Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/5700
Karar No: 2018/1047
Karar Tarihi: 20.02.2018

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/5700 Esas 2018/1047 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2015/5700 E.  ,  2018/1047 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.02.2018 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ..."un tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
    -KARAR-
    Dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı, muris babası ...’in maliki olduğu 225 ada 5 parsel sayılı taşınmazın mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak satış gösterilmek suretiyle davalı torunlarına temlik edildiğini ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalılar vekili, hak düşürücü süre itirazında ve zamanaşımı definde bulunmuş,taşınmazın terekeye döndürülmesi isteğiyle açılan davada davaya katılmayan mirasçıların olurunun alınması ya da tereke temsilcisi atanması gerektiğini,murisin yurt dışında çalıştıktan sonra memleketine döndüğü ve 1997 yılında malvarlığının büyük bir bölümünü çocukları arasında paylaştırdığını,son zamanlarda murisin rahatsızlanıp ilaç masraflarını karşılayamaz olduğu ve bacağının kırılması üzerine bakıma muhtaç hale geldiğini,tedavi giderlerini karşılamakta zorlanan murisin çekişme konusu taşınmazı satmak istediğini ve davacıya teklif ettiğini, fiyat konusunda anlaşamayınca davalı ...’ın murisin istediği bedeli ödeyerek taşınmazı satın aldığını,davalı ...’ın da taşınmazdaki 2/3 payını davalı ...’a sattığını,murisin 1997 yılında 4 kızına birer ev temlik ettiğini ve herkesin hakkına razı olduğunu,murisin mirasçılarından mal kaçırma amacıyla hareket etmediğini, evlatları arasında denkleştirme çabası içinde olduğunu,davacının beş yıl boyunca muris babasıyla ve annesiyle görüşmediğini,murise 2003 yılından itibaren davalılar ile ailesinin baktığını,davacının cenazeye dahi katılmadığını,davalıların taşınmazı alım gücünün bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece; çekişme konusu taşınmazın davalılara temlikinin muvazaalı olduğu,satış işleminin satış tarihi itibariyle murisin mirasçısı olmayan davalı ..."a yapılmış olması nedeniyle denkleştirme itirazının yerinde olmadığı,davalı ...’un, davalı ..."ın kardeşi ve davacının da yeğeni olması,davaya konu olaylardan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle iyiniyetli 3. kişi olarak kabul edilemeyeceği,davacının sadece miras payı yönünden bu davayı açmakta hukuki yararı olduğu gerekçesiyle davacının miras payı yönünden davanın kabulüne,davalılar adına olan tapu kaydının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline, taşınmazın bütün mirasçılar adına tescili isteğinin reddine,dava dışı ...’un davaya katılma isteğinin de reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’in 09.10.2008 tarihinde ölümü üzerine davacının,dava dışı kardeşleriyle birlikte mirasçı oldukları,davalıların ise murisin kızı ...’den olma torunları olup,çekişme konusu 225 ada 5 parsel sayılı,62,06 m2 miktarlı, arsa vasıflı taşınmazın tamamı muris adına kayıtlı iken 21.08.2006 tarihli satış işlemiyle 4.000-Tl bedelle muris tarafından davalı torunu ...’a temlik edildiği,davalı ...’ın da taşınmazın 1/3 payını uhdesinde tutarak 2/3 payını 08.05.2009 tarihili satış işlemiyle davalı kardeşi ...’a devrettiği anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun 706., Türk Borçlar Kanunu"nun 237. (Borçlar Kanunu"nun 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Somut olaya gelince; mahkemce dinlenilen tek davacı tanığı ... davacının eşi olup beyanında; murisin ...’daki iki evinden birini davalıların annesi ...’ye, diğerini kızı ...’ya,...’teki iki katlı evinin bir katını kızı ...’ye,diğer katını da davacı kızı ...’e bağışladığını, murisin yurt dışından emekli olup Türkiye’ye geldiğinde davalı ...’ın murisi havaalanında devamlı karşıladığını,muris ve torunlarının arasının iyi olduğunu,murisin dava konusu taşınmazı satmasını gerektirecek borcu,hastalığı ya da ihtiyacının bulunmadığını beyan ettiği, tarafsız davalı tanıklarının ise; murisin bazı borçları nedeniyle davalı ...’dan para aldığını,davalı ...’ın murisle devamlı ilgilendiğini, murisin dava konusu taşınmazı davalı ...’a sattığını ve 5.000-Tl satış bedelini alıp 1000-Tl’sini davacı ...’e verdiğini,satıştan sonra murisin içinin rahat olduğunu,zira davalıların annesi ...’ye küçük bir taşınmaz verdiği için haksızlığın bu şekilde ortadan kaldırıldığını,satış parasıyla davacı ...’e olan borcunu ödediğini söylediğini,murisin son zamanlarda bacağının kırılması nedeniyle bakıma muhtaç hale gelip davalı ...’ın maddi ve manevi olarak ilgilendiğini beyan ettikleri,tapu kayıtlarına göre murisin çekişme konusu taşınmaz dışında maliki olduğu 255 ada 4 parsel sayılı 35,49 m2 kargir ev vasıflı taşınmazını ve 5 parsel sayılı 15,02 m2 dam vasıflı taşınmazını 25.08.1997 tarihli satış işlemiyle dava dışı kızı ...’ya, aynı resmi senetle 224 ada 10 parsel sayılı 33,13 m2 kargir ev vasıflı taşınmazını kızı ...’ye, 233 ada 91 parsel sayılı 484,25 m2 kargir apartman vasıflı taşınmazını 1/2’şer paylarla 02/08/1999 tarihli satış işlemiyle kızı ... ve davacı kızı ...’e temlik ettiği tanık beyanları ve açıklanan olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde,murisin özellikle son zamanlarında bakıma ve ilgiye muhtaç olması,davalı torunu ...’ın murisle ilgilenmesi ve çekişme konusu taşınmazın davalıların annesi ...’ye verilen taşınmaza yakın olması gibi hususların taşınmazın davalıya satışında ve satış bedelinin belirlenmesinde etkili olduğu,salt bedeller arasındaki oransızlığın tek başına muvazaanın delili olarak kabul edilemeyeceği,murisin yaptığı temlikle ilgili gerçek amaç ve iradesinin mirasçıdan mal kaçırmak olmayıp gerçek bir satış olduğu sonucuna varılmaktadır.
    Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
    Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.630.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20/02/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
    -KARŞI OY-
    Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle yasal mirasçı olmayan torun davalıların paylaştırma savunması dinlenemeyeceği gibi akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamayacağından olayları çok yakından bilen davacı tanığının sözlerine itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olduğundan hüküm onanmalıdır. Sayın çoğunluğun bozma görüşüne iştirak etmiyorum.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi