
Esas No: 2018/1290
Karar No: 2020/6722
Karar Tarihi: 02.12.2020
Taksirle öldürme - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2018/1290 Esas 2020/6722 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 1- Sanık ... hakkında;CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat,
2- Sanıklar ..., hakkında; TCK’nın 85/2, 62, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanık ...’nın beraatine, diğer sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ..., sanık ..., sanıklar ..., ..., ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ..., katılan ... ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kaza tarihi itibariyle, Amasya ili, Suluova ilçesi dahilinde bulunan İR: 200704371 ruhsat nolu Beşler Yeni Doğuş Madencilik Ticaret Ltd. Şirketinde linyit kömürü çıkartıldığı, Merzifon ve Suluova civarında toplam beş maden işletmesinin bulunduğu, Beşler ve Atakol maden şirketlerinin sanıklar ... ve ... tarafından 19.03.2003 tarihinde kurulduğu, 20.07.2006 tarihinde ...’un oğlu sanık ...’un hisse alarak şirketin % 10 ortağı olduğu, % 45 şirket hisse sahibi olan ...’un şirket müdürü, % 45 hisse sahibi olan ...’in ise şirket ortağı olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili olduklarının dosya kapsamından anlaşıldığı, olayın meydana geldiği kömür ocağında, olay tarihinde 187 yetişkin kişinin çalıştırıldığı, bunlardan 4 tanesinin mühendis, 1 tanesinin ocak şefi, 8 tanesinin de ocak çavuşu olduğu; işçilerin 3 vardiya halinde 08.00-16.00, 16.00-24.00 ve 24.00-08.00 saatleri arasında maden ocağında çalıştıkları anlaşılmakla,
Sanıklardan ..."nın ocak işletmesinde teknik nezaretçi,....."ın daimi nezaretçi, ..."un maden ocağı şefi,....."un maden ocağı çavuşu olarak görev yaptıkları, olayın 08.00-16.00 vardiyasında meydana geldiği, saat 08:00 sıralarında madende yeraltında mesaiye başlanıldığı, saat 08:45 sıralarında söz konusu ocakta işçi olarak çalışan ..."un kör baca olarak tabir edilen, üretim yapılmayan, taban kısmı barajla kapatılan, sadece tulumbacıların zaman zaman girerek su çekimi yaptıkları, ocağın 300 metre derinliğindeki desandereye gittiği, geri dönmemesi üzerine...’in ustası tanık ...’ın, ölen işçi ...’a...’i sorduğu, diğer çalışma bölgelerinden kürek almaya gittiğinin söylediği, vardiya başçavuşu sanık ... ile birlikte ölen ... ve yaralanan işçi ..."nin, ...’i aramak için aynı bölüme gittiği, bu bölümde bulunan CO gazından zehirlendikleri, ... ve ..."ın adli tıp raporuna göre, toksik gaz zehirlenmesi ve havasız kalma sonucu öldükleri, ..."nin ise hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda;
Ocağın mevzuata uygun çalıştırılmasından ve ruhsat sahasındaki faaliyetlerden Maden Kanunu kapsamında ruhsat sahibi Beşler Yeni Doğuş Madencilik Ticaret Ltd. Şirketi yetkilileri olan işveren sanıklar ..., ... ve ...’un sorumlu olduğu anlaşılmakla, işveren sanıkların olay tarihi itibari ile uyması gerektiği yasal mevzuatlar;
4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında, “ İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, iş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadır.” amir hükmü ile,
21 Şubat 2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği’nin “Organizasyon ve Gözetim” başlıklı birinci bölümde özetle; 1.1.İşyerleri tehlikelere karşı yeterli koruma sağlanacak şekilde organize edilmesi gerektiği, 1.3.Yapılan tüm çalışmalarda, işçilerin sağlık ve güvenliğinin korunmasının sağlanması için işveren veya işveren adına hareket eden kişi tarafından atanan, yeterli beceri ve uzmanlığa sahip kişiler tarafından gerekli gözetim yapılacaktır. Sağlık ve güvenlik dokümanında gerekli görülmesi halinde çalışılan yerler gözetim yapan kişi tarafından her vardiyada en az bir defa kontrol edilecektir. Yeterli beceri ve uzmanlığa sahip olmak şartıyla yukarıda belirtilen gözetim görevini işverenin kendisi üstlenebilir.1.4.Her işyerinde kendilerine verilen işi yapabilmek için gerekli beceri, deneyim ve eğitime sahip yeterli sayıda kalifiye işçi bulunacaktır. 1.5. İşçilere sağlık ve güvenliklerini sağlayabilmeleri için yeterli bilgi, talimat ve eğitim verilecek ve bu eğitimler tekrarlanacaktır. İşveren, işçilere verilen talimatların kendilerinin ve diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye atmalarını önleyecek şekilde kolay anlaşılır olmasını sağlayacaktır.1.6.Her işyeri için işçilerin sağlık ve güvenliklerinin korunması ve iş ekipmanlarının güvenli bir şekilde kullanılması için gerekli kuralları belirleyen yazılı talimatlar hazırlanacaktır. Bu talimatlar, acil durum ekipmanlarının kullanımına ve işyerinde veya işyeri yakınındaki herhangi bir acil durumda nasıl hareket edileceğine ilişkin bilgileri de içerecektir. 1.9. İşveren, sağlık ve güvenlik yönetim sistemi de dahil olmak üzere işçilerin sağlığını ve güvenliğini korumak için alınan önlemleri, bu Yönetmeliğe uygunluğunu sağlamak için düzenli aralıklarla gözden geçireceği hükümlerinin düzenlendiği,
Adı geçen Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği’nin “İşverenlerin Yükümlülükleri” başlıklı bölümün 5. maddesinde özetle, işverenlerin işçilerin sağlık ve güvenliklerini sağlamak amacıyla; yeterli ilk yardım donanımı sağlamak, tüm güvenlik talimatları işçilerin anlayacağı şekilde olması, düzenli aralıklarla gerekli güvenlik tatbikatı yapılması, "sağlık ve güvenlik dokümanı" hazırlanmasını ve güncellenmesini sağlaması, sağlık ve güvenlik dokümanında, işçilerin işyerinde maruz kalabilecekleri risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi hususları, tüm iş yerinden sorumlu olan işverenin, işçilerin sağlık ve güvenliğinin korunması ile ilgili tedbirlerin uygulanmasını koordine edecek ve kendisine ait sağlık ve güvenlik dokümanında koordinasyonun amacını ve bu koordinasyonu sağlamak için alınacak önlemleri ve uygulanacak yöntemleri belirtmesi, hususlarının yer alması gerektiği,
Yönetmeliğin 8.1.maddesinde ise tehlikeli alanların açıkça görülebilir şekilde işaretleneceği, 8.2. de risk bulunan tehlikeli alanlara, görevli olmayan kişilerin girmesi uygun araç ve gereçlerle engelleneceği, 8.3. de tehlikeli alanlara girme yetkisi olan kişilerin korunması için uygun önlemlerin alınacağı hususlarının hükme bağlandığı, 12.1.maddesinde ilk yardım ekipmanlarının, çalışma şartlarının gerektirdiği her yerde bulundurulması, uygun bir şekilde işaretlenmesi ve kolay ulaşılabilir olması gerektiği,
Yine olayın olduğu tarihte yürürlükte olan Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemlerine İlişkin Tüzüğün "Havalandırma" başlıklı bölümünde, madde 160– İşçilerin çalıştırıldığı bütün yeraltı işyerlerinde, çalışma koşullarını ve işçilerin çalışma yeteneklerini korumaya, hava sıcaklığının sağlığa zararlı düzeye yükselmesini önlemeye, grizu ve diğer zararlı gaz ve dumanları zararsız bir orana indirmeye yeterli, sürekli, güvenlik gereklerine uygun, temiz hava akımı sağlanır. Bunun için üretime başlamadan önce, her ocakta, uygun bir havalandırma sistemi kurulması zorunludur.
İçinde çalışılamayacak hava Madde 162- Havasında % 19 dan az oksijen, % 2 den çok metan, % 05 den çok karbondioksit ve diğer tehlikeli gazlar bulunan yerlerde çalışılamaz.
Oksijen miktarı azalan veya yanıcı, parlayıcı ve zararlı diğer gazların karışmasıyla bozulan yahut çok ısınan hava akımları, diğer çalışma yerlerinden geçmesine meydan verilmeden, derhal ve en kısa yoldan, ocak dışına atılır.
Havalandırma sisteminde değişiklik Madde 163– Fenni nezaretçinin izni olmadan ve görevli nezaretçi ve işçiler dışındaki işçiler dışarı çıkarılmadan, ocağın genel havalandırma sisteminde esaslı herhangi bir değişiklik yapılamaz.Acil durumlarda, sorumlu nezaretçiler, gerekli ve zorunlu önlemleri hemen alırlar ve durumu, derhal, fenni nezaretçiye bildirirler.
Kısa devreyi önleyici düzen Madde 166-Vantilatör ve aspiratörlerle dışardaki hava arasındaki kısa devreyi önlemek için, havanın dışardan ocağa verilmesine ve ocaktan dışarı atılmasına yarayan bütün kuyu ve yolların dışarıya açılan kısımları gerekli düzenle donatılır.
Vantilatör ve aspiratörlerin yerleştirilmesi Madde 167-Vantilatör ve aspiratörler, yol veya kuyu ağızlarından güvenlikli uzaklıkta bulunacaktır. Sistem bir bina içindeyse, bina, hava kanalı ve infilak kapağı, yangına dayanıklı malzemeden yapılmış olacaktır.Vantilatör ve aspiratör, gerektiğinde, hava akımını ters yöne çevirebilecek tipte düzenlenmiş olacaktır.
Madde 168 Ana vantilatörlerin ve aspiratörlerin sürekli olarak gözetim altında bulundurulmadığı yerlerde, içinde sürekli insan bulunan bir yere, bunların çalışmasındaki eksiklikleri derhal haber verecek bir işaret düzeni konur.Bu düzen, ilgili nezaretçi tarafından her hafta muayene edilir; sonuçları havalandırma defterine yazılıp imzalanır.
Hava ölçümü ve analizi-Madde 171-Ocaklarda yeterli sayıda hava ölçme istasyonu yapılır ve daha sıkı hükümlere bağlanan ocaklar dışında, bu istasyonlarda, ayda en az bir kez, ana ve kısmi hava akımlarının hızı, geçen hava miktarı ölçülür. Numune alınmasına ve analiz yapılmasına kesin olarak gerek olmayan durumlar dışında, her havalandırma bölgesinde, ayda birden az olmamak üzere, düzenli aralıklarla, hava numunesi alınır ve analizi yapılır. Ölçü ve analizlerin sonuçları, havalandırma defterine yazılır.
Terk edilen ve havalandırılamayan yerler
Madde 172-Terk edilen veya yeterince havalandırılamayan yerler, işçilerin girmesini önleyecek biçimde kapatılır ve üzerlerine uyarı işareti konur.
Çalışmanın bittiği yerlerle terk edilmiş katlar, çalışılan yerlerden ve hava yollarından topuk veya gaz sızdırmaz barajlarla ayrılır. Buna olanak yoksa, buralardan gelecek pis hava, en kısa yoldan nefesliğe verilerek dışarı atılır.
Buralar, nezaretçilerce, her vardiyada denetlenir.
Havalandırma planı Madde 173-Her ocakta, hava dağılım şebekesini, akımın yönünü, ana kapıların ve ölçme istasyonlarının yer ve durumlarını ve buna ilişkin diğer bilgileri kapsayan bir havalandırma planı bulundurulur.
Havalandırma sisteminin denetimi Madde 174-Fenni nezaretçi, havalandırma sisteminin genel denetimi ve hava ölçüm ve analizleri için yeterli sayıda ve nitelikte nezaretçi görevlendirerek, söz konusu denetim, ölçüm ve analizlerin düzenli olarak yapılmasını sağlar.
Emniyet lambaları ve dedektörler-Madde 183-İşveren, her havalandırma bölgesinde, emniyet lambalarına ve metan dedektörlerine ek olarak, bilgi ve deneyimine güvenilen işçiler ve nezaretçiler tarafından kullanılacak olan ve diğer zararlı gazları ölçen dedektörleri sağlamakla yükümlüdür.Emniyet lambaları veya dedektörleri kullanacaklara, bunların kullanılma yöntemleri önceden öğretilecektir.Ölçüyü yapanlar, sonuçlarını, derhal, özel cep defterlerine yazacak ve rapor defterine aynen işleyerek imzalayacaklardır.
Karbonmonoksit maskesi-Madde 186- Grizulu ve yangına elverişli kömür damarlarının bulunduğu ocaklarda, tüm işçiler, çalışma süresince, yanlarında karbonmonoksit maskesi taşımak zorundadırlar.
Vantilatör ve aspiratörlerin arızalanması Madde 189-Vantilatör ve aspiratörlerin arızalanması halinde, durum, derhal fenni nezaretçiye, yoksa, görev başında bulunan sorumlu nezaretçiye bildirilir.
Benzer şeklide 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4 ve 10. maddelerinde ve İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği"nde İş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi düzenlenmiş olup işyerinde meydana gelebilecek her türlü iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin risklerin değerlendirilmesinin işveren tarafından yapılacağı veya yaptırılacağının hükme bağlandığı, yine aynı Kanunun 4 ve 17. maddeleri gereğince işverenin çalışanların eğitimi ile ilgili her türlü tedbiri almakla yükümlü kılındığı, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmeliğin 6. maddesinde çalışanların işe başlamadan önce 32 saat mesleki eğitim almalarının zorunlu olduğu ve yine Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6. ve 11. maddelerinde yılda en az bir defa 16 saatten az olmamak üzere tekrar eğitim alacaklarının hükme bağlandığı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun11.ve 12. maddelerinde işyerlerinde uygulanacak asgari genel hükümler olarak düzenlenen arama, kurtarma ve tahliye başlığı altında 14, 14/2 ve 14/3, 15 ve 16. maddelerinde acil durumlarda yeterli sayıda destek elemanlarının görevlendirilmesi ve eğitilmeleri, kullanılacak ekipmanların uygun yerde kullanıma hazır durumda bulundurulması, solunum cihazları, kurtarma istasyonları, güvenlik tatbikatı ve ilk yardım ekipmanları ile ilgili düzenlemelerin bulunduğu,
Soruşturma sırasında olay yerinde yaptıkları inceleme ve keşif neticesinde, maden mühendisi iş güvenliği uzmanı bilirkişiler Kemal Yılmaz ve Mustafa Bildik tarafından hazırlanan 28.03.2012 tarihli raporda; ocakta gaz izleme tertibatının, ferdi maskeler ve oksijen tüplerinin bulunduğu, ferdi maskelerin işçilerin üzerinde olması gerekir iken olmadığı, oksijen tüplerinin yeraltında olması gerekir iken yeraltında olmadığı, olayın geçtiği bacada havalandırma için vantilatör ve vantüp bezi bulunduğu, ancak bu bölgede çalışma yapıldığı ve yangın çıktığı için barajlarla kapatılarak terk edildiği, barajlarda günlük gaz sızması olup olmadığın kontrol edildiğinin emniyet defterindeki gaz ölçüm değerinden anlaşıldığı, az miktar da da olsa gaz sızıntısı olduğu, baraj önünde gaz birikmesinin önüne geçmek ve gaz konsantrasyonunu insan sağlığına zarar vermeyecek terkipte tutulmasını sağlamak için vantilatörün sürekli çalışması gerektiği halde, vantilatörün çalıştırılmadığı, olayın meydana geldiği bacaya girmeyi engelleyici önlem alınmadığı ve uyarıcı levhalar asılmadığı hususlarının tespit edildiği; maden ocağının hisse sahipleri olan şüpheliler ..., ... ve ...’in “ işyerinde gerekli ekipman (maske, oksijen tüpü vb.) olmasına rağmen, güvenlik ekipmanlarının kullanılıp kullanılmadığı hususunu denetleyecek, takip edecek tecrübeli ve nitelikli eleman çalıştırmamaları nedeni ile tali derecede kusurlu; teknik nezaretçi ...’nın Maden Kanununun 111. maddesinde teknik nezaretçi görevleri maddesi ve İş Kanununun 78. maddesi ile işçi sağlığı ve iş güvenliği yönetmeliğinin uygulanmasında eksiklikler göstermesi, olayın meydana geldiği bacaya emniyet barajı yaptırmaması ve ferdi oksijen maskeleri ile oksijen tüplerinin ocak içerisinde bulunup bulunmadığı hususunu kontrol etmemesi nedeni ile tali derecede kusurlu oldukları; daimi nezaretçi ...’ın Maden Kanunun da belirtilen daimi nezaretçi görevini ve iş kanununun 78. maddesi ile işçi sağlığı ve iş güvenliği yönetmeliğine uygun iş disiplini sağlayamamış olması, olayın meydana geldiği bacaya emniyet barajı yaptırmayı düşünmemesi ve işçilerde ferdi oksijen maskeleri olup olmadığını takip etmemesi , ocak içerisindeki disiplinsizliğe önlem almaması nedeni ile tali derecede kusurlu olduğu; vardiya ocak çavuşu olan ...’un işçilerin üzerinde ferdi maskelerin olmadığını kontrol etmemesi , ocak içi disiplini sağlayamaması nedeni ile tali derecede; ocak şefi ...’un olaylı bacaya önlem almadığı, bacanın son durumunu daimi nezaretçiye bildirip ayrıca emniyet barajı yapılması için önlem almadığı, tertip sırasında işçilerin ferdi maskelerini alıp almadığını takip etmediği, iş disiplinin zayıf olması nedeni ile tali derecede, vardiya mühendisi ...’nın 24:00-08:00 saatlerinde görev yaptığı, kendi vardiyasında olumsuz bir olaya rastlanmaması nedeni ile kusursuz olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı;
Kaza sonrası olay yerinde inceleme yapan ÇSGB İş Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerinin hazırladığı 27.07.2012 tarihli rapora göre; iş yerinde yerel denetimin yapılmadığı, ölen işçiler ... ve ...’ın iş güvenliği uzmanı tarafından 24.04.2010 tarihinde verilen 240 dakikalık iş güvenliği eğitimine katıldıkları, 23.10.2009 tarihli kişisel koruyucu malzeme zimmet tutanağı ile imza karşılığında iş elbisesi, çizme, baret,eldiven ve toz maskesi verildiği, ancak gaz maskelerinin ortak olarak 3 vardiyada kullanılması nedeni ile işçilere kişisel zimmetinin yapılmadığı, her vardiya öncesinde günde 3 kere gaz ölçümlerinin yapıldığı ve sonuçların gaz ölçüm defterine kaydedildiği, olayın meydana geldiği 513 kodlu bölmeye işçilerin girmesini engelleyici emniyet tedbirlerinin alınmadığı, üretim yapılmayan bu bölümde gaz ölçümü yapılmadığı, vantilatörün arızalı olduğu, ocakta kullanılan kazma ve kürek gibi malzemelerin işçilerin çalıştığı sahalarda bulundurulması gerekir iken, bazı işçilerin beğendikleri kürek ve kazmaları sürekli kullanmak için ocağın çeşitli yerlerine sakladıkları, nitekim ölen işçi...’in bu bölüme sakladığı malzemeleri almak için kör bacaya gitmiş olabileceğinin tanık işçilerin ifadelerinden anlaşıldığı, sözkonusu iş kazasının meydana gelmesinde işverenin ve ölenlerin kusurlu olduğu görüşü rapor edildiği;
Kovuşturma aşamasında maden mühendisi iş güvenliği uzmanı bilirkişiler tarafından hazırlanan ve hükme esas alınan 04.06.2014 tarihli raporda özetle; olayın birinci nedeni olarak, olaya konu 513 nolu üretime kapalı ve kör baca olarak tabir edilen taban kısmı barajla kapatılan ve sadece tulumbacıların su boşaltmak için zaman zaman girip çıktıkları bu bölümün tamamen ahşap tahkimat marifeti ile kapatılmaması, uyarıcı levha asılmaması, ocakta çalışan tüm işçilere bu bölüme girilmemesi gerektiği hususunda eğitim verilmemesi ve uyarılmamaları, işçilere ocak girişlerinde gaz maskeleri verilmemesi, üretim yapılmayan bu bölümde havalandırmanın yapılmaması, vantüpün kapatılması; olayın ikinci nedeni ise şirket ortağı ve müdürü olan sanık ... ile şirket ortağı sanık ... ile ocağın idaresini bizzat gerçekleştirdiği anlaşılan ve şirketin % 10 sahibi sanık ...’un, işin organizasyonunu tam anlamı ile sağlayamadıkları, amirler arasında yönetim kopukluklarının olduğu, teknik nezaretçi, daimi nezaretçi ve vardiya maden mühendisleri arasında su yüzüne çıkan anlaşmazlığı işverenin gideremediği, olayın meydana gelmesinde bilgi kopukluğu ve hiyerarşideki zaafiyet nedeni ile kontrol ve denetimlerin yapılmayarak işçilerin kendi haline terk edilmesinin etkili olduğu; olayın üçüncü nedeni olarak da işçilerin her ne şartla olursa olsun gaz maskesi olmadan bu desandreye girmemeleri gerektiğini bilmeleri, çalışanların uyması zorunlu olan işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki hükümlere uymamalarının neden olduğu, işçilerin iş malzemelerini üretim yapılmayan bu bölüme bırakılmasına göz yuman ölen ...’un ustası ...’ın da olayda kusurlu olduğu, vardiya mühendisi sanık ...’nın 24: 00-08: 00 vardiyasında görevli olması nedeni ile kusurunun bulunmadığı, işveren konumundaki sanıkların tali kusurlu oldukları, diğer sanıkların ise asli kusurlu olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı;
Olaydan 5 gün önce 14.03.2012 tarihinde, olayın meydana geldiği maden ocağında ÇSGB İş Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri tarafından iş sağlığı ve güvenliği yönünden yapılan genel teftişte; işveren vekili ..., teknik nezaretçi ... ve iş müfettişleri tarafından imzalanan tutanak ile birtakım eksikliklerin tespit edildiği, bu eksiklikler arasında gaz ölçüm cihazları ve gaz maskeleri ile havalandırmaya ilişkin bir tespit ve eksikliğe yer verilmediği, iş güvenliği uzmanı bulunmadığı, iş sağlığı ve güvenliği kurulunun mevzuata uygun olarak oluşturulmadığı, sağlık ve güvenlik dökümanının bulunmadığı, ana desandre ve nefeslikte basamak ve tutamak olmadığı, kömür yıkama tesisinin devreye alınmasında ikaz sisteminin olmadığı, kömür yıkama tesisinde acil durumlarda istenilen noktadan durdurma sisteminin olmadığı hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Oluş ve dosya kapsamına göre, ocakta tespit edilen eksikliklerin olayın meydana gelmesinde birinci derecede etkili olduğu, maden ocaklarında tüm çalışanların çalışma süresince yanlarında karbonmonoksit maskesi taşımaları ve gerektiğinde kullanmaları zorunlu olmasına rağmen; yaralanan işçi ...’nin ve tanık işçilerin ifadelerinden ocağın içinde gaz maskesi bulunmadığı, sadece müfettişler geldiğinde işçilere gaz maskelerinin dağıtıldığı, gaz maskelerinin yer üstünde sağlık odasında bulunduğu; işveren sanık ...’un mahkemede verdiği ifadesinde özetle; maden ocağında 60 adet maske olduğu, bu maskeler vardiyalı çalışıldığı zaman çalışan işçi sayısına yettiği, zira her vardiyada 40-55 arası işçi çalıştığı, maskenin bulunduğu odaya işçilerin rahatça girip çıktıkları, odanın kilitli olmadığı, olayın meydana geldiği yere yakın bir yerde yangın meydana geldiği, bu kör bacada da su kuyusu bulunduğu, işçilerin giriş çıkışının yasak olduğu, sadece su çekmek için görevli kişiler ve mühendislerin girip çıktıkları, burada bulunan vantüpün yangını körüklemesin diye kapalı tutulduğunu beyan ettiği; vardiya sorumlusu Veysel Arslan’ın mahkemede verdiği ifadesinde 513 nolu odada olaydan birkaç gün önce gaz ölçümü yapacağı için havalandırmanın yönünü değiştirdiği, ölçümde havada gaz kaçağının çıktığı ve daimi nezaretçi başmühendis ...’a gaz kaçağı olduğunu söylediği, daimi nezaretçi sanık ...’ın tekrar yangın çıkmaması için vantüpü kapatması hususunda Veysele talimat verdiği, çavuş yardımcısı tanık ...’nın da bu talimatı duyduğu, olay anında vantüpün kapalı olduğu, işçilere işe başlarken eğitim verilmediği, tutanak karşılığı koruyucu malzeme olarak gaz maskesi teslim edilmediği, olayın meydana geldiği 513 nolu bölgeye görevliler dışında işçilerin girişinin engellenmesi amacıyla gerekli emniyet tedbirlerinin alınmadığı, bu bölgeye dışarıdan temiz hava üfleyecek şekilde kurulan vantilatörün arızalı olduğu, ocakta kullanılan kazma kürek gibi malzemelerin işçilerin çalışma sahasında bulundurmasının sağlanamadığı, gaz ölçümünü otomatik olarak yapacak erken uyarı sisteminin kurulmadığı ve sanıkların kusurlu olduğu anlaşılmakla;
Tüm bu kapsamda tespit edilen eksiklikler ve kusurlu davranışlar neticesinde meydana gelen olayda, 2 işçinin öldüğü ve bir işçinin de hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda;
1- Katılan ...’un temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Ölen ...’un babası olan katılan ...’un 18.05.2015 havale tarihli dilekçesi ile sanıklar hakkındaki şikayetten vazgeçmesi karşısında, 15.02.2013 günlü oturumda verilen katılma kararının CMK"nın 243. maddesi uyarınca hükümsüz hale geldiği, bu itibarla katılanın hükmü temyiz etme hak ve yetkisinin kalmadığı anlaşılmakla, katılanın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Olay tarihinde, sanıklar ..."un maden ocağı şefi, ... ..."un ise maden ocağı çavuşu olarak görev yaptıkları, sanıkların teknik elemanlar olarak, emrinde çalışan işçilerin çalıştıkları bölgeyi gözetimleri altında terk etmelerini sağlamaları gerektiği, olayın meydana geldiği kör bacanın son durumunu daimi nezaretçiye bildirip, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını sağlamadıkları, ocakta üç vardiya sistemi çalışıldığı, her vardiya öncesinde (günde 3 kere) gaz ölçümlerinin yapıldığı ve sonuçların emniyet defterine kaydedildiği, işçilere gaz maskeleri verilmesi hususunda daimi nezaretçiyi bilgilendirmedikleri, tehlikeli olan kör bacaya işçilerin girmesini önleyici güvenlik tedbirleri almamaları, işçileri kendi insiyatifine terk etmeleri nedeni ile meydana gelen olayda asli kusurlu oldukları anlaşılmakla; mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... ve sanık ... ...’un bilirkişi raporunun eksik olduğuna, yapılan iş ve sorumluluk alanı dikkate alınmadan toptancı bir zihniyetle hazırlandığına, gaz maskelerini daimi nezaretçinin vermesi gerektiğine, bireysel karar alıp uygulama, önlemleri tek başıma alma yetkileri olmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, katılanlar vekilinin ise cezanın az olduğuna, olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
3- Sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafinin sanığın sağlık sorunları nedeni ile işin başında bulunmadığına, maden ocağındaki eksikliklerin giderildiğine, ölen işçilerin girmemesi gereken bölüme girmeleri nedeni ile kusurlu olduğuna, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine; katılanlar vekilinin ise olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık ..."in, % 45 hisse ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, olay günü ve öncesinde sağlık sorunları nedeni ile ocakta bulunmadığı, dosyada iş organizasyon şemasının bulunmadığı, aynı ruhsat sahası içinde Atakol madencilik şirketinin de ortağı olan sanığın, bu iş kolunda tecrübeli olduğu, Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği’nin “İşverenlerin Yükümlülükleri” başlıklı bölümün 5. maddesinde özetle, işverenlerin işçilerin sağlık ve güvenliklerini sağlamak amacıyla; yeterli ilk yardım donanımı sağlamak, tüm güvenlik talimatları işçilerin anlayacağı şekilde olması, düzenli aralıklarla gerekli güvenlik tatbikatı yapılması, "sağlık ve güvenlik dokümanı" hazırlanmasını ve güncellenmesini sağlaması, sağlık ve güvenlik dokümanında, işçilerin işyerinde maruz kalabilecekleri risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi hususları, tüm iş yerinden sorumlu olan işverenin, işçilerin sağlık ve güvenliğinin korunması ile ilgili tedbirlerin uygulanmasını koordine edecek ve kendisine ait sağlık ve güvenlik dokümanında koordinasyonun amacını ve bu koordinasyonu sağlamak için alınacak önlemleri ve uygulanacak yöntemleri belirtmesi gerekir iken, sanığın bu yükümlülüklerini yerine getirmediği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4 ve 10. maddelerinde ve İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği"nde İş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi düzenlenmiş olup işyerinde meydana gelebilecek her türlü iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin risklerin değerlendirilmesinin işveren tarafından yapılacağı veya yaptırılacağının hükme bağlandığı, 186 işçi çalıştırılan yerde 60 adet maske olduğu ve bu maskelerin işçilerin zimmetine verilmediği, yer üstündeki odada bulundurulduğu, işveren sanığın kullanılmayan kör bacalara işçilerin girişinin engellenmesi amacıyla gerekli emniyet tedbirlerinin alınması, gaz ölçümünü otomatik olarak yapacak erken uyarı sisteminin kurulması gerektiği hususlarında risk değerlendirmesinin yapılmasını takip etmediği, eksik ve noksanlıklar hakkında bilgi alışverişinde bulunmadığı, teknik nezaretçi ve daimi nezaretçinin çalışmalarını denetlemediği, işçileri kendi insiyatifine bıraktığı, neticeyi engelleyebilme adına icrai karar alma yetkileri çerçevesinde yeterli idari-kontrol-denetim organizasyonunu oluşturmadığı, bu şekildeki kusurlu eylemin neticeye doğrudan etki ettiği, sanığın asli kusurlu olduğu anlaşılmakla ;Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu iki kişinin ölmesi ile bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması;
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
4- Sanıklar ..., ... ..., ..., ..., hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanık ...’un % 45 hisse ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, dosyada iş organizasyon şemasının bulunmadığı, aynı ruhsat sahası içinde Atakol madencilik şirketinin de ortağı olan sanığın, bu iş kolunda tecrübeli olduğu, olayın meydana geldiği ocakta işlerin yürütülmesi hususu ile doğrudan ilgilendiği ve işleri idare ettiği, Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği’nin “İşverenlerin Yükümlülükleri” başlıklı bölümün 5. maddesinde özetle, işverenlerin işçilerin sağlık ve güvenliklerini sağlamak amacıyla; yeterli ilk yardım donanımı sağlamak, tüm güvenlik talimatları işçilerin anlayacağı şekilde olması, düzenli aralıklarla gerekli güvenlik tatbikatı yapılması, "sağlık ve güvenlik dokümanı" hazırlanmasını ve güncellenmesini sağlaması, sağlık ve güvenlik dokümanında, işçilerin işyerinde maruz kalabilecekleri risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi hususları, tüm iş yerinden sorumlu olan işverenin, işçilerin sağlık ve güvenliğinin korunması ile ilgili tedbirlerin uygulanmasını koordine edecek ve kendisine ait sağlık ve güvenlik dokümanında koordinasyonun amacını ve bu koordinasyonu sağlamak için alınacak önlemleri ve uygulanacak yöntemleri belirtmesi gerekir iken, sanığın bu yükümlülüklerini yerine getirmediği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4 ve 10. maddelerinde ve İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği"nde İş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi düzenlenmiş olup işyerinde meydana gelebilecek her türlü iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin risklerin değerlendirilmesinin işveren tarafından yapılacağı veya yaptırılacağının hükme bağlandığı, 186 işçi çalıştırılan yerde 60 adet maske olduğu ve bu maskelerin işçilerin zimmetine verilmediği, yer üstündeki odada bulundurulduğu, işveren sanığın kullanılmayan kör bacalara işçilerin girişinin engellenmesi amacıyla gerekli emniyet tedbirlerinin alınması, gaz ölçümünü otomatik olarak yapacak erken uyarı sisteminin kurulması gerektiği hususlarında risk değerlendirmesinin yapılmasını takip etmediği, eksik ve noksanlıklar hakkında bilgi alışverişinde bulunmadığı, dosyadaki bir kısım tanık ve sanık ifadelerinde de (..., ..., ..., ...) , gaz ölçümlerinin, işçilerin çalıştıkları bölgeyi gezer iken, çavuşlar, şefler ve mühendislerin yanında bulundurdukları, vak vak denilen sınırlı sayıdaki seyyar el aleti ile yapıldığı, düzenli gaz ölçümü yapan ve uyarı sistemi veren dijital teçhizat ve ekipmanların bulunmadığının tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, gazların ölçümünün merkezi izleme sistemine bağlı otomatik sensörler ile yapılmadığı, ocakta yeterli sayıda kalibre edilmiş seyyar gaz ölçüm cihazlarının bulundurulmadığı, teknik nezaretçi ve daimi nezaretçinin çalışmalarını denetlemediği, işçileri kendi insiyatifine bıraktığı, neticeyi engelleyebilme adına icrai karar alma yetkileri çerçevesinde yeterli idari-kontrol-denetim organizasyonunu oluşturmadığı, bu şekildeki kusurlu eylemin neticeye doğrudan etki ettiği, sanığın asli kusurlu olduğu anlaşılmakla,
Sanık ...’un şirketin % 10 hissesine sahip ortağı ve sanık ...’un oğlu olduğu, ocak şefi ...’un ifadesinde “....şirketimizin sorumlu müdürü ...’dur. Biz genelde onunla muhatap oluruz. Diğer ortaklarda birbirleri ile muhatap olurlar. ..” ifadesi ile tanık işçilerin ifadelerinden, işçiler ile bizzat ilgilenen kişinin ... olduğunun anlaşıldığı, Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği’nin “İşverenlerin Yükümlülükleri” başlıklı bölümün 5. maddesinde özetle, işverenlerin işçilerin sağlık ve güvenliklerini sağlamak amacıyla; yeterli ilk yardım donanımı sağlamak, tüm güvenlik talimatları işçilerin anlayacağı şekilde olması, düzenli aralıklarla gerekli güvenlik tatbikatı yapılması, "sağlık ve güvenlik dokümanı" hazırlanmasını ve güncellenmesini sağlaması, sağlık ve güvenlik dokümanında, işçilerin işyerinde maruz kalabilecekleri risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi hususları, tüm iş yerinden sorumlu olan işverenin, işçilerin sağlık ve güvenliğinin korunması ile ilgili tedbirlerin uygulanmasını koordine edecek ve kendisine ait sağlık ve güvenlik dokümanında koordinasyonun amacını ve bu koordinasyonu sağlamak için alınacak önlemleri ve uygulanacak yöntemleri belirtmesi gerekir iken, sanığın bu yükümlülüklerini yerine getirmediği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4 ve 10. maddelerinde ve İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği"nde İş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi düzenlenmiş olup işyerinde meydana gelebilecek her türlü iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin risklerin değerlendirilmesinin işveren tarafından yapılacağı veya yaptırılacağının hükme bağlandığı, 186 işçi çalıştırılan yerde 60 adet maske olduğu ve bu maskelerin işçilerin zimmetine verilmediği, yer üstündeki odada bulundurulduğu, işveren sanığın kullanılmayan kör bacalara işçilerin girişinin engellenmesi amacıyla gerekli emniyet tedbirlerinin alınması, gaz ölçümünü otomatik olarak yapacak erken uyarı sisteminin kurulması gerektiği hususlarında risk değerlendirmesinin yapılmasını takip etmediği, eksik ve noksanlıklar hakkında bilgi alışverişinde bulunmadığı, teknik nezaretçi ve daimi nezaretçinin çalışmalarını denetlemediği, işçileri kendi insiyatifine bıraktığı, neticeyi engelleyebilme adına icrai karar alma yetkileri çerçevesinde yeterli idari-kontrol-denetim organizasyonunu oluşturmadığı, bu şekildeki kusurlu eylemin neticeye doğrudan etki ettiği, sanığın asli kusurlu olduğu anlaşılmakla,
Teknik nezaretçi olan maden mühendisi ...’nın, Maden Mühendisleri Odasınca verilen yeraltı işletmesine atanacağına dair onay belgesi ile ocakta teknik nezaretçi olarak görev yaptığı, işinde ehil ve tecrübeli olduğu, olay tarihinde yürürlükte olan Maden Kanunu uygulama Yönetmeliği’nin 130. maddesine göre, maden işletmelerinin teknik ve emniyet yönünden nezaretini yaparak Kanun ve ilgili yönetmeliklerde yer alan görevleri yerine getirmekle sorumlu ve yükümlü olduğu, 133.madde de ise teknik nezaretçinin en fazla on ruhsat sahasında teknik nezaret görevi alabileceği, 134.maddesinde a) Teknik nezaretçi, sorumluluk alanı Genel Müdürlükçe onaylanmış ruhsat sahasının her yerinde görevi ile ilgili inceleme yapmak ve gerekli her türlü bilgiyi alma ve Kanun kapsamında gerekli önlemlerin aldırılması yetkisine sahiptir. Bu yetkinin kullandırılmamasından ruhsat sahibi sorumludur.b) Teknik nezaretçi, nezaret görevini Kanun hükümleri kapsamında yürütür. Teknik nezaretçi, atandığı ve sorumlu olduğu ruhsat sahasının faaliyetlerini ve üretimlerini on beş günde en az bir defa denetlemek, tespitlerini ve önerilerini teknik nezaretçi defterine not etmek zorundadır. Aksi takdirde teknik nezaretçi uyarılır. Ayrıca teknik nezaretçi defterinin, teknik nezaretçi ve ruhsat sahibince/vekilince birlikte imzalanması zorunludur. ç) Teknik nezaretçi, görev aldığı işyerindeki faaliyetler ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları, öneri ve önlemleri belirler. Ruhsat sahibi/vekili tarafından, bu öneri ve önlemler işyerinde çalışanların görebileceği şekilde ilan edilir ya da panoya asılır. Aynı zamanda içeriği Genel Müdürlük tarafından belirlenmiş ve noter onaylı “Teknik Nezaretçi Defteri”ne rapor ederek ruhsat sahibine bildirir. Eksiklik ve aksaklıkların, öneri ve önlemlerin rapor edilmemesinden teknik nezaretçi, bunların yerine getirilmemesinden ruhsat sahibi sorumludur. d) Teknik nezaretçi, işyerinde yaptığı inceleme ve gözlemlerde işletme projesine aykırı faaliyette bulunulduğunu ve faaliyetlerin can ve mal güvenliği açısından tehlikeli bir durum oluşturduğunu tespit etmesi halinde maden üretimine yönelik faaliyetleri durdurur ve durumu ilgili kurum veya kuruluşlara bildirir......amir hükümlerine yer verildiği, teknik nezaretçi defterinin kontrolünde, olayın meydana geldiği kör bacaya girilmesinin işçilerin hayat ve sağlığı için tehlikeli olduğuna, bacanın önünün kapatılması ve uyarı yazısı yazılması gerektiğine, kömür üretiminde kullanılmayan bu bölüme giren işçilere karbonmonoksit maskesi verilmesi ile havalandırmanın sürekli yapılması gerektiğine ilişkin bir nota rastlanılmadığı, en son 19.03.2012 tarihinde 24.00-08.00 vardiyasında emniyet defterine yazılan notlarda, ocaklarda gaz ölçümünün yapıldığı, zararlı gaza rastlanılmadığı ifadelerine yer verildiği, işçilerin iş güvenliğini sağlamaya yönelik iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin denetim ve gözetim görevini yerine getirmeyerek olayın meydana gelmesinde kusurlu eylemin neticeye doğrudan etki ettiği, sanığın asli kusurlu olduğu anlaşılmakla,
Daimi nezaretçi olan maden mühendisi ...’ın, olay tarihinde yürürlükte olan Maden Kanunu uygulama Yönetmeliği’nin 138. maddesine göre, nezaret görevini Kanun hükümleri kapsamında yürütür. Üretim yerindeki günlük faaliyetleri planlar ve yürütülmesini sağlar, can ve mal emniyeti yönünden tehlikeli bir durumun varlığı söz konusu olduğu zaman gerekli tedbirlerin alınmasına nezaret eder, hemen tedbir almanın mümkün olmadığının belirlenmesi halinde üretim faaliyetlerini önlemlerin alınmasına kadar durdurur.(3) Daimi nezaretçi, görev aldığı işyerindeki faaliyetleri ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları gidermek amacıyla önlemleri belirleyerek ruhsat sahibine/rödövansçıya bildirir. Tedbirlerin alınmasına nezaret eder.(4) Eksiklik ve aksaklıkların giderilmesini doğrudan ilgilendiren malzeme ve teçhizatın temin edilmesinden ruhsat sahibi/rödövansçı sorumludur.... amir hükümlerine yer verildiği, ocakta sürekli olarak bulunan sanığın, işçilerin iş güvenliğini hiçe sayacak şekilde iş sağlığı ve güvenliği bakımından eksikliklerin izlenmesi ve bildirilmesi yükümlülüklerini yerine getirmediği, kömür ocağında sürekli ve yeterli denetim ve gözetim yapmaması, işçilerin kömür ocağında kalabilecekleri riskleri belirlememesi ve bunları işverene iletmemesi, bacanın önünün kapatılması ve uyarı yazısı yazılması gerektiğine, kömür üretiminde kullanılmayan bu bölüme giren işçilere karbonmonoksit maskesi verilmesi ile havalandırmanın sürekli yapılması gerektiğine ilişkin işvereni bilgilendirmediği, vardiya sorumlusu Veysel Arslan’ın mahkemede verdiği ifadesinde 513 nolu odada olaydan birkaç gün önce gaz ölçümü yapacağı için havalandırmanın yönünü değiştirdiği, ölçümde havada gaz kaçağının çıktığı ve daimi nezaretçi başmühendis ...’a gaz kaçağı olduğunu söylediği, daimi nezaretçi sanık ...’ın tekrar yangın çıkmaması için vantüpü kapatması hususunda Veysele talimat verdiği, çavuş yardımcısı tanık ...’nın da bu talimatı duyduğu, olay anında vantüpün kapalı olduğu, olayın meydana geldiği 513 nolu bölgeye görevliler dışında işçilerin girişinin engellenmesi amacıyla gerekli emniyet tedbirlerinin alınmadığı, bu bölgeye dışarıdan temiz hava üfleyecek şekilde kurulan vantilatörün arızalı olduğu, bu arızanın işverene bildirilmediği, işçilerin iş güvenliğini sağlamaya yönelik iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin denetim ve gözetim görevini yerine getirmeyerek olayın meydana gelmesinde kusurlu eylemin neticeye doğrudan etki ettiği, sanığın asli kusurlu olduğu anlaşılmakla,
Ocakta üç vardiya sistemi çalışıldığı, her vardiya öncesinde (günde 3 kere) gaz ölçümlerinin yapıldığı ve sonuçların emniyet defterine (gaz ölçüm defterine) kaydedildiği, dosya içerisinde yer alan 12.03.2012-19.03.2012 tarihleri arasında yapılan gaz ölçümlerini gösterir defter fotokopilerinin Heyetimizce incelenmesinde; olaydan bir gün önce 18.03.2012 pazar günü saat 16.00-24.00 vardiyasında, vardiya mühendisi... ..., ocak şefi ... ve vardiya başçavuşu tarafından 3 nolu cihaz ile yapılan ve imza altına alınan tutanak ile ocak içi gaz ölçümlerinin normal olduğu, ocak içi hava dolaşımının normal olduğu, barajların kontrol edildiği; 24:00 - 08:00 vardiyasında yine aynı şekilde vardiya mühendisi sanık ..., ocak şefi ... ve ocak çavuşu tarafından 1 nolu cihaz ile yapılan ölçümlerde ocak içi gaz ölçümlerinin normal olduğu, ocak içi hava dolaşımının normal olduğu yazılarak imza altına alındığı, 08.00-16.00 vardiyasının “rapor” başlığı adı altında tutulduğu ve ocak içi gaz ve hava dolaşımının normal olduğunun teknik nezaretçi, daimi nezaretçi, ocak şefi ve vardiya baş çavuşu tarafından imzalandığı görülmekle; olayın olduğu 19.03.2012 pazartesi günü aynı sistemle tutulan emniyet defterinde olayın meydana geldiği saat 10.00 dan önceki 24.00-08.00 vardiyasında, 513 nolu bacada yapılan CO, CH4 ve O2 gazının ve ocak içi hava dolaşımının normal olduğu yazılarak, ocak şefi ... ve vardiya Mühendisi ... tarafından imza altına alındığı, sanık ...’in en son gece saat 04.00 de, 513 nolu bacada gaz ölçümü yaptığı şeklindeki savcılık ifadesinin tam aksine mahkemede verdiği ifadesinde, 513 nolu baca kullanılmadığı için gaz ölçümü yapmadığı şeklindeki çelişkili ifadesi ile bir önceki vardiya da normal olarak tespit edilen gaz değerlerinin, kısa sürede nasıl ve ne şekilde yükseldiğinin açıklanamaması karşısında; sanıklar tarafından ocak içi gaz ölçümlerinin düzgün olarak yapılmadığı ve denetlenmediğinin anlaşıldığı olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, işveren sanıklar ... ve ... müdafinin yasak bölgeye giren ölen işçilerin tamamen kusurlu oldukları, işletmede yeterli sayıda idari ve teknik personelin işverenlerce görevlendirilmeleri nedeni ile sorumluluklarının bulunmadığı, işyerindeki eksiklikler ile ilgili teknik ve daimi nezaretçinin sanıkları bilgilendirmemesi nedeni ile sanıkların sorumlu olamayacağına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine; sanık ...’nın yeterli kusur araştırılması yapılmadan, ve suçların şahsiliği ilkesi gözetilmeden toptancı bir yaklaşımla ceza verildiğine, iş güvenliği önlemi alma görevi ve maske verilmesinin daimi nezaretçinin görevi olduğuna, İş müfettişlerinin olaydan 3 gün önce düzenledikleri raporda bile vantilatör ile ilgili bir eksiklik yazılmadığına, kusurlarının bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine; sanık ... müdafiinin ise bilirkişi raporunun yeterli olmadığına ölen işçilerin ve teknik nezaretçinin kusurlu olduğuna, lehe hükümler uygulanması gerektiğine, katılanlar vekilinin ise olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
A- Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu olarak meydana getirdikleri kaza sonucu iki kişinin ölmesi ile bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanıklar hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan bir miktar daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar ..., ... ..., ..., ... hakkında tayin edilen temel cezadan bir miktar daha arttırım yapılmayarak eksik cezaya hükmolunması;
B- İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı TCK’da, 765 sayılı TCK’da yer verilen, “tedbirsizlik”, “dikkatsizlik”, “meslek ve sanatta acemilik”, “nizamat, evamir ve talimata riayetsizlik”, “kayıtsızlık veya tedbirsizlik”, “hataen ve kayıtsızlıkla”, “müsamaha ve dikkatsizlik” şeklindeki taksir kalıplarına ilgili suç tiplerinde yer verilmemiş, ancak gerek öğretide, gerekse uygulamada, bu taksir kalıplarına yer verilmemiş olmanın, bir eksiklik veya farklılık oluşturmayacağı kabul edilmektedir.
Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
Öğretide ve yargı kararlarında taksirin unsurları,
a) Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
b) Hareketin iradiliği,
c) Neticenin iradi olmaması,
d) Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması,
e)Neticenin öngörülebilmesi, ancak bu neticenin fail tarafından öngörülmemesi,
Şeklinde belirtilmiştir.
Bilinçli taksir kavramı mülga 765 sayılı TCK’nın 45. maddesine 8.1.2003 tarihli ve 4758 sayılı Kanun ile eklenen son fıkra ile hukukumuza girmiş olup, anılan fıkrada, “Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde ceza ... arttırılır.” hükmüne yer verilmiş, aynı hüküm, 5237 sayılı TCK’nın 22. maddenin 3. fıkrasında da korunmuştur.
Taksirden söz edilebilmesi için neticenin öngörülebilir olması gerekli ve yeterli olmasına karşılık, bilinçli taksir halinde failin somut olayda ayrıca bu neticeyi öngörmüş olması da gereklidir.
Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlike hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin tehlike hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
Bilinçli taksirde netice somut olarak öngörüldüğü halde, istenmemiştir.
Bilinçli taksiri, taksirden ayıran özellik, bilinçli taksirde istenmeyen netice fiilen öngörülürken, taksirde öngörülmemektedir.
Tüm açıklamalar çerçevesinde, bu iş kolunda deneyimli olan sanıkların, yukarıda yer alan yasa, yönetmelik ve tüzük hükümlerine göre, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmedikleri, bu hükümlere göre tüm işçilere çalışma süresince karbonmonoksit maskesi vermeyerek, olay yerine giden işçilerin yerde baygın olarak yatan işçileri görmelerine rağmen, yoğun gaz nedeni ile hemen müdahale edemedikleri, gaz maskelerinin gelmesini beklemek suretiyle hayati önem taşıyan ilk yardım müdahalesinde, organizasyondaki eksiklik ve yetersizlik nedeni ile zaman kaybetmek suretiyle, sonucun meydana gelmesinde etkili olduğu, sanıkların gaz ölçümünü otomatik olarak yapacak erken uyarı sisteminin kurulmasını ve yeterli sayıda gaz ölçüm cihazı bulundurulup düzenli şekilde kullanılmasını sağlamayarak, hatta basit ve ucuz olan vakvak tabir edilen uyarı aletini dahi sınırlı sayıda kişiye verip kullandırılarak, teknik nezaretçi ve daimi nezaretçi sanıklar tarafından gerekli denetimler yapılmayarak, iş yerindeki eksikliklerin işverene bildirilmeyerek, üretime kapalı olduğu iddia edilen 513 kodlu bölmeye işçilerin girmesini engelleyici uyarı levhaları koymayarak ve ahşap tahkimatlar ile kapatmayarak, işçilere iş güvenliği konusunda yeterli eğitim vermeyerek, 513 nolu bölmedeki vantüp ile havalandırma sistemini olaydan bir hafta önce yangın çıkması nedeni ile kapatılmasına ve tekrar açılmamasına rağmen, biriken yeraltı sularının tulumbacı işçiler tarafından tahliye edilmesi için olaydan 2 gün öncesine kadar bu yerde işçileri çalıştırmak (Tulumbacı işçi ...’un ifadesi) suretiyle, neticeyi istememelerine rağmen öngördükleri hususunda bir tereddüt bulunmayan sanıklar ..., ... ..., ..., ...’ın eylemlerinde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi,
5-5237 sayılı TCK"nın 53/6. maddesinde, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin düzenlendiği, madde uyarınca bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için o mesleğin ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerektiği dikkate alındığında, dosya içeriğine göre maden ocağında teknik nezaretçi ve daimi nezaretçi görevi yapan sanıklar... ve ... ile maden ocağı yöneticiliği yapan sanıklar ..., ... ve ... ile ocak çavuşu ile ocak şefi olan sanıkların icra ettikleri işin ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde soyut ifadelerle 6 ay süre ile mesleklerini yapmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
6-Sanık ... hakkındaki beraat hükmüne yönelik katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tüm dosya kapsamının incelenmesinde; sanık ..."nın ocakta vardiya mühendisi olarak çalıştığı, ocakta... ...’un da vardiya mühendisi olduğu, her vardiya öncesinde (günde 3 kere) gaz ölçümlerinin yapıldığı ve sonuçların emniyet defterine (gaz ölçüm defterine) kaydedildiği, bu defterin vardiya mühendisi, ocak şefi ve vardiya başçavuşu tarafından imzalandığı, sanığın olay tarihinde 24:00 - 08:00 vardiyasında görevli olduğunu ifade ettiği, Ocak çavuş yardımcısı ... ve vardiya sorumlusu ...’ın ifadelerinde sanığın gündüz vardiyasında çalıştığı, kağıt üzerinde gece vardiyasında gözüktüğü, nitekim olayın meydana geldiği saat 10.00 sıralarında sanığın iş yerinde bulunduğu, gece vardiyası biten kişinin nöbeti teslim edip gitmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu; dosya içerisinde yer alan gaz ölçüm defteri örneğinden, olaydan bir gün önce 18.03.2012 pazar günü saat 24:00 - 08:00 vardiyasının vardiya mühendisi sanık ..., ocak şefi ... ve ocak çavuşu tarafından 1 nolu cihaz ile yapılan ölçümlerde ocak içi gaz ölçümlerinin normal olduğu, ocak içi hava dolaşımının normal olduğu yazılarak imza altına alındığı, sanığın en son gece saat 04.00 de, 513 nolu bacada gaz ölçümü yaptığı şeklindeki savcılık ifadesinin tam aksine mahkemede verdiği ifadesinde, 513 nolu baca kullanılmadığı için gaz ölçümü yapmadığı şeklindeki ifadesi de dikkate alındığında; sanığın vardiyasında gaz ölçümü yapmadığı, yapmış gibi emniyet defterini imzalaması nedeni ile icrai karar aldırma yetkisi bulunmayan sanığın basit taksirle tali kusurlu olduğu anlaşılmakla; sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02.12.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.