11. Hukuk Dairesi 2018/4406 E. , 2018/6557 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 03.03.2016 tarih ve 2014/1482-2016/388 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 02/03/2006 tarihli sözleşme gereğince müvekkili dernek üyelerine ... logolu ... Kredi kartı verilmesi konusunda anlaşma yapıldığını, bu sözleşmeye istinaden derneğin bankaya gerekli bilgilendirmeyi yaptığını, bunun üzerine müvekkili derneğin pek çok üyesinin bankayla kredi kartı anlaşması yaparak kredi kartı kullanmaya başlandığını, ancak davalı bankanın 31/12/2013 tarihinde tek taraflı fesih protokülü gönderdiğini, sözleşmenin 6.3 maddesine göre üyeler tarafından kullanılan kredi kartlarındaki harcamaların her ay tespit edilerek bunun üzerinden %0,4 oranında derneğe bağış adı altında ödeme yapılmasının hükme bağlandığını, ancak bankanın bu ödemeleri derneğe yapmadığını, protokol feshedilmiş olmasına rağmen üyelerin elindeki kartların iptal edilmediğini ileri sürerek, fesih tarihinden itibaren %0,4 oranında hesap edilen alacağın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki protokolün 12. maddesine göre bir ay önceden bildirim yapılarak 26/11/2013 tarihinde feshin yapılacağının derneğe bildirildiğini ve 31/12/2013 tarihinde feshin gerçekleştirileceğinin ihtarname ile iletildiğini, protokolün 6. maddesine göre fesihten itibaren 6 ay sonrasına kadar yapılacak harcamalar üzerinden %0,4 oranında bağış miktarı hesaplanması için yapılan harcamalarla ilgili davacıya bildirimde bulunulduğunu ve bu miktar üzerinden makbuz kesildiğinde ödeme yapılacağının bildirildiğini, ancak davacının makbuz kesip bankaya bildirmediğini, bu nedenle ödeme yapılmadığını ve manevi tazminat koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı derneğin 31/12/2013 fesih tarihinden sonraki 6 aylık süreye ilişen bağışları sözlşeme gereği hak ettiği, davacının %0,4 oranında alacağının 11.872,75 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 11.872,75 TL"nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında düzenlenen kredi kartı protokolünden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun"un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanunun 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, davacı ile davalı arasındaki protokol uyarınca, davalı bankaca davacı derneğin üyelerine derneğin logosunu taşıyan kredi kartlarının verilmesi ve davalı banka tarafından kredi alan dernek üyelerinin her ay yapacakları harcama üzerinden davacı derneğe belli oranda bağış adı altında ödeme yapılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı derneğin ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket ettiğinin söylenemeyeceği açık olup, davacı derneğin 6502 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yer alan tüketici tanımına girmeyen kişi ile ilgili işlemini de tüketici işlemi olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirmeyle işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.