10. Hukuk Dairesi 2020/5330 E. , 2020/7292 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının 02/07/1998-04/10/2000 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile bu talebini reddeden davalı Kurum işleminin iptali ve 5510 sayılı yapılandırma af yasasının lehe hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne şeklinde verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde karar verilmiştir.
Davalı Kurum vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin ( kapatılan ) 11/03/2019 tarih ve 2018/1595 Esas ve 2019/1801 Karar no lu ilamı ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesince verilen karar ortadan kaldırılmış ve İlk Derece Mahkemesi kararının “bozulmasına” karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince “uyma” kararı verilmek suretiyle yapılan yargılama sonucunda bu defa hükümde yazıldığı şekilde yeni bir karar verilmiş, verilen bu kararın davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Bağ-kur"a ilk tescil tarihinin 02/07/1998 olması ile ilgili talebini reddeden Kurum işleminin iptali ile 02/07/1998-03/10/2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-kur sigortalısı sayılması gerektiğinin tespiti ve 5510 sayılı Yapılandırma (af) Yasasının öngördüğü, geçmiş döneme ait prim borçlarının ve faizlerinin yapılandırılması ve affı ile ilgili lehe hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI :
İlk derece Mahkemesince 1479 sayılı Yasa"nın Geçici 18. maddesinin yürürlük tarihinden önce 619 sayılı KHK"nin iptal edildiği, 26/10/2000 tarihinden sonraki bir tarih olan 18/01/2001 tarihinde tescil için müracaat ettiği gerekçesi ile davanın kabulü ile "davacının Bağ-kur"a ilk tescil tarihinin 02/07/1998 olması gerektiğine dair talebin reddine ilişkin kurum işleminin iptaline, davacının 02/07/1998- 03/10/2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağkur sigortalısı sayılması gerektiğinin ve davacının 5510 sayılı Kanunun yapılandırmaya ilişkin hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının tebliğ edilen vergi borçlanması tutarını ödememesi sebebi ile davanın reddi gerektiğini beyan ederek istinaf kanun yoluna başvurduğunu bildirmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI :
Bölge Adliye Mahkemesince "davacının 1479 Sayılı Kanunun Geçici 18. maddesinin yürürlüğe girdiği 02/08/2003 tarihinden önce 1479 Sayılı Kanuna göre bağ-kur sigortalısı olmak üzere davalı Kurum kayıtlarına intikal eden bildirgesi ve buna dayalı olarak tescilinin bulunduğu" gerekçesiyle,
"İlk Derece Mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK"nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile özetle; davacının taleplerinin hak düşürücü sürenin geçmesi nedeni ile reddinin gerektiği, davacının tebliğ edilen vergi borçlanması tutarını süresinde ödemediği belirtilmek suretiyle kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
V- YARGITAY İLAMI :
Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin ( kapatılan ) 11/03/2019 tarih ve 2018/1595 Esas ve 2019/1801 Karar no lu ilamı ile “Somut olayda, davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında davalı Kuruma süresi içinde tescil başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından sigortalılık süresinin tespitine ilişkin talebinin kabulü yerindedir. Ancak, 5510 sayılı Yasa"da yapılan bir çok yasal değişikle sigortalılara prim borçlarını yapılandırma imkanı getirildiği, hükümde davacının prim borcunun hangi yasa kapsamında yapılandırılmasına karar verildiği belirtilmediği gibi, yapılandırmadan faydalanmak için süresi içinde başvurunun bulunup bulunmadığının da araştırılmamış olması hatalıdır. Hükmün bu hali ile infaz kabiliyetine haiz olduğundan da söz etmek mümkün değildir. Yapılacak iş, davacıya ödeme kolaylığı getiren hangi yasal düzenlemeden yararlanmak istediğini açıklatmak, bu kapsamda süresi içinde başvurusu olup olmadığını ve aranan diğer yasal koşulları taşıyıp taşımadığını değerlendirmek, infaz kabiliyeti bulunacak şekilde sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.” denilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
VI- YARGITAY İLAMI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına karşı “uyma” kararı verilmek suretiyle yapılan yargılama neticesi Kurum tarafından Mahkemeye bildirilen cevabî yazı ile davacının 5510 sayılı Yasaya bağlı olarak ödeme kolaylığından faydalandırıldığının, davacı tarafından Mahkemeye bildirilen 04/07/2019 tarihli dilekçe ile 5510 sayılı Yapılandırma Yasasından faydalandığının anlaşıldığı belirtilmiş, sonuç olarak; “davacının 02/07/1998 - 03/10/2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-kur sigortalısı sayılması gerektiği tespit talebinin kabulüne, davacının 02/07/1998 - 03/10/2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacının Bağ-Kur’a ilk tescil tarihinin 02/07/1998 olması gerektiğine dair talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin iptaline, davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmaya ilişkin hükümlerden yararlandırılması gerektiğinin tespitine yönelik talebinin konusuz kaldığı anlaşıldığından bu talep hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,” şeklinde bir karar verilmiştir.
VII- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI SONRASI TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile daha önce sunulan kanun yolu başvuru dilekçelerinde yer alan itirazlar yinelenmek suretiyle kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davacının 5510 sayılı Yapılandırma(Af) Yasasından faydalandığı ancak mahkeme ilamı sonrası oluşacak yeni duruma göre Yapılandırma( Af) Yasasından faydalandırılması gerektiği, bu anlamda buna ilişkin talebinin konusuz kalmadığı, bir önceki mahkeme hükmü gibi tespit hükmü tesis edilmesi gerektiği özet olarak belirtilmiş ve kurulan hükmün bu yönüyle düzeltilerek onanmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
VIII- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı olan 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesine göre “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun Geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” hükmü düzenlenmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Kanunun Geçici 17.maddesinde ; “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir.
Bununla birlikte; 5458 sayılı Kanun"un 14. maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen ve 01/04/2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 27. madde hükmünde, anılan Kanuna göre kayıt ve tescilleri yapılan sigortalıların 31/12/2007 tarihine kadar sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin tespitine ilişkin her türlü bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmek zorunda oldukları, bu tarihten sonra bilgi ve belge ibraz edenlerin hizmet süreleri saklı kalmak kaydıyla, ibraz ettikleri bilgi ve belgelerin basamak tespiti ve geriye dönük prim hesabında dikkate alınmayacağı, anılan tarihe kadar söz konusu bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmeyen sigortalıların Kurumda mevcut bilgi ve belgelere göre basamak tespitinin yapılarak ve geriye dönük prim borçlarının hesaplanacağı belirtilmiş, 5724 sayılı Kanun"un 28. maddesi ile bu maddedeki başvuru süresi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlük tarihi olan 01/10/2008 tarihine kadar uzatılmak suretiyle sigortalılık prim borçlarının ödenmesinde sigortalılar lehine ödeme kolaylığı getirilmiştir.
Davaya konu somut olayda; davacının 02/07/1998-31/10/2007 tarihleri arasında vergi kaydının, 07/10/1999-08/02/2008 tarihleri arasında meslek odası kaydının olduğu, davacının ilk kez 13/03/2003 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden Bağ-Kur Sigortalılığı Giriş Bildirgesine istinaden 04/10/2000 tarihinde tescil kaydının yapıldığı, davacının 5510 sayılı Yasa kapsamında 18/06/2008 tarihinde Kuruma ihya talebinde bulunduğu, Kurum tarafından davacının 04/10/2000-30/10/2007 tarihleri arasında Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğu kabul edilerek ihya başvurusundan yararlandırıldığı, davacının bu sigortalılık sürelerini kapsayarak hesaplanan ve kendisine tebliğ edilen prim borcunu 19/06/2008 tarihinde ödediği, eldeki davayı 07/06/2016 tarihinde açtığı, bozma ilamı öncesi Mahkemece davacının vergi kaydına istinaden 02/07/1998-03/10/2000 tarihleri arasında da Esnaf Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğinin tespitine karar verilmiş olup bozma ilamında buna dair tespit hükmünün uyuşmazlık konusu edilmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; uyuşmazlık devresi olan 02/07/1998-03/10/2000 tarihleri arasındaki dönem yönünden 5510 sayılı Af Yasası kapsamında taraflar arasında gerek ihya talebi esnasında gerek Kurum tarafından tebliğ edilen prim borcunun ödenmesi esnasında herhangi bir uyuşmazlığın çıkartılmadığı, eldeki davanın ise 07/06/2016 tarihinde açılmakla davacının bu tarihe kadar uyuşmazlık devresi dönemi de kapsayan Bağ-Kur sigortalılık süreleri yönünden sigortalılık prim borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik Kuruma yapmış olduğu herhangi bir başvurusunun bulunmadığı ortadır. Hal böyle olunca Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17/12/2020 gününde oybirliği ile karar verildi.