16. Hukuk Dairesi 2016/8392 E. , 2019/3775 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu ... İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 180 ada 12, 182 ada 1, 184 ada 2, 195 ada 25, 29, 198 ada 8, 48 ve 213 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 1.521.14, 335.25, 1.423.58, 767.06, 2.087.04, 3.657.65, 1.680,57 ve 879,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar ... ve ..., çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak tapu iptali ve miras payları oranında adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile, taşınmazların tamamının Görele Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/43-32 Esas-Karar sayılı veraset ilamı doğrultusunda 9 pay kabul edilerek, 1’er payın davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline; kalan payların ise davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu 198 ada 8 ve 48 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava miras payına yönelik olduğundan, mahkemece taşınmazların tapu kayıtlarının, davacıların miras payları oranında iptali ile bu payların davacılar adına tapuya tesciline karar vermek gerekirken, taşınmazların tapu kayıtlarının tümden iptaline karar verilmesi ve davacılar adına tescile karar verilen paylar dışındaki paylar yönünden tescil hükmü kurulmaması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA,
2- Çekişmeli 180 ada 12, 182 ada 1, 184 ada 2, 195 ada 25, 29 ve 213 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava, kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar ... ve ..., çekişmeli taşınmazların müşterek murisleri ...’dan intikal ettiği ve murisin ölüm gününden sonra mirasçıları arasında terekesinin taksim edilmediği iddiasına dayanarak, miras payları oranında tapu iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Davalı ... ise, müşterek muris ...’ın çekişmeli taşınmazları 27.03.1990 tarihli senet ile kendisine sattığını ve taşınmazlarda kendisinin zilyet olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği ve murisin ölüm gününden sonra terekesinin taksim edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli değildir. Tarafların iddia ve savunmalarına göre, çekişmeli taşınmazların öncesinde müşterek muris ...’a ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, davalının dayandığı senedin çekişmeli taşınmazlara ait olup, olmadığı ve çekişmeli taşınmazlar söz konusu senet kapsamında ise, zilyetliğin davalıya devredilip edilmediği noktasındadır. Çekişmeli taşınmazlar öncesinde tapusuz olup, tapuya kayıtlı olmayan bu taşınmazlar iddia edilen satış tarihi itibariyle menkul mal hükmündedirler. Taşınmazların mülkiyetinin davalıya geçtiğinin kabulü için, zilyetliğin de müşterek muris tarafından davalıya devredildiğinin ispatı gerekir. Mahkemece, davalı tarafın dayandığı senedin çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığının tespiti bakımından uygulama yapılmamış, 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesinde yer alan "Hakimin davayı aydınlatma ödevi" ilkesi kapsamında, senette adı yazılı senet tanıklarının da dinlenmesi gerektiği üzerinde durulmamış; beyanlarına başvurulan yerel bilirkişi ve tanığa da bu husus sorulmamıştır. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için; mahkemece öncelikle, taraflara dayanak senetteki tanıkları dinletme talepleri olup olmadığı sorulmalı, talep etmeleri halinde tüm senet tanıkları, mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı ve davalı tarafın dayandığı 27.03.1990 tarihli senet, mahalli bilirkişilerin gösterimi ve fen bilirkişisi eliyle, ait oldukları taşınmazlar bakımından yöntemince uygulanarak çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı belirlenmeye çalışılmalı, mahalli bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraf tanıkları ve senet tanıklarının beyanına başvurulmalı, mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları ve senet tanıklarından ayrıca; çekişmeli taşınmazlarda iddia edildiği şekilde bir satış işlemi olup olmadığı, var ise zilyetliğin davalıya devredilip edilmediği, zilyetliğin hangi tarihten beri, kim tarafından, ne şekilde yürütüldüğü hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmalı; bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.