10. Hukuk Dairesi 2019/6779 E. , 2020/7972 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davalı şirkete ait işyeri sigortalısı kazalının 05.12.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir, geçici iş göremezlik ödeneği ile tedavi masraflarından oluşan kurum zararının, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesi uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir.
II-CEVAP
Davalı vekili, dava konusu meydana gelen kazada davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
"1-Davanın kısmen kabulü ile,
a)22.258,67 TL peşin sermaye değerinin onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
b)973,11 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
c)9.111,69 TL hastane masrafının sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
d)70,73 TL ilaç masrafının sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
e)Fazlaya ilişkin talebin reddine"karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
"A-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine,
B-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; Yatağan Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 25.12.2017 tarih, 2013/502 Esas ve 2017/745 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-) Davanın kısmen kabulü ile,
- 22.258,67 TL ilk PSD"li gelirin 24.04.2013 onay tarihinden,
- 973,11 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihlerinden,
- 9.111,69 TL hastane masrafının sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
- 70,73 TL ilaç masrafının sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
- Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı kurum ile davalı şirket vekili, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1) Davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu"nun 21/1 . maddesidir.
5510 sayılı Kanun"un 21. maddesinin 1. fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği belirtilmiştir.
Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi, 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi, İşçi sağlığı ve iş Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Eldeki davada, davalıya ait mermer ocağı işyerinde çalışmakta olan sigortalının, 05.12.2009 günü saat 18:20 sıralarında 41 nolu ocak olarak tabir edilen ocakta alt kesim makinasını çalıştırmadan önce makine telinin kenarında herhangi bir malzeme olup olmadığını kontrol etmek ve makinenin suyunu açmak istemesi üzerine, yağan yağmur nedeniyle yerlerin kaygan olması ve kademenin üstündeki projektörün gözünü alması ile kademenin kenarına geldiğini fark etmemesi sonucu, çamurlu su birikintisinin üzerinden atlayarak karşıya geçmek isterken 13 metre yükseklikten aşağıya düşmesi sonucu, meslekte kazanma gücünü %45 oranında kaybedecek şekilde kazalandığı iş kazası nedeniyle Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda, davalı şirketin %40, kazalının %60 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Ancak, yapılan kusur incelemesi ile belirlenen kusur oran ve aidiyetleri oluşa uygun değildir. Dosya kapsamı ile olayın tarih ve saati gözönünde bulundurulduğunda aydınlatmanın yetersiz olduğu, alt kesme makinesinin konulduğu yerin riskli olduğu, düşmeyi önleyecek bariyer bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dosyada alınan kusur raporlarından ikisinin birbirini teyit ettiği ancak 18.08.2015 tarihli bilirkişi raporunda farklı oranlara yer verilmekle birlikte benzer gerekçelere dayanıldığı, alınan raporların oluşa uygun olmadığı anlaşıldığından, olayın oluş şekline göre, olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden usule uygun yeni bir kusur raporu alınmalı, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31/12/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.