13. Hukuk Dairesi 2016/30032 E. , 2020/25 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı 21.09.2012 tarihinde soğuk algınlığı şikâyetiyle ... Memorial Hastanesine müracaat ettiğini, davacının hastanede yatışının ikinci gününde aşırı ağrıları nedeniyle ağrı kesici iğnenin Hemşir Ömer Faruk tarafından yapıldığını, akabinde sağ bacağının uyuştuğunu ve hissetmediğini fark ettiğini, doktorlarca yapılan muayene sonucunda iğnenin bacakta sinire denk geldiğini ve bu nedenle bacakta geçici felç durumunun meydana geldiği bildirilerek fizik tedavi önerildiğini, ancak davacının ayağındaki felç durumunun devam ettiğini, 5 aydır davacının sağ bacağında herhangi bir iyileşmenin olmadığını, davacının kendi başına ihtiyaçlarını göremez durumda olduğunu, ağrılar içerisinde yatağa bağlı bir şekilde yaşamını idame ettiğini, bu nedenlerle haklı davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan haksız fiil tarihi olan 24.09.2012"den itibaren ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; verilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı hastanenin özen yükümlülüğüne aykırı davranması iddiası nedeniyle istenilen maddi-manevi tazminata ilişkindir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)(TBK 502.506) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md)(TBK 400). O nedenle hemşire ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1(TBK 510) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı ... kuruluşları için de geçerlidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; yargılama sırasında bilirkişiden rapor alınmamıştır.
Davacı tarafından, davalılar hakkında yapılan şikayet sonucu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair 2013/5653 soruşturma sayılı dosyasında, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas kurulundan alınan rapora, mahkemece atıf yapılarak gerekçe oluşturulduğu anlaşılmıştır.
Cumhuriyet Savcılığının soruşturma dosyasında yer alan 04 Temmuz 2014 Tarih, 4910 Karar nolu ilgili raporun incelenmesinde; davalı hastane personeli tarafından yapılan enjeksiyon işleminde herhangi bir kusurun söz konusu olmadığı ve gelişen durumun komplikasyon olduğu belirtilmiş olup, davalı hastane çalışanına bir kusur izafe edilemeyeceği tespiti bildirilmiştir.
Mahkemece, davacının ceza dosyasında alınmış olan rapora itirazları karşılanmadan hüküm tesis edilmiştir.
O halde, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, aralarında beyin cerrahı, nöroloji uzmanı ve fizik tedavi ve rahabilitasyon uzmanı da olan akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi Kurulu aracılığıyla, "yapılan işlemlerin tıp bilimi açısından yeterliliği ve davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı" hususlarında, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalının kusurlu olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/01/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.