11. Hukuk Dairesi 2017/332 E. , 2018/6948 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.04.2016 tarih ve 2014/240-2016/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı-karşı davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, asıl dava yönünden davacıya ait çok sayıda tanınmış ‘...’ ibareli markasının olduğunu, davalının 01. ve 35. sınıflardaki bazı mal ve hizmetlerle ilgili 2011/108439 sayılı ‘...’ ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, davacının itiraz üzerine itirazının kısmen reddedilerek 35. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden başvurunun tesciline karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, bu ibare üzerinde davacının öncelikli kullanım hakkının olduğunu, davacı markaları ile iltibas yarattığını iddia ederek YİDK kararının iptaline, davalı başvurusunun tescil talep edilen tüm sınıflardaki mal ve hizmetler açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, karşı dava yönünden davalı adına tescilli 2004/28826 sayılı “...” ve 2000/23084 sayılı “...” markalarının KHK’nın 14. maddesine göre son 5 yıldır kullanmadığını iddia ederek iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiş, asıl davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; karşı dava yönünden davalının 2004/28826 sayılı “...” ve 2000/23084 sayılı “...” markalarının dava tarihinden 5 yıl öncesine kadar geçen sürede, markalarını tescil kapsamlarındaki mallar için eylemli olarak ve ciddi biçimde kullanmadığı gerekçesiyle hükümsüzlüğüne, asıl dava yönünden davacı adına tescilli markaların münhasıran “...” ibaresinden veya “...” ibaresini esaslı unsur olarak içeren “..., ... , ... , ...” ibarelerinden oluştuğu, davalının 2011/108439 sayılı ‘...’ ibareli başvurusu ile görsel, işitsel ve anlamsal bakımdan benzer olduğu, davalı başvurusunun kapsamında 35. sınıfın 01, 02, 03, 04, 05. alt gruplarındaki hizmetler
bulunduğu, bu hizmetler ile davacı markalarının koruma kapsamındaki 01, 16 ve 17. sınıftaki mal ve hizmetlerle benzer olmadığı, çekişmeli hizmetlerin hitap ettiği orta düzey tüketiciler nezdinde davacı markaları ile davalı başvurusunun karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının öncelikli kullanım hakkın sahip olduğunun kanıtlanamadığı, tanınmış olduğunun kanıtlanamadığı, davalı şirketin uzun yıllar önce davacı şirket ile aynı ürün gamını içeren ve benzer bir marka olan “...” markası ile başladığı, davacı ... Kimya’nın sahibi Adil ... tarafından davalı şirketin kurucusunun kardeşi olması sebebi ile söz konusu markanın tescil ve kullanımına itiraz edilmediği, kabul edildiği gibi davalı tarafça dosyaya sunulan deliller de süregelen bu kullanımı tevsik ettiği, davalının yıllardır kullanmakta olduğu ve tescil de ettirdiği bir markanın benzerlerini tescil ettirmek üzere birden fazla marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli sayılamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı ... Kimya San. Tic. A.Ş vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Karşı dava, kullanmama nedenine dayalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi gereğince markaların kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden önce, 556 sayılı KHK’nın 42/1-c. maddesi Anayasa Mahkemesi"nin 09.04.2014 gün ve 2013/147 Esas ve 2014/75 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş, karar tarihinden sonrada 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.12.2016 gün ve 2016/148 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptaline karar verilmiştir. Bu durumda, karşı dava yönünden Anayasa Mahkemesi"nin anılan iptal kararları değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı-karşı davalı ... Kimya San. Tic. A.Ş vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı ... Kimya San. Tic. A.Ş vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün resen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı ... Kimya San. Tic. A.Ş vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 12/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.