16. Hukuk Dairesi 2016/9426 E. , 2019/3889 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "taşınmazın tescil harici bırakıldığı 1987 yılı ve öncesindeki dönemler ile en geç dava tarihinden 20 yıl öncesine (1989 yılına) ait üç farklı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının dosyaya getirtilmesi, 3 kişilik ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi veya fotogrametri mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu marifetiyle, iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu olarak incelenmesi, çekişmeli taşınmazın hava fotoğraflarının çekildiği tarihe göre kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, taşınmazın imar-ihyasına hangi tarihte başlandığı, imar ve ihyanın ne şekilde sürdürüldüğü, nasıl emek ve para sarf edildiği, imar ve ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, tarımsal amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı hususları ile taşınmaza toprak çekilmesinin sebebi, taşınmazın davacıya babasından intikal ettiği beyan edilmekle, öncesinde davacının babası tarafından taşınmazın ne şekilde kullanıldığı ile kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulları konularında, komşu parsellere ait kayıtlar da göz önünde bulundurularak tanıklar ile yerel bilirkişilerin bilgilerine başvurulması, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının araştırılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 23.10.2014 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1.000,95 metrekare taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK"nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 14 ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece, Türk Medeni Kanunu"nun 713. maddesinde öngörülen edinme koşullarının davacı taraf yararına oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6360 sayılı Kanun göz ardı edilerek taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Taraf teşkilinin sağlanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup mahkemelerce re’sen gözetilmesi zorunludur (HMK 115/1). Somut olayda, karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Yasa hükümleri uyarınca, Büyükşehir Belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, mahalle olarak, bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Mahkemece, Hazine ve taşınmazın bulunduğu ... Belediye Başkanlığı yanında ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı"nın ilgili kamu tüzel kişiliği olarak davaya dahil edilmesi gerektiği gözden kaçırılmıştır. Diğer yandan davacının, dava dilekçesi ile çekişmeli taşınmazın 778,00 metrekarelik kısmının adına tescilini talep ettiği, mahkemece önceki tarihli kararda 717,29 metrekarelik kısım yönünden kabul kararı verildiği ve bu hususun bozma ilamına konu edilmeyerek kesinleştiği dikkate alınmaksızın, taleple bağlılık kuralı ihlal edilerek çekişmeli taşınmazın 1.000,95 metrekarelik kısmı yönünden tescil kararı verilmesi de isabetsizdir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27.05.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.