11. Hukuk Dairesi 2019/2961 E. , 2020/812 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/12/2017 tarih ve 2016/270 E- 2017/483 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi"nce verilen 03/05/2019 tarih ve 2018/1093 E- 2019/498 K. sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 161408, 2008/37393, 2004/12723, 2010/75030, 2011/81546, 2011/11199, 2011/11317 sayılı ve "KYRA”, ”KYRA”, "KAYRA", "KAYRA”, "KAYRA", "KAYİRA", "KAİRA" ibareli markalarının bulunduğunu, davalının anılan markalarla hem umumi intiba, hem de işitsel, biçimsel, telaffuz ve görsel açıdan bıraktığı etkiler göz önünde bulundurulduğunda benzer nitelikteki 2015/32628 sayılı "ANKYRA TEKSTİL" ibaresini, aynı mal ve hizmetlerde kullanmak için marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun iltibasa yol açacağını ve müvekkilinin markaları ile birlikte seri marka oluşturduğunu, müvekkilinin tanınmış markalarının itibarından haksız kazanç sağlanabileceğini, davalının kötü niyetli olduğunu, davalının Ankara’da Balgat semtinde müvekkili ile aynı sokakta, neredeyse karşılıklı faaliyet gösterdiğinden, müvekkili firmadan haberdar olmamasının imkansız olduğunu, müvekkilinin anılan başvuruya belirtilen gerekçelerle yaptığı itirazının YİDK kararıyla reddedildiğini ileri sürerek YİDK’nın 2016-M-5623 sayılı kararının iptaliyle başvuru markasının hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmaduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacı ve müvekkili markaları arasında ibare, telaffuz, şekil ve logo bakımlarında bir bütün halinde bakıldığında benzerlik olmadığını, davacı tarafın dayandığı markaların hiçbir şekilde kullanılmadığını, anılan markalar için hükümsüzlük davalarının açıldığını, "ANKYRA" ibaresinin "ANKARA" kelimesinin eski kullanımı olduğunu, “KAYRA” kelimesinin ise “büyük bir kimseden gelen iyilik, ihsan” anlamına geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 2015/32628 sayılı davalı marka başvurusu ile davacının markaları arasında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında benzerliğin ve buna bağlı olarak karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu gösterir her hangi bir verinin olmadığı, kurum kararı aşamasında tanınmışlığa yönelik delil sunulmadığı, tanınmışlığın ispatlanamadığı, sunulan fatura örneklerinin tanınmışlığı ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler arasında, 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK"nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.