike sınıfını "Tehlikeli" sınıfına düşüren, 29.03.2013 tarihli ve 28602 sayılı .... Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Tehlike Sınıfları Tebliği"nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ hükümlerinin anılan sözleşme hükümlerini kendiliğinden değiştirmesi mümkün değildir. Ayrıca, Tebliğ"in yürürlüğe girdiği tarihten sonra davalı tarafça, davacı tarafa konuya ilişkin bir ihtrarın da gönderilmediği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafın hakettiği hizmet bedelinin sözleşme hükümlerine göre mi yoksa sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra yayımlanarak yürürlüğe giren Tebliğ hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır. Yukarıda belirlenen hususlar dikkate alındığında, davacı tarafın hakettiği hizmet bedelinin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.1. maddesi dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.