1. Hukuk Dairesi 2017/4693 E. , 2018/1038 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL/TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil olmazsa tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.02.2018 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davacılar vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ..."ten intikal eden 191 ada 16 parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından vekâlet görevi kötüye kullanılarak diğer davalıya satış suretiyle devredildiğini, kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescile, olmadığı takdirde taşınmazın satış tarihindeki değerinden paylarına isabet eden bedelin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ..., davanın reddini savunmuş; davalı ... davaya cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; ‘’ … ... dışındaki diğer davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir." gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davacı ... dışındaki davacıların davasının kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 191 ada 16 sayılı parsel davalı ... adına kayıtlı iken yargılama sırasında 02/04/2013 tarihinde ... tarafından dava dışı ...’a temlik edildiği, 15/08/2013 tarihinde 3402 sayılı Yasa’nın 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışmaları ile dava konusu 191 ada 16 sayılı parselin 986 ada 58 sayılı parsel sayısını aldığı ve 986 ada 58 sayılı parselin halen dava dışı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda, ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, 1086 sayılı HUMK"un l86. ve 6100 sayılı HMK"nun 125. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. HUMK"un 186.maddesine göre iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçimlik hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişiye karşı tazminat davası olarak devam edebilmektedir.
Ne var ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasasının 125.maddesi, 1086 sayılı Yasanın 186.maddesinden farklı olarak, dava konusunun davacı tarafından üçüncü bir kişiye devredilmesi halinde devralan kişinin hukuk gereği davacı sıfatı ve buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı vasıtasıyla süreceği esasını getirmiştir. Anılan usul kurallarının kendiliğinden (re"sen) gözetileceği kuşkusuzdur.
Öte yandan, dava konusu 191 ada 16 sayılı parselin 15/08/2013 tarihinde 3402 sayılı Yasa’nın 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışmaları ile 986 ada 58 sayılı parsel olduğu, 191 ada 16 sayılı parselin kaydının kapatıldığı tespit edilmiştir.
Bu durumda yeni oluşan 986 ada 58 sayılı parsel üzerinden hüküm kurulması gerektiği halde hukuki dayanağı kalmayan başka bir deyişle yenileme çalışması ile kaydı kapatılan 191 ada 16 sayılı parsel üzerinden karar verilemeyeceği açıktır.
Anılan bu husus; doğru sicil oluşturma ilkesinin bir sonucu olup dolu pafta ilkesine aykırı düşmektedir. Öte yandan devletin sicil oluşturmadan kaynaklanan görevi kamu düzeniyle ilgili olduğundan re’sen gözetilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur.
Temyiz aşamasında yapılan feragat hususuna gelince;
Davacı asiller ... 20/04/2017 tarihli dilekçesi ile, ... 13/06/2017 tarihli dilekçesi ile, ... da tarihsiz dilekçesi ile davalarından feragat ettiklerini bildirmişlerdir.
Davacı asillerin davadan feragatlerine ilişkin beyanlarının, HMK’nın 307. ve 311. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK’nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelemesine engel oluşturan davacıların davadan feragatına ilişkin hüküm verme yetkisi hükmü veren mahkemeye aittir.
Hal böyle olunca, davacı asiller ..., ... ve ...’in davadan feragatleri hususunda bir karar verilmesi, davalı ...’nin yargılama sırasında dava konusu taşınmazı dava dışı ...’a temlik ettiği gözetilerek 6100 sayılı HMK"nın 125. maddesi hükmü uyarınca, davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceğinin sorulması ve bu yöndeki usulü eksiklik giderildikten sonra doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince yeni oluşan 986 ada 58 sayılı parsel üzerinden bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Tarafların temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.