Taraflar arasında görülen iştirak nafakasının artırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı; davalı ile boşandıklarını, müşterek küçük çocuklar 07/04/1997 doğumlu E.. T.. ve 01/01/2000 doğumlu İ.. T.."ın velayetlerinin kendisine verilerek ayrı ayrı 100,00"er TL iştirak nafakasına hükmolunduğunu, çocuklarının günlük okul masraflarının arttığını öne sürerek, takdir edilen iştirak nafakasının ayrı ayrı 500"er TL"ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; boşanmanın kesinleştiği tarihten bu yana nafaka yükümlüsü davalının maddi durumunun iyileşmediği, davacının gelir durumunun davalıdan daha iyi durumda olduğu gerekçesiyle davacının iştirak nafakası arttırım talebinin reddine karar verilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir. TMK"nun 182/2.maddesine göre boşanma veya ayrılık vukuunda, velayet kendisine verilmeyen eş, küçük çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup tarafların iradesine tabi kılınmamıştır. TMK 331.maddesinde ise, "Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır" hükmü getirilmiştir. Somut olayda ise, davacının polis memuru olup aylık 2.700,00 TL gelirinin bulunduğu, 550,00 TL kira ödediği; davalının da polis memuru (emniyet amiri) olduğu, icra dairelerindeki borçları yüzünden yapılan kesintiler sonucu eline yaklaşık 1.200,00 TL paranın geçtiği, 405 TL kira ödediği; çocukların lisede okudukları ve dershaneye gittikleri anlaşılmaktadır. Önceki nafakanın takdir edildiği 25/03/2008 tarihinden bu artırım davası tarihi arasında dört yıldan fazla bir süre geçmiş olup, bu süre içerisinde müşterek çocukların yaşı ihtiyaçları, eğitim giderleri doğal olarak artmış, paranın da alım gücünün en azından enflasyon oranında değer kaybına uğramış olduğu bir gerçektir. Davalı babanın ekonomik durumu ve ödeme gücü oranında küçüklerin bakım ve eğitim giderlerine katkıda bulunması zorunludur. Davalının tespit edilen ekonomik durumu sadece nafakanın miktarını tayinde göz önüne alınmalıdır. O halde, mahkemece; yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların sosyal ve ekonomik durumları, küçüklerin yaş, eğitim ve bakım giderleri dikkate alınarak uygun bir miktarda nafakanın artırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde artırım talebinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.