Abaküs Yazılım
19. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/10056
Karar No: 2016/4240
Karar Tarihi: 08.03.2016

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/10056 Esas 2016/4240 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Bu dava, bir bono ile ilgilidir. Davacı, borçlu olmadığını iddia ederek menfi tespit talep ederken davalı ise davacının senet borcuna kefil olduğunu savunarak davanın reddini talep etti. Mahkeme her iki imzanın da şirket kaşesi üzerinde bulunduğunu belirleyerek davacının borçlu olmadığına ve tazminat talebinin kabul edilemeyeceğine karar verdi. Ancak karşı oy yazılarında, ikinci imzanın aval olmadığı ve sadece tüzel kişi üzerinde kayıtlı olduğu belirtilerek mahkemenin kararının bozulması gerektiği ifade edildi. Kanun maddeleri ise TTK 613/2-3-7, 688/7 ve 6102 sayılı T.T.K.'daki 701/1-2-3-4, 776 maddeleridir.
19. Hukuk Dairesi         2015/10056 E.  ,  2016/4240 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. .....gelmiş, davacı taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

    -K A R A R-

    Davacı vekili, müvekkilinin, yetkilisi olduğu şirketin davalıya olan borcu nedeniyle dava konusu bonoyu yetkilisi olduğu şirketi temsilen davalı şirket namına düzenleyip, şirketi temsilen imzalayarak verdiğini, bononun vadesinde ödenmemesi üzerine müvekkilini sorumlu göstermek kastıyla senedin kefil bölümüne sonradan müvekkilinin ad ve soyadı yazılarak takibe konulduğunu, müvekkilinin şirket kaşesi dışında açığa atılı bir imzasının bulunmadığını, aval olgusundan söz edilemeyeceğini, bonodan dolayı müvekkilinin davalıya borcu olmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili cevabında, davacının isminin senede sonradan yazılmadığını, davacı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının hem yetkilisi olduğu şirketin borcundan dolayı hem de şahsi olarak senet borcuna kefil olarak imza attığını, iki tane imza atılmasının nedeninin bu olduğunu, senette tahrifatın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, her ne kadar senet aslı temin edilememiş olsa da suretinin yapılan incelemesinde her iki imzanın şirket kaşesi üzerinde bulunduğu görülmekle isim ve soy isminin imzayı atanın kimliğini bildirmeye yönelik olduğu Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre açık olmakla, davaya konu senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığı, davacının tazminat isteminin koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle menfi tespit talebinin kabulüne, davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Takip konusu bononun keşidecisi dava dışı ......, lehtarı davalı ..........’dir. Takip konusu bononun keşideci şirketi temsil ve ilzama yetkili olan ... tarafından düzenlendiğinde uyuşmazlık bulunmamaktadır. ........"nin incelenen sicil kaydına göre tek imza ile temsil ve ilzam edileceği anlaşılmaktadır. Bononun keşideci şirket kaşesi üzerinde iki imza ile düzenlendiği ve imzaların her ikisinin de şirketi temsil ve ilzama yetkili olan ...’a ait olduğu sabittir. Bu durumda şirket kaşesi üzerindeki imzalardan birinin şirketi temsilen ikinci imzanın ise aval veren sıfatıyla atıldığının kabulü gerekir.
    Zira bonoda, avalist olarak ...’un ismi yazılıdır. Bu da, ikinci imzanın aval için atıldığının göstergesidir. ..."un isminin avalist olarak sonradan yazıldığı yönündeki iddia da kanıtlanamamıştır. Hal böyle olunca, davacının bonodan avalist sıfatı ile sorumlu olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 1.350.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 08/03/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

    KARŞI OY YAZISI

    Usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan saygı değer çoğunluğun bozma şeklinde gerçekleşen kararına karşıyım. 08.03.2016


    KARŞI OY YAZISI

    ...... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararda Yargıtay"ın yerleşik içtihatlarına göre atılan her iki imzanın şirket kaşesi üzerinde olduğundan davacı şirket yetkilisinin aval olmadığından menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmiştir.
    Davadaki uyuşmazlık takibe konu senetteki keşideci kaşesi üzerine atılan ikinci imzanın davacıyı aval yapıp yapmayacağıdır.
    TTK 613/2-3-7, 688/7 madde (6102 sayılı T.T.K 701/1-2-3-4, 776 madde) hükümleri, gereğince senet üzerine atılan ikinci imza aval olmakla birlikte keşideci tüzel kişi olduğunda kaşe ve üzerine atılan imza keşideciye ait olup ikinci imza yine aynı kişi tarafından şirket kaşesi üzerine atılan ikinci imza aval hükmünde değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 05.10.2011 tarihli 2011/12-480 Esas 2011/598 Karar nolu ilamı emsal niteliktedir.
    Dava konusu bonoda şirket kaşesi üzerine şirketi temsile tek yetkili olan ... tarafından iki imza atılmakla ve ikinci imzada şirket kaşesi üzerinde bulunduğundan aval hükmünde olmadığından mahkemeniz menfi tespit isteminin kabulüne ilişkin kararının onanması düşüncesindeyim.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi