13. Hukuk Dairesi 2015/36429 E. , 2017/6091 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların murisine 15.000,00-TL tutarında tüketici kredisi kullandırıldığını, bazı taksitlerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine de davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, itirazın iptali davası yönünden bir yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunmuş ve davanın esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, itirazın iptali davasının süre yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davanın tüketici mahkemesi sıfatıyla açıldığı, cevap dilekçesinin tüketici mahkemesi sıfatı belirtilerek verildiği ve görev itirazında bulunulduğu, davacı ile davalıların murisi arasındaki sözleşmenin tüketici kredisi sözleşmesi olması nedeni ile görev itirazının reddedildiği, vekalet ücretinin tüketici mahkemesi için belirlenen miktara göre hesaplandığı görülmekle; davaya Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla bakıldığının yazılmamış olması mahallinde her zaman düzeltilecek nitelikte, maddi hataya dayalı olduğu anlaşıldığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
2-Davacı, tüketici kredisi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali isteminde bulunmuş, davalılar davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacı alacaklının, 20.07.2012 tarihinde icra dosyasına dilekçe vererek işlem yaptığı ve itirazın da en geç bu tarihte öğrenildiği kabul edilmek suretiyle davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. İİK 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" düzenlemesini getirmiştir. Bu yasal düzenleme doğrultusunda yapılan icra takibine borçlunun itiraz etmesi halinde davanın bir yıllık süre içinde açılması zorunludur. Bu süre, sukutu hak süresidir. Ne var ki, bu sürenin başlaması için itirazın alacaklıya tebliği zorunludur. Yasada bu sürenin itirazın alacaklıya tebliğinden başlayacağı açıkça vurgulanmıştır. Yasa koyucu bu sürenin sukutu hak süresi olması, bu bağlamda hakkı söndüren bir süre olması nedeniyle alacaklının borçlunun itirazlarına tam olarak muttali olması, bunun da ancak itirazın tebliği yoluyla olacağını öngördüğünden sürenin tebligatla başlayacağını kabul etmiştir. Davacının yaptığı icra takibine itiraz edildiğini öğrenmesi itirazın içeriğini tam olarak öğrendiğini göstermez. Bu nedenle sürenin başlaması için itiraz edildiğini öğrenme yeterli değildir. Somut adaletin gerçekleşmesi hakkın özünün ziyana uğramaması için de süreyi yasada açıkça belirtildiği gibi itirazın tebliğinden başlatmak adil sonuç doğurur. Takibe konu ... 3. İcra Müdürlüğü"nün 2012/6342 esas sayılı dosyasının incelenmesinden davalılar takibe her ne kadar 02.07.2012 tarihinde itiraz etmiş iseler de, bu itiraz dilekçeleri icra takip alacaklısı olarak gözüken davacıya tebliğ edilmemiştir. Hal böyle olunca, az yukarıda açıklanan yasal düzenleme karşısında işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.