18. Ceza Dairesi 2019/7004 E. , 2019/12700 K.
"İçtihat Metni"KARAR
Hakaret suçundan sanık ..."nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 125/1, 125/1-4, 62 ve 52. maddeleri gereğince 1.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Şile Asliye Ceza Mahkemesi"nin 31/10/2017 tarihli ve 2017/223 esas, 2017/350 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre; sanık hakkında hakaret suçu ile birlikte işlediği tehdit suçu yönünden verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi"nin 27/09/2017 tarihli ve 2017/4374 esas, 2018/2040 sayılı kararı ile “... Olayın tek tanığı olan Zülfikar Yıldız"ın, yaşanan tartışma sırasında; ..."ın kullandığı motosiklet ile Şile İlçesine doğru seyir halinde iken, trafik polisleri tarafından motosikletin bağlandığını olay yerine çekicinin çağrıldığını, motosikletin çekiciye yüklenmesi sırasında ..."in cep telefonu kamerası kayıt yapmaya başladığını, bu nedenle taraflar arasında tartışma yaşandığını, tartışma sırasında çekiciyi kullanan şahsın, ..."i ittirdiğini ve küfür ederek oradan ayrıldığını beyan etmesi karşısında, katılanın tehdit suçuna ilişkin doğrulamayan soyut beyanlarının iddia aşamasında kaldığı ve dosyadaki deliller ile sanığın savunmasının aksinin ispatlanamadığı, tüm dosya kapsamına göre şüphenin sanık lehine yorumlanması suretiyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği vicdani kanısına varıldığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiş ve bu nedenle sanık müdafinin istinaf nedenleri yerinde görülmüş, ancak bu aykırılık CMK"nın 303/1-a. maddesi uyarınca yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın, düzeltilebilir nitelikte görüldüğünden istinaf edilen ve sanık hakkında kurulan tehdit suçuna ilişkin kararın 3. bendinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine "BERAATİNE, paragrafın eklenmesi suretiyle, CMK"nın 303/1-a maddesi uyarınca DÜZELTİLMESİNE, kararın bu şekilde CMK"nın 280/1-a. maddesi uyarınca DÜZELTİLMEK SURETİYLE ESASTAN REDDİNE” şeklinde karar verildiği, Mahkemesince sanığın somut olayda tehdit suçuyla birlikte işlediği kabul edilen hakaret suçundan da mahkumiyetine karar verildiği, ancak olayın tek tanığı olan Zülfikar Yıldız"ın beyanlarının kovuşturma aşamasında başka delillerle doğrulanmadığı, beyanlarının iddia aşamasında kaldığının anlaşılması karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
I- Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/04/2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu"nun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulu"nun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
İnceleme konusu somut olayda; Mahkemece, deliller değerlendirilerek sanığın, hakaret suçu sabit kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğuna göre, delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, ceza hükmü kurulmasına yeterli delil elde edilemediği gözetilmeden beraatı yerine mahkumiyetine karar verilmesi gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmek gerekmiştir.
II- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, Kanun yararına bozma isteminin takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK"nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığı"na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na TEVDİİNE, 23/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.