13. Hukuk Dairesi 2019/6472 E. , 2020/35 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... ili ... ilçesi, ... mahallesi, ... sokak 9184 ada, 2 sayılı parselde 3. kat 6 no"lu bağımsız bölümü, davalıdan 22.11.2011 tarihinde satın aldığını ancak, yüklenicinin kusurlu ve ayıplı imalat yapması nedeniyle bağımsız bölümün tavanlarında, duvarlarında kabarmaların ve blok halinde dökülmelerin oluştuğunu, bu durumun yükleniciye defalarca şifahi olarak bildirilmesine karşın sonuç alamadığını, ... Anadolu 7. Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 2015/4 D.İş sayılı dosyası ile ayıplı imalatın 17.790,00 TL bedelle giderilebileceğinin hesaplandığını beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL"nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 15/04/2016 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 15.800,02 TL"ye yükseltmiştir.
Davalı, davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın ıslah gibi kabulü ile 10.000,00 TL"si 16.06.2015 dava tarihinden, 5.800,02 TL"si ise ıslah tarihi olan 15.04.2016"dan itibaren toplam 15.800,02 TL"nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dava, satış esnasında sunulan projede ve tanıtımlarda belirtilen ancak, bunlara uygun olarak yapılmayan işler nedeni ile davacının satın aldığı konutta ortaya çıkan ayıpların onarım bedelinin ödetilmesi talebine ilişkindir.
Davalı, ayıp ve eksik bulunmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Davacı tüketici olduğuna göre, tüketici hukuku ile ilgili ayıba ilişkin düzenleme, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 4. maddesinde yer almaktadır.
Malın ayıplı olması halinde taraflara ait hak ve yükümlülüklerin nelerden ibaret olduğu, 4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4.maddesinde düzenlenmiş; ayıbın gizli ya da açık olması halleri için ayrı ihbar süreleri getirilmiş; hatta ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi halinde zamanaşımı süresinden yararlanılamayacağı, açıkça ifade edilmiştir.
Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 Sayılı TKHK.’nun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür.
Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK.’nun bu konudaki 223. maddeye göre, (818 sayılı BK"nun 198.maddesi), alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya uygun süre içinde ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra hemen (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının 21.07.2011 tarihinde satın aldığı bağımsız bölümün davacıya teslim edildiği ve 16.06.2015 tarihinde de eldeki bu davanın açıldığı dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporundan ""ayıplı imalat"" olarak ve mahkemece “gizli ayıp”lı olarak belirtilen imalatlar ile ilgili olarak; öncelikle bunların kullanıma bağlı olarak ortaya çıkıp çıkmayacağı, ne zaman oluştuğu ya da oluşacağı ve bunu normal vasıflardaki tüketicinin ne zaman farkedebileceği ile bağımsız bölümün teslim tarihi de gözönünde bulundurularak, yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususlarına yeterince yer verilmediği anlaşılmaktadır.
Yine TBK"nun 223 (BK"nun 198. maddesi) hükmü ile gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “hemen ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğini ispat yükü davacıdadır.
Mahkemece; ""..davacı tarafça taşınmazda meydana gelen ayıpların süresinde dava konusu edildiği, söz konusu ayıpların teslimden bir süre sonra ortaya çıkması nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğu.."" gerekçesiyle davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu kabul edilmişse de, taşınmazın fiili teslim tarihi ve ayıpların ortaya çıktığı zaman dilimi tespit edilmeksin davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü doğru değildir. O halde, mahkemece, öncelikle dairenin fiili teslim tarihini tespit etmek için site yönetimine yazı yazılması, elektrik, su, telefon, internet, doğalgaz vs... abonelikleri de araştırarak, dosyadaki diğer taraf delilleri birlikte değerlendirilerek, fiili teslim tarihinin belirlenmesi ve bu tarih belirlendikten sonra, ""ayıplı imalat” olarak nitelendirilen imalatlara ilişkin ayıpların tek tek neler olduğunun belirlenmesi, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları (kullanım ve mevsimlerdeki ..., kar, güneş ve ısı durumları dikkate alınarak bu ayıpların ne zaman oluştuğu ya da oluşacağı ve bunu normal vasıflardaki bir tüketicinin ne zaman farkedebileceği) zaman diliminin belirlenmesi amacıyla taraf ve yargı denetimine esas gerekçeli ek rapor tanzimi sağlanması, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü halinde davacının talebi doğrultusunda ayıplı imalatların onarım bedelinin denetime uygun şekilde belirlenip hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeyle ve yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz talebinin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13/01/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.