13. Hukuk Dairesi 2016/3365 E. , 2017/7068 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... ... Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde davalı ... ile imzaladığı sözleşme gereği hissesini davalıya devrettiğini, davalının 1. Etap konut adalarında üretilecek konutlardan kur"a ile 80 m2 lik daire vermeyi taahhüt ettiğini, davalının hak sahiplerini sözleşme yapmaya ikna etmek için halka açık toplantılarda, mitinglerde maket tanıtımlarında bodrum, zemin ve çatı katlarının kur"aya dahil edilmeyeceğini vaadetmesine rağmen kur"a çekiminde kendisine 1. etaptan bir daire verilmesi gerekirken 8. etapta bulunan bodrum katındaki dairenin verildiğini, sözleşmenin hata,hile ve gabin altında imzalandığını, genel işlem koşulları ve boşluklar içerdiğini,hakimin müdehalesinin gerektiğini,ayrıca eserin birinci sınıf malzeme kullanılarak yapılması vaad edilmesine rağmen kötü malzeme kullanıldığını, sözleşmede teslim tarihi belirlenmemiş de olsa davalının teslim borcunda makul sürenyi aştığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geç teslimden kaynakalanan zararlarına karşılık 100.00 TL, bodrum kattın verilmesi ile sözleşmeye uygun ifa gerçekleşmediğinden bu zararına karşılık 1.000,00 TL, eserde vasıfsız işçilik kullanılmasından dolayı 100,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.200,00 TL tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini istemiştir.
Davalı, idari yargı yerinin görevli olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı ile davalı arasında kentsel dönüşüm projesi kapsamında "imarlı arsa ve tesis sözleşmesi" imzalandığı, davcının sözleşme kapsamında isabet eden dairenin sözleşmeye uygun ifa edilmediği,geç teslim edildiği ve ayıplı olduğundan bahisle eldeki davayı açtığı, mahkemece de davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verildiği anlaşılmış olup, eldeki davada çözülmesi gereken husus davaya bakma görevinin adli yargıya mı, idari yargıya mı ait olduğu hususudur.
Benzer bir olayda davanın reddine dair direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, Dairemizce de benimsenen kararda da belirtildiği üzere taraflar arasında yapılan sözleşmenin tarafların özgür iradesiyle düzenlendiği, davacının özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme uyarınca talepte bulunduğu, davacının bu talebinin kişisel hakka dayandığı, bu nedenle uyuşmazlıkta idari yargı değil adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2015 gün 2014/13-1500 esas, 2015/1519 karar numaralı kararı)
Bilindiği üzere görev hususu kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re"sen gözetilmesi gereken bir husustur. Bu bağlamda mahkemenin, görevli olup olmadığını talep olmasa dahi kendiliğinden gözetmesi zorunludur. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da oluşmaz. Bu itibarla yukarıda belirtilen Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca davacının talebinin özel hukuk hükümlerine tabi kişisel hakka dayalı olduğu, uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle görevli mahkemenin adli yargı mahkemesi olduğu gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte belirtilen nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 27,70 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.