19. Hukuk Dairesi 2017/3948 E. , 2019/2121 K.
"İçtihat Metni"19. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ..."in dava dışı ..."in davalı bankadan kullandığı 20/10/2003 tarihli krediye kefil olduğunu ve ayrıca bir taşınmazını 17/10/2003 tarihinde 80.000,00 TL bedelle davalı banka lehine ..."in kredi borcuna karşılık ipotek verdiğini, müvekkillerinin murisi ..."in 19/08/2004 tarihinde vefat ettiğini, kredi borcunun süresinde ödenmesine rağmen davalı tarafın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını belirterek dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların murisi ..."in ipotek veren şahıs sıfatıyla borçtan sorumlu olduğunu, taşınmaz üzerindeki ipoteğin resmi senede ve hukuka uygun olarak devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davacıların murisinin ölüm tarihinden önce kullandırılan krediye ilişkin borcun ödendiği, davacıların murisinin ölüm tarihinden sonra kullandırılan kredi borçlarından ise davacıların sorumlu olmadıkları gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup Dairemizin 28.09.2015 tarih 2015/7051 E. 2015/11444 K. sayılı ilamı ile “ İpotek, alacaklıya ipoteğe konu olan taşınmazın değeri üzerinden aynî bir güvence sağlar. Bu hak, ipotek veren taşınmaz sahibinin ölümü ile kendiliğinden sona ermez. Mahkemece ipotek akit tablosu incelenerek ipoteğin niteliğinin belirlenmesi ve uzman bir bilirkişi kurulundan davalı bankanın söz konusu ipoteğe bağlı alacağının devam edip etmediği hususunda rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı alacağı ödendikten sonra yeni kredi kullanıldığını, T.Medeni Kanunu, ipoteğin alacağa bağlılığını, alacağın fer"isi olduğunu, borçtan bağımsız olarak alacağı teminat altına aldığını, alacak sona erdiğinde ipoteğin devam etmeyeceğini, teminatın da son bulacağını düzenlediğinden; borcun bittiği anda teminat da son bulacağı için kesin dava konusu ipoteğin sona erdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu; dosya üzerinde inceleme sonucu düzenlenmiş olup uyuşmazlığı çözmeye yetecek nitelikte değildir. Mahkemece; konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığıyla banka kayıt ve belgeleri yerinde incelettirilerek alınacak rapor ile dava konusu ipotekle teminat altına alınan Genel Kredi Sözleşmesinden dolayı davalı bankanın söz konusu ipoteğe dayalı herhangi bir alacağının bulunup bulunmadığının tespit ettirilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.