13. Hukuk Dairesi 2016/14047 E. , 2017/7086 K.
"İçtihat Metni"
1-..., 2-... vekili avukat ... ile .... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16/12/2014 gün ve 2012/561-2014/636 sayılı hükmün Dairemizin 10/03/2016 tarih ve 2015/9797-2016/7432 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde taraflar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşme gereğince davalıya hukuk muşavirliği ve avukatlık hizmeti verildiğini, bu sözleşmenin 1. maddesi gereğince davalıya ait Ar-Ge binasının yapım sözleşmesine aykırılık nedeniyle ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 2007/552 Esas sayılı dosyasında inşaatı yapan ... Elek. Ltd. Şti. aleyhine dava açıldığını, dosyada bilirkişi raporu alınıp karar aşamasına gelindiğinde davalının müvekkillerini devre dışı bırakarak karşı tarafla sulh olduğunu, daha sonra davacılardan Av. ..."ı haksız olarak vekillikten azlettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre hesaplanan davacı ... ... ... için 548.174,45 TL, davacı ... için 709.478,99-TL asıl alacak ve 3.057,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.260.711,43 TL"nin tahsili için ... 1.İcra Müdürlüğü"nün 2012/15392 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, % 20"den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre ücrete hak kazanılabilmesi için davanın lehe sonuçlanması gerektiğini, bu şartın gerçekleşmediğini, davacı ... ... ... avukatlık ruhsatının ve dava safahatında hiçbir yazılı beyanının bulunmadığını, davacı avukatın sulh sözleşmesinden haberdar olmasına rağmen verilen talimata aykırı davranarak davayı sona erdirmediğini, bu nedenle azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı aleyhine ... 1. İcra Müdürlüğü"nün 2012/15392 sayılı dosyası ile girişilen icra takibine yapılan itirazın 593.694,00 TL asıl alacak ve 1.360,54-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 595.054,54 TL üzerinden kısmen iptaline, hükmolunan 593.694,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin ve icra inkar tazminatı isteminin reddine, davalı vekilinin kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, tarafların temyizi ürerine Dairemizin 10.03.2016 gün 2015/9797 esas, 2016/7432 karar sayılı ilamı ile bozulmuş; taraflar bu kez de karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının 2. bentte, davacıların 3. bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının karar düzeltme itirazlarının yapılan incelenmesinde; Davacılar, elde ki dava ile davalı ile avukatlık ve müşavirlik sözleşmesi imzaladıklarını,bu sözleşmede davacı ..."ın hukuk müşavir, diğer davacı ..."ın ise avukat sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmenin 1. maddesi gereğince davacı avukat tarafından davalı şirkete ait ... binasının dava dışı ... Elektronik...Ltd.Şti ile imzalanan sözleşmeye uygun yapılmaması nedeniyle mevcut eksik ve ayıplardan doğan alacakların tahsili için ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 2007/552 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, 17.04.2012 tarihinde davalı şirket ve dava dışı şirketin sulh protokolü imzaladığını, sulh konusunda bilgisi olmamasına rağmen kendisine verilen sulh protokolünün fotokopisini dava dosyasına sunduğunu ancak mahkemece sulh sözleşmesini imzalayanların yetki belgelerinin celbine ve yetkililerin isticvabına karar verilerek duruşmanın talik edildiğini, bu talik gerekçe gösterilerek 23.10.2012 tarihinde haksız azledildiğini iddia ederek sözleşmeye göre dava değeri üzerinden hesaplanacak akdi ve karşı yan ücret alacağı için yaptığı icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiş, davalı ise azlin haklı olduğunu, davacıların üzrete hak kazanamayacağını, mahkeme aksi kanaatte ise sulh olunan miktarın belli olduğunu savunmuştur. Tüm dosya kapsamına göre azlin haksız olduğu, Ticaret Mahkemesi dosyasındaki uyuşmazlığın sulh ile sona erdiği açık olup, mahkemenin de kabulündedir.
Taraflar arasındaki ihtilaf davacı avukat tarafından takip edilen dosyada tarafların sulh olmaları halinde avukatın ve hukuk müşavirinin vekalet ücretinin hangi meblağ üzerinden hesaplanacağı noktasındadır. Dairemizin uygulamalarına göre, sulh olunan miktar belli değilse; mahkemece gerçek sulh olunan miktar araştırılarak bulunacak miktar, sulh olunan miktar tespit edilemezse vekil ile vekil eden arasında varsa yazılı sözleşme hükümleri gereğince, sözleşme yok ise Avukatlık Kanunu"nun 164/4. maddesi gereğince harcı ödenen dava değeri üzerinden vekalet ücreti hesaplanmalıdır. Mahkemece, sulh protokolünde yazılı miktar sulh miktarı olarak kabul edilmiş ve bu meblağ üzerinden 08.06.2007 tarihli sözleşme hükmüne göre vekalet ücreti hesaplanmıştır. Davacılar gerçek sulh olunan miktarın bu meblağ olmadığını,davalı ise gerçek sulh olunan miktarın bu miktar olduğunu ileri sürmektedir.Her ne kadar Dairemizin daha önceki 10.03.2016 gün 2015/9797 esas, 2016/7432 karar sayılı bozma ilamında davalı ile dava dışı şirket arasında imzalanan 17.4.2012 tarihli sulh protokolünde davacıların imzasının bulunmadığı gerekçesiyle bu miktarın avukatlık ve müşavirlik ücretinin hesabında dikkate alınamayacağı belirtilmişse de; toplanan delillerden ve özellikle vekalet ücretine konu ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 2007/552 Esas ve 2012/524 karar sayılı dosyasında bu sulh protokolü esas alınarak ve imzaların doğruluğu teyit edildikten sonra davaların "Sulh" nedeniyle sonlandırılmış olması karşısında gerek sulhun varlığı gerekse de sulh miktarının belirli olmadığından söz edilemez.Davacıların, mahkemece uygun bulunan sulh protokolünde imzalarının bulunmayışı az yukarda açıklanan sabit olgular karşısında dinlenmesi mümkün olmadığı gibi, gerçek sulh olunan miktarın bu miktar olmadığını ispat yükü yer değiştirerek davacılara geçmiştir.Dosya kapsamındaki mevcut delillere göre davacılar gerçek sulh olunan miktarın daha yüksek bir bedel olduğunu ispatlayamamamıştır.Hal böyle olunca, mahkemece yapılan hesaplama ve varılan sonuç doğru olup, bu nedenle kararın bu yönden onanmasına karar vermek gerekirken, zuhulen, hükmün bozulduğu bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalının bu yöne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin bozmaya dair 10.03.2016 gün 2015/9797 esas, 2016/7432 karar sayılı ilamının kaldırılmasına ve mahkeme kararının bu yönden onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3-Davacıların karar düzeltme itirazlarının yapılan incelenmesinde; İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde,alacağın temelinin vekalet ve hukuki müşavirlik sözleşmesine dayandığı,bu sözleşmede vekalet ücretinin nasıl belirleneceğinin hüküm altına alındığı,bu durumda sözleşmede imzası bulunan borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmez.Dairemizce, önceki kararın bu yönden düzelterek onanaması gerekirken, zuhulen, hükmün bozma kapsamı dışında bırakılarak onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının bu yöne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin bozmaya dair 10.03.2016 gün 2015/9797 esas, 2016/7432 karar sayılı ilamının kaldırılmasına ve mahkeme kararının usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacıların 3. bentte, davalının 2. bentte belirlenen hususlar dışındaki karar düzeltme nedenlerinin reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 10.03.2016 gün 2015/9797 esas, 2016/7432 karar sayılı ilamının kaldırılması ve mahkeme kararının bu yönden ONANMASINA ,üçüncü bentte açıklanan nedenle davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 10.03.2016 gün 2015/9797 esas, 2016/7432 karar sayılı ilamının kaldırılarması ve mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. bendinin 4. fıkrasında yer alan “icra inkar tazminatı isteminin reddine,” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine aynen "Davacılar lehine hüküm altına alınan asıl alacak miktarı olan 593.694,00 TL üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine” cümlesinin yazılmasına, mahkeme kararının düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 4,60 TL karar düzeltme harcının taraflardan alınmasına, 08/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.