11. Hukuk Dairesi 2017/2295 E. , 2018/6580 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/10/2016 tarih ve 2014/485-2016/1048 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı ve davalılar vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı nezdinde nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın davalılar tarafından Türkiye"den Macaristan"a taşındığını, 25.01.2008 tarihinde boşaltma yerinde sigortalı malların hasarlı olduğunun tespit edildiğini, hasarın davalıların taşıması sırasında meydana geldiğini, hasar sebebiyle sigortalıya ödenen 4.350,00 TL"den sorumlu olduklarını, alacaklarının tahsili için davalılar aleyhine başlattıkları icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Uluslararası Nakliyat Dış Tic. Şti. vekili, davalının taşıyıcı olmadığını, taşınan malların hiçbir çekince ileri sürmeden teslim alındığını, CMR hükümleri gereğince teslimden itibaren 7 günlük süre içerisinde taşıyanın katılımı ile düzenlenmiş bir hasar tutanağının bulunmadığını ve yazılı bildirim yapılmadığını, malın tesliminden itibaren bir ay sonra çekilmiş hasara ilişkin fotoğraflara itibar edilemeyeceğini, bu nedenle davalı şirketin hasardan sorumlu bulunmadığını, davacı tarafça yapılan ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde olduğunu, CMR"nin 23. ve devamı maddeleri gereğince taşıyıcı bakımından sınırlı sorumluluğun öngörüldüğünü, ayrıca CMR"nin 27. maddesinde öngörülen % 25"den fazla temerrüt faizinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak, hasarın ne zaman oluştuğunun ispatlanması gerektiği, hasarla ilgili müvekkili şirkete ihbar yapılmadığını, hasarın ürünün gerektiği gibi ambalajlanmamasından kaynaklandığını, hasardan göndericinin sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımaya ilişkin CMR belgelerini taşıyan sıfatıyla davalı ... ... ... ..."nin imzaladığının anlaşıldığı, dosyada davalı ... Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd Şti"nin taşıyan olduğunu gösterir başka delil olmadığı gerekçesi ile davalı ...s Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, taşınan emtianın bir kısmının hasarlandığı gerekçesi davalı ... ... ... ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Kararı, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesi uyarınca ödenen tazminatın rücuen tahsili istemi ile açılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı ...s Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ... ... ... ... hakkında itirazın iptaline takibin devamına karar vermiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK"nın 388 ile yürürlükteki 6100 sayılı HMK"nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece bozma ilamına uyularak gerekçeli kararın hüküm kısmında ...s Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ... ... ... ... yönünden itirazın iptaline takibin bu miktar yönünden davalı yönünden devamına karar verilmesine karşın 13/10/2016 tarihli kısa kararda ... 3 İcra Müd. 2008/ ... takip sayılı dosyasındaki 4.350,00 TL alacağa yapılan itirazın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iptali ile takibin devamına karar verilmek suretiyle her iki davalı hakkında da davanın kabulü şeklinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır ve infazda tereddüt oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı ve davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re"sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 22/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.