13. Hukuk Dairesi 2015/16206 E. , 2017/7084 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 25/05/2011-24/05/2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere kaptan pilotluk sözleşmesi imzaladığını, davalı pilotun, çalıştığı süre boyunca şirket tarafından çeşitli eğitimlere gönderilmiş olduğunu, son olarak "... 60 ... ... - ... ..." eğitimini alıp tüm masraflarının kendileri tarafından karşılandığını, davalının, hizmet sözleşmesinin 24/05/2013 tarihinde bitecek olmasına rağmen bu tarihten sonrada bünyelerinde çalışmaya devam ettiğini, bu durum karşısında ilgili sözleşmenin 1 yıl süre ile uzadığını, 30/05/2013 tarihinde davalı gönderdiği mesaj ile hizmet sözleşmesinin 01/07/2013 tarihi itibari ile feshettiğini bildirdiğini, yapılan feshin tek taraflı haksız fesh olduğunu ileri sürerek sözleşmenin 6. ve 13. maddeleri gereği erken fesh nedeniyle 18.750 dolar eğitim masrafı ile 90 günlük ücreti tutarında cezai şart bedeli olan 12.000 doların toplamı olan 30.750,00 doların temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ödeme günündeki TCMB"nin kuru üzerinden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 18.750 ... 01/10/2013 tarihinden, 5.383,33 Doların 01/07/2013 tarihinden itibaren fiili ödeme tarihindeki ... Bankası Döviz Satış Kuru üzerinden dövize uygulanan yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, eldeki dava ile sözleşme süresi sona ermesine rağmen davalının bünyelerinde çalışmaya devam ederek sözleşmenin 1 yıl süre ile uzadığı iddia ederek erken fesh nedeniyle eğitim masrafı ve cezai şart alacağını istemiş, davalı ise davacının pilot ihtiyacı nedeniyle iyiniyetle çalışmaya devam ettiğini, sözleşmenin uzmadığını, kaldı ki aralarındaki sözleşmenin yenilenmesine dair 13-a maddesi gereğince taraflar arasında yenilemenin var sayılabilmesi için yazılı yapılması gerektiğini, yazılı bir yenilemede yapılmadığından sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, feshe dayanak teşkil eden e-postanın sözleşmenin 17.maddesi gereğince yazılı bir evrakla desteklenmedikçe geçersiz olacağını, talep edilen cezai şartın da fahiş olup hakimin müdehalesi gerektiğini savunmuş,dosya kapsamında alınan asıl ve ek raporda 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun un 1. maddesinde sona ermeye ilişkin fiil ve işlemlerde yeni kanun hükümlerinin uygulanacağı, feshin bir sona erme nedeni olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre yazılı yenilemenin şart koşulduğunu, bu şart gerçekleşmediğinden sözlü yeni bir sözleşmenin taraflar arasında kurulduğunu, davacının teleplerini belirsiz süreli sözleşmeye göre değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda fesh ihbarınında süresine uyularak yapılmış olması karşısında davacının isteyebilecek bir alacağı olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. Mahkemece de sözleşmenin geçerli olduğu dönemde eski BK hükümlerin yürülükte olduğu gerekçesiyle rapora itibar edilmemiş ve tarafların sessiz kaldığından sözleşmenin 1 yıl süre ile uzadığı benimsenerek eğitim bedeli ile cezai şartın tahsiline karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun un 1. maddesi gereği sözleşme ilşkisini sona erdiren nedenler arasında yer alan fesih veya kararlaştırılan sözleşme süresinin tamamlanması bir sona erme nedeni olup bu durumda sona erme tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalıdır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 430. maddenin 1 ve 2. fıkralarında ""Belirli süreli hizmet sözleşmesi, aksi kararlaştırılmadıkça, fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer.
Belirli süreli sözleşme, süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir"" hükmü mevcuttur. Somut olayda kapsamında sözleşme süresinin 24.05.2013 de sona erdiği, bu sona ermenin 1.7.2012 tarihli BK"nun yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleştiği ve davalının süre bitimine rağmen davacı şirkette çalışmaya devam ettiği, bu durumda tarafların örtülü iradesi ile taraflar arasındaki ilişkinin belirsiz süreli sözleşmeye dönüştüğü açıktır. Hal böyle olunca, mahkemece taraflar arasındaki yeni ilişkinin sözlü ve belirsiz süreli sözleşme olduğu gözetilerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile sözleşmenin aynı şartlarla 1 yıl süre ile uzadığı benimsenerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan 792,80 TL harcın istek halinde taraflara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.