1. Hukuk Dairesi 2015/4600 E. , 2018/1044 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece asıl davada davalı ... Belediyesi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,diğer davalılar yönünden asıl ve birleştirilen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar asıl davada davalı ... karar ve tavzih kararı asıl ve birleştirilen davada davalılar ... ve ... vekili, karar asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.02.2018 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davalılar ... (...) v.d. vekili Avukat, davalı ... vekili Avukat, temyiz edilen davacılar ... v.d. vekili Avukat, davalı ... ... gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava,muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil olmadığı taktirde tenkis isteğine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen davada davacılar; muris ...’nın maliki olduğu 698 parsel sayılı taşınmazın 456/1822 payını davalı oğlu ...’ya, 456/1822 payını davalı oğlu ...’ya 13.08.1975 tarihinde satış suretiyle temlik ettiğini,aynı işlemle davalı ...’ın devraldığı 456/1822 payın 35/1822 payını davalı kardeşi ... ile davalı ...’a temlik ettiğini, murisin uhdesinde kalan 910/1822 payın 389/1822 payını üzerinde bırakarak 521/1822 payını davalı çocuğu ... ile damadı ...’a 18.01.1982 tarihinde satış suretiyle, 389/1822 payını da 16/06/1982 tarihinde davalı oğlu ...’a yine satış suretiyle temlik ettiğini, dava konusu taşınmazın 1995 yılında imar uygulaması sonucu 102 ada 2-3-4-5-6 parsel sayılı taşınmazlara dönüştüğünü ve imar uygulamasıyla 38/452 payın davalı ... Belediyesi adına tescil edildiğini, buna göre 102 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı ..., 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazın ..., 4 parsel sayılı taşınmazın ..., 6 parsel sayılı taşınmazın 38/452 payının davalı ... Belediyesi, 414/452 payının davalı ... (...) ... adına tescil edildiğini, murisin ikinci eşinden olma davalı çocuklarına ve davalı damadına yaptığı temliklerin muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amacına yönelik olduğunu ileri sürerek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline olmadığı taktirde tenkisine karar verilmesini istemişlerdir.
Asıl ve birleştirilen davada davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Asıl ve birleştirilen davanın reddine dair karar Dairece “ mirasbırakan ...’nın davalı ... Belediyesi’ne yaptığı bir taşınmaz temliki bulunmadığı, anılan belediyenin imar uygulaması sonucunda dava konusu 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazda paydaş hale geldiği gözetildiğinde davalı ... Belediyesine (öncesinde ...) yönelik davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine. Davacıların öteki temyiz itirazlarına gelince; davacıların,mirasbırakan ...’ın ilk eşinden olma ölen kızı ...’nın çocukları,dolayısıyla murisin torunları oldukları, davalıların ise ikinci eşten olma çocukları ve ikinci eşinden olma kızı ...’ın eşi yani murisin damadı bulundukları, mirasbırakanın kendi evinde oturan,emekli maaşı olan mal satmaya ihtiyacı bulunmayan biri olup, tek malvarlığını paylara bölmek suretiyle ikinci eşten olma çocuklarına temlik ettiği görülmektedir. Değinilen bu olgular,yukarda belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde mirasbırakan ...’ın dava konusu taşınmaz paylarını temlikteki gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kabul edilmelidir. Hal böyle olunca; davalı ... Belediyesi dışındaki davalılar bakımından mirasbırakan ...’dan davalılara temlik edilen paylar gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve hukuki olmayan gerekçe ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, davalı ... Belediyesi hakkında açılan davanın kesinleştiği gerekçesiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden asıl ve birleştirilen davanın kabulüne,birleştirilen davada davacı ...’nın tavzih isteğinin kabulüne karar verilmiş ve tavzih kararıyla hükmün birleştirilen davada yargılama giderlerine ilişkin 8. bendine ekleme yapılmıştır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden;çekişme konusu 698 parsel sayılı 1822 m2, avlulu kerpiç ev vasıflı taşınmazın 23/03/1961 tarihinde tapulama yolu ile muris ... adına kayıtlı iken, 13.08.1975 tarihinde satış yolu ile 456/1822 payın davalı oğlu ...’ya, 456/1822 payın davalı oğlu ...’ya temlik edildiği, murisin uhdesinde 910/1822 pay kaldığı, 330/1822 payın damadı ...’a, 226/1822 payın da davalı kızı ...’a satış yolu ile 18.01.1982 tarihinde temlik edilmesi üzerine,davalı ...’nın 18.01.1982 tarihinde ipkaen 421/1822, muris ...’nın ise ipkaen 389/1822 payın maliki haline geldiği, murisin
uhdesinde kalan en son 389/1822 payın da 16/06/1982 tarihinde satış yolu ile davalı oğlu ...’ya temlik edildiği,çekişme konusu 698 parsel sayılı taşınmazın imar görmesi sonucu oluşan 102 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 300 m2 olarak davalı ... adına, 102 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 130/335 payının davalı ... Belediyesi, 205/335 payının davalı ... adına 16/11/1995 tarihinde imar yoluyla tescil edildiği, 102 ada 2 parsel sayılı taşınmazın satış ve hisse tevhidi yoluyla 28/12/1995 tarihinde 335 m2 olarak tamamen davalı ... adına tescil edildiği, 130/335 payını davalı ...’den satın aldığı, 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 436 m2 ve 102
ada 5 parsel sayılı taşınmazın 299 m2 olarak imar yoluyla 16/11/1995 tarihinde davalı ... adına tescil edildiği,102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 16/11/1995 tarihinde imar yoluyla 38/452 payının davalı ... Belediyesi, 414/452 payının davalı ... ... adına tescil edilip, ünvan değişikliği nedeniyle 10/12/2009 tarihinde 19/226 pay olarak ... Belediyesi adına tescil edildiği davalı Belediyenin imar uygulaması sonucunda 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazda paydaş hale geldiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; hükümlerin tavzihini düzenleyen 6100 sayılı HMK. nun 305. (1086 sayılı HUMK. nun 455.) ve devamı maddelerinde "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Ayrıca 6100 sayılı HMK. nun 304. (1086 sayılı HUMK. nun 459.) maddesine göre ise " Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.Hüküm tebliğ edilmişse hakim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda açıklanan düzenleme karşısında tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceği gibi, hakim tavzih ile de hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip, bunu hükmüne ekleyemez. (...2008/11-448 E.-2008/454 K.).
Somut olaya gelince;birleştirilen davada davacı ... tarafından 15.11.2011 tarihinde yatırıldığı anlaşılan 1.249-Tl tamamlama harcına ve adı geçen davacının yatırdığının tespiti halinde bilirkişi ücretine hükümde yer verilmesi gerekirken,tavzih talebi üzerine mahkemece davalılar aleyhine hükmün yargılama giderlerine ilişkin 8. bendinin değiştirilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemenin 01.10.2014 tarihli hükmün tavzihine ilişkin kararının kaldırılmasına ve işin esasının incelenmesine geçildi.
Hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca Belediye dışındaki davalılar yönünden davanın kabulünde bir isabetsizlik yoktur. Davalıların işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Ancak mahkemece, her bir davacı adına tescil edilen payların tek tek hesaplanıp hüküm kurulmuş olmasına rağmen hangi veraset ilamı ve miras pay oranlarının esas alındığı ve ne şekilde payların hesaplandığı gerekçede açıklanmadığından hükmün denetlenebilir olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
Öte yandan; hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu sebeple bozma kararından sonra mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde belirtilen unsurları içeren yeni bir karar verilmek zorundadır.
Hal böyle olunca; her bir davalıya muristen geçen paylar üzerinden davacıların, ... . Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/2147 Esas 2007/278 Karar sayılı 26.02.2007 tarihli veraset ilamındaki miras payları oranında tescile karar verilmekle yetinilmesi gerekirken tereddüte mahal verecek şekilde yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmadığı gibi bozma sonrası hüküm tesis edilirken bozma kapsamı dışında bırakılan ancak onanmasına da karar verilmeyen hususlarda hüküm tekrarı yapılması gerekirken asıl davada davalı ... Belediyesi yönünden kararın kesinleştiğinden bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi de isabetsizdir (HGK 2013/9-1989 E.ve HGK 2017/12-705 E.).
Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı ... vekili için 1.630.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin diğer temyiz edenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.