10. Hukuk Dairesi 2020/8570 E. , 2021/1654 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, Bağ-Kur sigortalısı ...’ın 08.06.2006 tarihinde davalı ... tarafından yaralanması nedeniyle sigortalıya yapılan tedavi giderinin tahsili istemine ilişkin olup, her ne kadar 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir.
Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunun 63. maddesine göre, üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar. Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere ve diğer sorumlulara rücu eder. Yani üçüncü kişiler, suç sayılır taksirli veya kasıtlı bir hareketi sonucunda Bağ-Kur sigortalısına veya hak sahiplerine sağlık yardımı yapılmasına, malullük, yaşlılık veya ölüm aylığı bağlanmasına neden olursa, Kuruma, bu yardımları rücuan geri isteme hakkı veren bir yasal düzenlemedir.
5237 sayılı Kanunun 29. maddesi haksız tahrik indirimini düzenlemiş olup anılan madde “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” hükmünü içermektedir.
Davalı ..."ın kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına yönelik ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/945 E. - 2014/624 K. sayılı ilamında, sanık (davalı) ..."ın sigortalıyı kasten yaralama suçundan 8 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı, üzerine atılı kasten yaralama suçunu, sigortalıdan kaynaklanan haksız tahrik altında işlediğinden bahisle cezasından 5237 sayılı Kanunun 29. maddesi uyarınca takdiren 1/2 oranında indirim yapılarak 4 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı, anılan kararın Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, ceza davasında, hapis cezası haksız tahrik indirimi yapılmak suretiyle 4 yıl hapis cezasına indirilmiş olduğundan, davalının, sorumlu olduğu tazminattan 1/2 oranında indirim yapılarak 9.139,62 TL’den sorumlu tutulması gerekirken, fazlaya dair hakların saklı tutulmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hükmün 2. fıkrasının silinmesine ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15/02/2021 gününde oybirliği ile karar verildi.