1. Hukuk Dairesi 2015/4917 E. , 2018/1048 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.02.2018 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacı vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava,ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ...’in yaşlılık ve hastalığından faydalanan dava dışı emlak komisyoncusu ...t’ın aldığı 13/03/2008 tarihli vekalet ile aynı tarihte mirasbırakanın maliki olduğu 416 parsel sayılı taşınmazı davalıya satış suretiyle temlik ettiğini,davalıya vekaleten de dava dışı ...’nın işleme katıldığını,mirasbırakanın vekaletname verdikten sonra tapuya gittiğinde taşınmazın satıldığını öğrendiğini, taşınmazı geri isteyince de alacaklısı ve borçlusu aynı olan ve vekilin imzasını taşıyan bir senet verildiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı; aşamalardaki beyanında davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece “davanın ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkin olduğu,somut olayda;vekaletnamenin düzenlendiği ve bu vekaletle temliki işlemin gerçekleştirildiği 13.3.2008 tarihinde davacıların murisinin temyiz kudretinin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmadığı,hal böyle olunca, hukuki ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek önemine binaen öncelikle incelenmesi, tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanması, varsa murise ait sağlık kurulu raporları,
hasta müşahade kağıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, vekaletname ve akit tarihinde miras bırakanın ehliyetli olup olmadığı yönünde 2659 sayılı Yasanın 7,16. maddesi hükmü gereğince rapor alınması, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının araştırılıp incelenmesi ve değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ve yanılgılı değerlendirme ile yetinilerek yazılı biçimde hüküm kurulmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, mirasbırakanın vekalet ve işlem tarihi olan 13/03/2008 tarihinde hukuki işlem ehliyetini haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporuyla anlaşıldığı, vekalet görevinin kötüye kullanılması ile ilgili yapılan incelemede ise,vekil ile davalının el ve işbirliği içinde hareket ettiği iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup sözkonusu karar Dairece “Somut olayda, vekil ile davalı ... arasında el ve iş birliği olup olmadığı bakımından mahkemece, yeterli araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağının olmadığı,hal böyle olunca; açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, tarafların bu yöndeki delilerinin toplanıp, tanıklarının dinlenmesi, bozma ilamı sonrasında dosyaya ibraz edilen belgelerin diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi, ayrıca vekaletnamenin tanzim tarihi ile taşınmazın satış tarihlerinin de aynı olduğunun gözetilmesi, davalının durumu bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda bulunup bulunmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisinin isabetsiz olduğu” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın temlik tarihi ile dava dışı ... vekalet aldığı tarihin aynı olması, elinde satış yetkisi olmayan ve daha önce tanınmayan biriyle satıştan yaklaşık on beş gün kadar önce anlaşılarak ona kapora verilmesi, buna rağmen uzunca sayılabilecek süre devir için beklenilmesi olguları birlikte değerlendirildiğinde, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını davalının durumu bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’in 13.03.2008 tarihinde noterde düzenlenen vekaletname ile dava dışı ...’ı vekil tayin ettiği, aynı tarihte vekil tarafından çekişme konusu 416 parsel sayılı taşınmazın davalı ...’e satış suretiyle temlik edildiği,akitte satış bedelinin 1.000-YTL olarak gösterildiği, mahkemece yapılan uygulama sonucu elde edilen bilirkişi raporu ile taşınmazın satış tarihindeki bedelinin 85.000-Tl olarak belirlendiği, bozma ilamı sonrasında dosyaya sunulan adi yazılı belgeler ile vekil ...’ın dava konusu 416 parseli 127.500-YTL’ye davalı ...’e sattığı,satış bedelini nakit olarak davalı adına hareket eden ...’dan aldığı, vekilin ve adına hareket ettiği ...’in bir alacağının kalmadığının belirtildiği,mirasbırakanın yedinde olan ve davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen ve vekil ...’ın keşidecisi ve alacaklısı olduğu 13.03.2008 tarihli senette de 17.03.2008 tarihinde 200.000-Tl ödeneceğinin belirtildiği,mirasbırakan Recep’in 09.07.2008 tarihinde öldüğü ve mirasçı olarak davacıların kaldığı,hükmüne uyulan bozma ilamı sonrasında alınan Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 30.05.2012 tarihli raporu ile vekaletnamenin tanzim edildiği ve akit tarihi de olan 13.03.2008 tarihinde mirasbırakan ...’in fiil ehliyetini haiz olduğunun belirlendiği, tüm dosya kapsamına göre mirasbırakan ...’in vekili sıfatıyla satış işlemini gerçekleştiren dava dışı ...’ın beyanından ve özellikle davacı ...’ın ... (...) Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1509 sorşturma sayılı(... Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/25978 Talimat sayılı dosyası) dosyası kapsamında emniyette verdiği 29.12.2014 tarihli ifadesinden, mirasbırakanın taşınmazı gerçekten satmak istediği,satışın iradeye uygun şekilde gerçekleştirildiği,bedelin mirasbırakanın vekili ...’a ödendiği ancak ... tarafından mirasbırakana ödenmediği anlaşılmaktadır.
Bozma ilamı uyarınca yapılan araştırma ile vekille davalının el ve işbirliği içinde işlemi gerçekleştirdikleri iddiası kanıtlanmış değildir.
Bu durumda davacılar, ancak vekilden satış bedelini isteyebileceklerdir.
Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.630.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20/02/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hüküm onanmalıdır. Sayın çoğunluğun bozma görüşüne iştirak etmiyorum.